Adnan Oktar’dan Duyurudur
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NA,
Bilindiği gibi müvekkil Adnan Oktar, uzun yıllar boyunca evrim teorisinin geçersizliğine dair çok önemli çalışmalar yapmış, bilimsel delillere dayanan kıymetli eserler hazırlamıştır. Bu eserler ve belgeseller vesilesi ile evrim teorisi, başta ülkemiz olmak üzere Avrupa, Amerika ve tüm dünyada ciddi şekilde kan kaybetmiş ve müvekkilin tanımlamasıyla Darwinist Diktatörlük tarafından yüz yıl boyunca korunan bu sahte teori, artık herkes tarafından sorgulanır olmuştur.
Müvekkilin ortaya koyduğu bilimsel deliller öylesine güçlüdür ki, ulaştığı her makamı etkisi altına almış ve hayatını Darwinist ideolojiyi savunmaya adamış bilim adamları dahi, evrim teorisini terk etmişlerdir. Yıllar boyunca Hristiyan bilim adamlarının gerçekleştiremediği etkiyi, müvekkil, çok değerli kitapları ve çalışmaları ile gerçekleştirmiş, hatta bu durum, Avrupa Konseyi'nde evrim adına vahim bir tablo olarak gündeme getirilmiştir.
Lüksemburglu politikacı Anne Brasseur, Avrupa Konseyi'nde basın toplantısı sırasında, müvekkilin hazırlamış olduğu Yaratılış Atlası'nı kaldırıp gazetecilere göstermiş ve kitabın, evrim teorisi için ciddi bir tehdit olduğunu anlatarak, endişelerini dile getirmiştir.
(Kaynak: https://www.dailymotion.com/video/x183dio)
Müvekkil, evrim teorisinin 1800'lü yıllardan bu yana devam eden hükümranlığını, tam anlamıyla ortadan kaldırmıştır.
O vakte kadar, din adamları dahi, Allah'ın varlığına karşı geliştirilmiş olan bu teoriye bir cevap veremezken, müvekkil, bu konuda en kesin, en net ve en bilimsel cevabı vermiştir.
Bu süreçte ülkemiz bu gelişmelerden oldukça olumlu şekilde etkilenmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı, 2017 yılında EVRİM TEORİSİNİ MÜFREDATTAN ÇIKARMIŞTIR. Bu, çocuklarımızın, Allah'ı inkar eden sahte teorileri bir gerçekmiş gibi öğrenmelerinin önünü kesen, gerçek bilimsel eğitimi almalarını sağlayan oldukça önemli bir gelişmedir.
Zira bu süreçten sonra, ülkemizde yetişen gençler, EVRİM TEORİSİNİ CİDDİ ŞEKİLDE SORGULAYAN, BİLİMSEL GERÇEKLERİ daha iyi kavrayıp sonuçlar çıkarabilen, AKILLARI VE İRADELERİ BLOKE ALTINA ALINMAMIŞ bireyler olarak yetişmişlerdir. Özellikle üniversitelerin biyoloji bölümlerinde, öğrencilerin, kayıtsız şartsız kabul etmeye alıştırıldıkları evrim teorisini artık sorgular hale gelmelerinin nedeni budur.
Müvekkilin önemle belirttiği gibi, EVRİM TEORİSİNİN SAHTELİĞİ, BİLİMİN SÖYLEDİĞİ BİR GERÇEKTİR. Bilimsel tüm deliller, evrimi kesin olarak reddetmiştir. Dolayısıyla, şu ana kadar gelinen aşama, ülkemiz adına oldukça güçlü ve önemli bir aşama olmuştur.
Evrim Teorisinin Militan Savunucularının Rahatsızlığı
Elbette bu gelişmeler, evrim teorisinin militan savunucularını ciddi şekilde rahatsız etmiştir. Hayatlarını bu sahte teoriyi savunmaya adayan, bu uğurda Allah inancına karşı çıkmak için çaba içinde olan ve evrim teorisinin safsata olduğunu bildikleri halde, sahte idealleri uğruna bu zihniyetten vazgeçmeyen kişiler, müvekkilin bu başarısından ciddi bir rahatsızlık duymuşlardır.
Türkiye'de her şey bilimsel anlamda doğru bir sürece giriyorken, bahsini ettiğimiz kişiler, eleştiriler yağdırmaktan vazgeçmemişlerdir. Özellikle Türkiye'de evrimin müfredatta OLMAYIŞI, çocuklarımıza ve gençlerimize bu yalanın ÖĞRETİLMİYOR oluşu, bahsini ettiğimiz Darwinistler için dehşet verici bir durum haline gelmiştir.
Buna en belirgin örnek Prof. Dr. Celal Şengör'dür. Celal Şengör, müvekkile göre, bir bilim adamı olarak EVRİMİN SAHTE BİR TEORİ OLDUĞUNU ÇOKTAN ANLAMIŞTIR. Ancak, sırf ideolojik sebeplerden dolayı, teoriyi halen canla başla savunmaktadır.
