Adnan Oktar’dan Duyurudur

Son dönemlerde çeşitli siyasetçilerin, gazetecilerin ve ünlü isimlerin Epstein dosyasında yer aldığına dair iddialar, gündemin en kritik yerine oturdu. Türkiye'deki en önemli gündem maddelerini unutturmak ve özellikle derin devletin gündemini canlı tutmak amacıyla görevlendirilmiş bir kısım isimler ise hemen devreye girdi ve bilindik görevlerini yerine getirmeye başladılar. Her konuyla olduğu gibi bu konuyla da müvekkili ilişkilendirmeye çalıştılar.

Barış Terkoğlu, Nedim Şener, Edip Yüksel gibi isimler, başından beri müvekkille ilgili sahte manipülasyonlar konusunda derin devletin verdiği görevleri canla başla yerine getiren Sözcü TV ve yine hiç şaşırmadığımız birtakım isimler, adeta oldukça önemli bilgilere vakıflarmış gibi bir üslup takınarak, yine konuyu müvekkile getirdilerAynı isimlerin benzer ortamlarda sürekli aynı tür yalanları tekrar etmeleri, artık etraflarındaki kişileri de bıktırmış olacak ki, açık oturumlarda Barış Terkoğlu tarzı derin devlet piyonları tarafından zikredilen Adnan Oktar iddiaları, artık taraftar bulamamaya başladı.

Barış Terkoğlu, müvekkili gündem yapabilmek uğruna, Epstein tarzı dünyadaki ilgi çekici dosyalarla zoraki benzerlikler bulmaya çalışmakta, müthiş analizler yapmış gazeteci edasıyla bu manasız benzerlikleri, keşfedilmiş en önemli deliller gibi anlatmakta, etrafındakilerin ilgisizliğini, sıkılmışlığını, anlatılanları anlamsız karşılayan bakışlarını dahi kavrayamamakta, kendince müvekkil hakkında algı yaratmak uğruna içine düştüğü, gazeteciliğin yüz karası durumu fark edememektedir. Derin devletin emrinde çalışmak, işte insanları böyle acınası duruma getirmektedir.

Ancak müvekkilin her zaman belirttiği gibi, Barış Terkoğlu ve onun gibi derin devlet için çalışan gazetecilerin bu tarz yaptıkları her şey, sarf ettikleri her kelime, yaptıkları her itham, KENDİ KADERLERİNDEDİR. Bu kişiler de, diğer tüm insanlar gibi, ALLAH'IN BELİRLEMİŞ OLDUĞU KADERİN DIŞINA ASLA ÇIKAMAZLAR. Dolayısıyla, yaptıkları da söyledikleri de ALLAH'IN KONTROLÜNDEDİR ve onların yaptıkları her şey, aleyhe gibi görünse de, MUTLAKA MÜVEKKİLİN LEHİNE SONUÇLANMAKTADIR.


Gazeteci Barış Terkoğlu



Gazeteci Nedim Şener

Adnan Oktar Davası Sanıklarının, Laboratuvar İncelemelerinin TEMİZ Çıkması, 7 Suçtan BERAAT Etmeleri ve Sessizliğe Bürünen Gazeteciler

Daha önce de müvekkil ve arkadaşlarını FETÖ ile ilişkilendirmeye çalışan, onlara casus yakıştırması yapan, her türlü illegal dosya ile bağlantı kurmaya çalışan bu isimler, müvekkil ve arkadaşlarının FETÖ'ye Yardım ve Askeri Casusluk başta olmak üzere TAM 7 ANA SUÇLAMADAN BERAAT ALMALARI üzerine SESSİZLİĞE BÜRÜNMÜŞLERDİR. Ancak, emrinde oldukları derin devletin talimatıyla, "yalana devam" politikalarını görüyoruz ki sürdürmekte kararlılar.

Epstein dosyasıyla müvekkili yakından veya uzaktan ilişkilendirebilecek herhangi bir bilgi, belge, iddia, isim bulunmadığı ve BULUNAMAYACAĞI gibi, müvekkilin imani ve ahlaki hassasiyetleri çok yüksek olan dindar yaşamının, bütün bunlarla bağdaştırılabilmesi imkansızdır.