Ateist kimliğiyle bilinen Şengör, bu kimliğini muhafaza edecek bilimsel bir altyapı bulabilme ihtiyacıyla, aslında bir safsata olan evrim teorisini kurtarıcı olarak görmektedir. Bu savunma şekli ise, karşı tarafa BİLİMSEL DELİLLER GETİREREK DEĞİL, genellikle ŞAMATAYLA, TEHDİTKÂR, KAVGACI SÖZLERLE gerçekleşmektedir. Bu bile başlı başına, teorinin bilimsel olarak savunulacak bir yanı olmadığını, ancak demagojiyle, suçlayıcı üslupla ayakta tutulmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki, burada müvekkilin eleştiri konusu, Celal Şengör'ün inancı değil, Celal Şengör gibi bir bilim adamının, gerçekleri bilmesine rağmen evrim gibi bir safsatayı savunuyor oluşudur. Yoksa müvekkile göre kişiler, inançlarında tümüyle özgürdürler. Müvekkilin, her zaman her inanca ve her görüşe saygısı vardır.
Prof. Dr. Celal Şengör
Celal Şengör'ün Milli Eğitim Bakanına Yönelik Haddi Aşan Sözleri, Kabul Edilebilir Değildir
Sn. Celal Şengör, yukarıda tarif ettiğimiz tehditkar tutumunu, Milli Eğitim Bakanımıza yönelik olarak dahi göstermiştir. Katıldığı bir TV programında Şengör, Milli Eğitim Bakanı Sn. Yusuf Yaşar'a yönelik olarak şu sözleri sarf etmiştir:
Celal Şengör: KİTAPLARA DARWİN'İ KOYMAYAN, EVRİMİ KOYMAYAN HAİNDİR, bak, VATANINA İHANET ETMEKTEDİR, MİLLETİNE İHANET ETMEKTEDİR, AKLA İHANET ETMEKTEDİR. Ben bunları, MİLLİ EĞİTİM BAKANININ EŞİ, KARŞIMDA OTURURKEN SÖYLEDİM.
Celal Şengör, Milli Eğitim Bakanımıza yönelik ağır sözlerini, İlber Oltaylı ile birlikte katıldığı, Fatih Altaylı'nın sunduğu TekeTek programında da sarf etmiştir:
Celal Şengör: "Liseye kadar din dersi doldurdu. EVRİMİ AYIKLIYOR, FİZİK DERSİNİ AYIKLIYOR. SUYU ÇIKAR, BUNU ANLATAMIYORUZ BU HERİFE."
İlber Oltaylı: Anlatmana gerek yok zaten, 1,5 seneyi bulmayacak seçimden sonra başkası gelecek."
Sayın Bakanımızı, yukarıdaki ifadelerden tenzih ederiz.
Celal Şengör, Sayın Bakanımıza yazmış olduğu bir mektupta da, tehditkâr üslubunu sürdürmüştür:
"Millî Eğitim Bakanı,
Charles de Gaulle ve Pierre Loti okullarını tehdit ederek onların da kendi yarattığın ucube, gerici programı adapte etmelerini istiyorsun. UMARIM BU OKULLAR SENİ CİDDİYE ALMAZLAR. Bir ülkede faaliyet gösteren her orta öğretim okulu elbette o ülkenin Millî Eğitim Bakanının denetiminde olmak zorundadır. Ancak bu kural Türkiye’de artık geçerliliğini yitirmiştir, çünkü sen hem ülkemizin anayasasına ham de o anayasaya dayanan KANUNLARIMIZA AYKIRI, GERİCİ EĞİTİM PROGRAMLARI ÜRETİP BUNLARI OKULLARA DAYATMAK İSTİYORSUN. Charles de Gaulle ve Pierre Loti okulları tabiatıyla öncelikle anayasayı ve kanunları göz önünde bulundurmak zorundadırlar, onları zedeleyen seni ve hempanı değil. Dolayısıyla, sen anayasaya ve kanunlara aykırı işler yaptıkça, lâik bir sistemle yönetilmeye çalışılan ülkemizde lise giriş imtihanlarına din ve fen sorularını aynı ağırlıkta koydurdukça, aslında yasaklanması gereken tarikatları okullarımıza soktukça seni kimse dinlemez, çünkü bu anayasamıza aykırıdır. SERSEM TROLLERİN okullarımızı CHP programı öğretmekle itham ediyor. BU TUMTURAKLI YALAN KİMİ KANDIRIYOR SANIRSIN?