Burada ilginç olan, müvekkil ve arkadaşlarının, her bakımdan SON DERECE TEMİZ İNSANLAR OLDUKLARINA DAİR RESMİ RAPORLAR BU KADAR NETKEN, derin devletler tarafından görevlendirilmiş piyonların, neden ısrarla bu yalan üzerinde yoğunlaştıklarıdır. Elbette bunun sebebi, camiayı kendilerince karalayabilmek, özellikle cinsel içerikli konularla suçlayarak itibar suikastını mümkün kılabilmek ve bu tip suçlamalarla dikkatleri dağıtarak, müvekkil ve arkadaşlarının tüm suçlamalardan aklandığını mümkün olduğunca gizleyebilmektir.

Şu durumda yine bu gerçekleri hatırlatmak bizlere düşmektedir:

11 Temmuz 2018 tarihinde yapılan Adnan Oktar operasyonundaTOPLAM 125 EVE ŞAFAK BASKINI YAPILDI VE 168 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI.

Gözaltına alınan 168 kişi, DERHAL sağlık kontrolüne götürüldü ve MÜVEKKİL DAHİL OLMAK ÜZERE, 168 kişinin her birinden LABORATUVAR ÖRNEKLERİ alındı. Bu laboratuvar örneklerinde;

  1. 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU MADDE ÇIKMADI,
  2. 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ ALKOL İZİNE RASTLANMADI,
  3. 168 kişinin her birine ait örneklerinin laboratuvar incelemesi ile ilgili olarak Adli Tıp Kurumu tarafından aşağıdaki ibare yer aldı:
    18.07.2018 tarihli, 40968900-101.02-2018/66937 sayılı Adli Tıp Raporu
  4. Tam 125 EVE BASKIN YAPILDI ve TEK BİR KADIN VEYA TEK BİR ERKEK DAHİ UYGUNSUZ BİR DURUMDA YAKALANMADI,
  5. Evlerden ALKOL ŞİŞELERİ, SİGARA PAKETLERİ ÇIKMADI,
  6. Evlerde TUTSAK TUTULAN TEK BİR KADIN DAHİ BULUNMADI.

VE HATTA;

Adnan Oktar ve arkadaşları, yıllarca uğruna hapis yattıkları ve haklarında, aylar hatta yıllar boyunca iftira haber yapılan suçlamalardan BERAAT ETTİLER.

Beraat edilen suçlar şunlardır:

  • FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM (TCK 220/7) – 16.11.2022
  • SİYASAL VE ASKERİ CASUSLUK (TCK 328) – 16.11.2022
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204) – 28.02.2025
  • RESMİ BELGEYİ BOZMA, YOK ETME VEYA GİZLEME (TCK 205) – 28.02.2025
  • NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK (TCK 158) – 24.04.2025
  • SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA (TCK 282) – 26.05.2025
  • KAÇAKÇILIK (5607 SAYILI KANUN 3/18) – 28.02.2025

Söz konusu beraat kararları KESİNLEŞMİŞTİR.

Müvekkil ve arkadaşları hakkında, şu an beraat kararı alınmış olan FETÖ ile iltisak konusunda da akıl almaz yalanlar söylenmişti. Oysa daha soruşturma aşamasında, müvekkil ve arkadaşları hakkında yapılan FETÖMETRE değerlendirilmesinde, MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ FETÖ İLE UZAKTAN YAKINDAN HİÇBİR BAĞLANTISININ OLMADIĞI BİLİNMEKTEYDİ.

Adnan Oktar ve Arkadaşları Hakkında 2018 Tarihli FETÖMETRE Değerlendirmesi

İstanbul 30 ACM de 2019/313 E sayılı dosyanın soruşturma safhasında;

“FETÖ Silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım etme” iddiasına yönelik olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 30.07.2018 tarih ve 58604142.66693.(63044).D2-38854 sayılı yazıları ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yürüttüğü 2018/117729 sayılı soruşturmasına istinaden müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığına ilişkin bilgi talep edilmiştir.

GELEN RAPORDA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE 235 KİŞİNİN BİRDEN FETÖ İLE HİÇBİR BAĞININ TESPİT EDİLMEDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.

Bu rapora göre müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık ile ilgili olarak;

1. BYLOCK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

2. BANK ASYA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

3. KRİZ MERKEZİ VERİSİ başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

4. SORUŞTURMALAR başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

5. BELGE EVRAK/DERNEK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

6. ŞİRKETLERİ SORUŞTURMA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

7. ŞİRKETLERİ BANK ASYA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

8. ŞİRKETLERİ BELGE EVRAK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

9. ŞÜPHELİ ŞİRKETTE SGK KAYDI başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

10. KHK İLE İHRAÇ EDİLENLER başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.

11. TEPE YÖNETİMLE İRTİBAT başlığında ayrıca tutanak tanzim edilmiş olup, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst düzey yöneticisi olduğu kabul edilen 72 şahsa ait olduğu bildirilen 336 GSM numarasının 01.01.2006 – 01.01.2016 TARİHLERİ ARASINDAKİ 10 YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN HTS KAYITLARI KULLANILARAK YAPILAN SORGULAMA SONUCUNDA SANIKLAR HAKKINDA HİÇBİR KAYDA RASTLANMAMIŞTIR.