Milli Eğitim Bakanımıza Yönelik Tehditkar Sözler, Asla Yıldırıcı Olmamalıdır
Celal Şengör'ün, devletin bakanına yönelik milyonlar karşısında sarf ettiği bu ağır sözler, Sayın Milli Eğitim Bakanında bir tedirginlik oluşturmuş olacak ki, bu sözlerden sonra Milli Eğitim Bakanlığı, evrim konusunda eski kararlılığını yitirmiş, daha ortalı bir üslup izlemeye başlamıştır.
Evrimi savunan yayınlarda bu husus, adeta bir başarı hikayesi olarak gündeme getirilmiştir:
Önceki Müfredatta Yer Alan İfadeler:
Yeni Müfredatta Yer Alan Değiştirilmiş İfadeler
Milli Eğitim Bakanlığının evrim konusunda kararlılığını kaybetmesi, müvekkile göre, genel olarak Türk halkı üzerinde, özellikle de gençler üzerinde olumsuz etkilere sebep olmuştur. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı'nın, bilimsellikle hiçbir ilgisi olmayan evrime karşı tavır almış olması; gençlerimizin bilime güvenlerinin daha da artması, gerçekleri araştırıp anlamaları ve doğruları kabul edip özgüvenle anlatmaları yönünde çok önemli etkilere vesile olmuştu. Gençlerimiz, bir safsatayı sorgulayabilmiş ve kainatın yoktan yaratıldığını, bilimsel deliller ışığında görmüşlerdi. HER ŞEY BU KADAR NETKEN, Milli Eğitim Bakanımızın bir anda ortalı izahları tercih etmesi, gençler üzerinde kafa karıştırıcı olmuştur.
Bu kafa karışıklığı, gençler arasında ATEİZİMİN VE DEİZİMİN BİR ANDA ARTIŞ GÖSTERMESİYLE sonuçlanmıştır. Tarihler arasındaki istatistiklere bakıldığında, durumun böyle olduğu açıkça görülecektir.
Bilimsel Gerçeklerin Korkusuzca Savunulması ve Evrime Karşı Cesaretle Durulması Gerekir
Müvekkile göre, tüm bu değişimin, Celal Şengör'ün etkisiyle olması da önemli bir sorundur. Darwinist kimlikteki kişiler, geçmişten bu yana argümanlarını suçlayıcı bir üslupla, şamata çıkararak yapmaktadırlar. Bu üslubun ciddiye dahi alınmaması gerektiği kanaatindeyiz.
Dolayısıyla, müvekkile göre, Milli Eğitim Bakanımızın bu konudaki kararlılığını sürdürmesi çok önemlidir.
Darwinizm, zaten 19. Yüzyıldan bu yana, Darwinist diktatörlüğün baskısıyla, zorbalıklarla, tehditlerle gündemde tutulabilmiş bir teoridir. Profesörler yıllar boyunca, sırf işlerini kaybetmemek, öğrenciler ise okullarından atılmamak için evrim teorisinin geçersizliği konusunda tek kelime edememişlerdir. Şayet bu, gerçekten bilimsel bir teori olsa, böyle bir baskıcı sisteme ihtiyaç duyulur muydu? Elbette duyulmazdı. Bilimi savunan herkes, delilleriyle ortaya çıkar ve şu an her yönüyle ispatlanmış kuantum teorisi gibi, bu teori de ister istemez herkes tarafından kabul edilirdi.
Müvekkile göre teorinin şu anki sorunu, geçmişin aksine, ARTIK BU ŞAMATALARIN, BASKICILIĞIN DA BİR SONUÇ VERMİYOR OLUŞUDUR. Çünkü artık bütün dünya, MÜVEKKİL VESİLESİYLE, EVRİM TEORİSİNİN BİLİMSEL OLARAK TÜMÜYLE SAFSATA OLDUĞUNU GÖRMÜŞ durumdadır.
Dolayısıyla, Sayın Milli Eğitim Bakanımızın da bu şamata ve baskılara prim vermemesi gerekir. Zaten BİLİM, BU ŞAMATALARI ORTADAN KALDIRMAYA TEK BAŞINA YETMEKTEDİR.
Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, DARWİNİST DİKTATÖRLÜĞE KARŞI ARTIK HİÇ KİMSENİN SESSİZ KALACAK BİR DURUMU YOKTUR. Çünkü BİLİM, BU TOPLULUĞU DA FİKİRLERİNİ DE HER ŞARTTA YENMEKTEDİR. Sn. Celal Şengör'ün de saldırgan üslubu, kanaatimizce bu gerçeği istemeyerek ama çoktan KABUL ETMESİNDEN kaynaklanmaktadır.
TÜRKİYE, MÜFREDATTAN EVRİM SAFSATASINI ÇIKARARAK, GELECEK NESİLLER İÇİN EN BÜYÜK İYİLİĞİ YAPMIŞTIR. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZIN, BU KONUDA KARARLI OLACAĞINA İNANCIMIZ TAMDIR.
Bakanlığımızın takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 08.02.2026