Doğruları Bir Türlü Dile Getiremeyen Kiralık Basın

Müvekkil ve arkadaşları hakkında sürekli yalan haber yapan, gündeme oturan her anormal haber ile müvekkili ilişkilendirmeye çalışan Barış Pehlivan veya Sözcü TV gibi aktörler, müvekkil ve arkadaşlarının, TÜM SUÇLAMALARDAN AKLANMIŞ olmasının hazımsızlığı içindedirler. "Ya tutarsa" mantığıyla ortaya atılan suçlamalar, müvekkil ve arkadaşlarında TUTMAMIŞTIR:

  • Ani şafak baskını sonrası, müvekkil ve arkadaşlarının kanında uyuşturucu madde çıkacağı beklentisi, TUTMAMIŞTIR.
  • "İllaki herkesin FETÖ ile bir bağlantısı olur" mantığıyla eklenen FETÖ ile iltisak suçu, müvekkil ve arkadaşlarında TUTMAMIŞTIR.
  • "Dolandırıcılık suçunu bir şekilde bir yerden buluruz, yoksa da üretiriz" mantığıyla türlü çeşit mali suç eklenmiş, ancak bunların da hiçbiri TUTMAMIŞTIR(BERAAT edilen 5 suç, mali suçtur)

Şu an müvekkil ve arkadaşlarının hala hapiste kalmalarına gerekçe olan suçlama, cinsel suçlardır. Bu suçlamalar hakkındaki savunmalar sırasında;

  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN YURTDIŞINDA OLDUĞUNUN İSPATLANMASI,
  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN HASTANEDE KEMOTERAPİ GÖRDÜĞÜNÜN İSPATLANMASI,
  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN TAMAMEN BAŞKA BİR NOKTADA BULUNDUĞUNUN HTS KAYITLARIYLA İSPATLANMASI,
  • Zorla şikayetçi yapılan müştekilerin ALENEN YALAN SÖYLEDİKLERİNİN İSPATLANMASI,
  • Ortada hiçbir suç olmadığını delileriyle izah eden, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. Mahmut Koca, Yargıtay 5. Ceza Dairesi Onursal Başkanı Ahmet Ceylani Tuğrul, Prof. Dr. Osman Can, Prof. Dr. Fatih Birtek, Prof. Dr. Mustafa Fatih Yavuz gibi duayen hocaların yazdıkları HUKUKİ VE BİLİMSEL MÜTALAALAR,

DİKKATE DAHİ ALINMAMIŞTIR.

Sanıklar lehine ifade verecek olan tanıklar, özellikle DİNLENMEMİŞTİR.

Cinsel isnatlarda bulunan müştekiler ile sanıklar arasında -en hayati konu olan- YÜZLEŞTİRME YAPILMAMIŞTIR.

Daha da önemlisi, sanıklara bu suçlamaları yapan genç kadınlar, soruşturma aşamasında Emniyete getirilmiş, "dosyada ismin şüpheli olarak geçiyor, eğer şikayetçi olursan onlarla birlikte tutuklanmaktan kurtulursun" TEHDİDİ ile müşteki hale getirilmişlerdir.

Dolayısıyla, dava dosyasında cinsel suçlamalar durmaktadır; çünkü tehditle müşteki yapılan bu kadınların YALAN BEYANLARI esas alınmış, yukarıda saydığımız ASIL DELİLLER YOK SAYILMIŞTIR.

Cinsel suç atacak birilerini bulmak, tehditle, menfaatle veya korkutarak onlara yalan beyan verdirmek, sadece onların yalan beyanlarını esas almak ve o beyanlara dayanarak mahkumiyet vermek, maalesef artık ülkemizde çok kolaylaşmıştır.

Mahkemeler, kumpasa uygun olarak, sanıklar lehine somut delilleri, hatta kendilerini yetiştiren hocaların hazırladıkları mütalaaları dahi GÖRMEZDEN GELMİŞtehditle müşteki yapılmış kadınlarının YALAN BEYANLARINI TEK BAŞINA DELİL SAYMIŞTIR.

Cinsel suçlardan tutukluluğa ve haksız hükme dayanak bulmak, kumpasçılar için genellikle çok kolaydır. Adnan Oktar davası, işte bu yüzden bu sahte temele dayandırılmıştır.

Adnan Oktar'ı Gündem Yapma İhtirasının Kaynağı

Tüm bunlar o kadar ortadadır ki, Barış Pehlivan, Nedim Şener veya Sözcü TV gibi derin devlet piyonlarının her absürt konuyu müvekkile bağlama çabaları, gazeteciliklerinin sorgulanır olmasına neden olmuştur. Ne zaman bu yönde bir iddia ile ortaya çıksalar, ortama bir sessizlik hakim olmakta, yalanlarına destekçi bulamamanın çaresizliğiyle konuyu değiştirmek zorunda kalmaktadırlar.

Türkiye'de çok fazla mafya üyesi, oldukça fazla fuhuşa ve uyuşturucuya bulaşan kişi vardır. Dikkat edilirse, yukarıda adı geçen gazetecilerin hiçbiri, bunlar hakkında en ufak bir söz dahi sarf etmezler, bir satır yazı dahi yazmazlar, hatta bu kişilerin kazara isimlerini dahi geçirmezler. Çünkü gerçek suçluyu bilirler; başlarına dert almak istemezler. Müvekkile yönelmelerinin tek nedeni, MÜVEKKİLİN SUÇSUZ OLDUĞUNDAN ADLARI GİBİ EMİN OLMALARI ama DERİN DEVLETİN HEDEFİNDE DE MÜVEKKİLİN OLMASIDIR.

Ancak, KUMPASÇILAR DA ONLARIN DESTEKÇİLERİ DE YENİLMİŞLERDİR. "Ya tutarsa" mantığı, müvekkil ve arkadaşları söz konusu olduğunda TUTMAMIŞTIR. Adnan Oktar dosyasında, gerçekte var olan TEK BİR SUÇ DAHİ YOKTUR. Dünyada ve ülkemizde bu kadar fazla kişi uyuşturucu, fuhuş ve alkol batağının içine düşmüşken, BU TOPLULUK HER ZAMAN TEMİZLİĞİNİ KORUMUŞTUR. Kumpas destekçilerinin manipülasyonlarına değil de, yukarıda sunduğumuz RESMİ BELGE VE RAPORLARA bakan her insan, bunu ayan beyan görecektir.

Müvekkil hakkında bu kadar yalan söylenmesinin sebebi ise, müvekkilin başarılarıdır. Müvekkil;

  1. Tüm dünyayı, özellikle ülkemizi, KURAN'DAKİ GERÇEK İSLAM'LA TANIŞTIRMIŞTIRBağnaz zihniyetin bütün etkisini ve hakimiyetini yıkmış, aydınlık bir gençlik oluşturmuştur.
  2. Herkese, İSLAM'IN YAŞANABİLİR BİR DİN OLDUĞUNU göstermiştir. Bu, bağnazlığı yayıp, Türkiye'yi hakimiyetleri altına almak isteyenlerin hiç işine gelmemiştir.
  3. Dünya çapında DARWİNİZM'İ YERLE BİR ETMİŞTİR. 2 yüzyıldır adeta despot bir şekilde korunan Darwinizm, müvekkilin çabaları karşısında yok olmuştur.
  4. Darwinizm'in yok edilmesiyle, bu ideolojiyi kendisine esas alan KOMÜNİZM, EŞ ZAMANLI YIKILMIŞTIR. Müvekkil, komünizmin zihniyetini yıkmayı başaran İLK KİŞİ olmuştur.

Müvekkili susturma çabalarının asıl sebepleri bunlardır. Derin devlet menşeli bir kısım basının alakasız konuları müvekkile bağlama çabaları da bundandır. Bu mihraklar, müvekkilin, her tür uydurma suçtan aklandığını görmekte ve PANİĞE KAPILMAKTADIRLAR. İftiraların kendisine etki etmediğini anlamış durumdadırlar. Şu an yaptıkları, ancak son çırpınışlardır.

Ancak başta da belirttiğimiz gibi, bu çabalar daima müvekkilin lehine dönmektedir. Öyle olmaya da devam edecektir.

Gerçek, mutlaka ortaya çıkar ve galip gelir. Müvekkil, Allah'ın izniyle, gerçekleri ortaya çıkarma çabasının mutlaka sonuç vereceğinden emindir.

Bütün bu hususları kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.08.02.2026

Daha yeni Daha eski