05.02.2026 günü Halk TV ekranlarında yayınlanan “Ebru Baki ile Para Siyaset” programına katılan İsmail Saymaz Sayın Ekrem İmamoğlu’na açılan dava sayıları hakkında açıklama yaparken bir kişiye bu kadar çok sayıda dava açıldığı Menderes döneminden bu yana görülmemiş olduğunu ifade etmiştir. Sayın Saymaz’ın, hukuk ihlallerine dair tespitlerinde haklı olmakla birlikte, bu değerlendirmeleri yaparken bugün yaşanan tüm hukuksuzlukların ilk pratiği olarak kullanılan Adnan Oktar Davası dosyasındaki hukuksuzlukları yok sayması samimi olmamıştır. Müvekkil Adnan Oktar’ın görüş ve düşünceleri aşağıda kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Müvekkil Adnan Oktar, İsmail Saymaz’ın konuşmalarını ve üslubunu dürüst bulmaktadır. Şevkli, candan, gayretli üslubunu, samimi değerlendirmelerini, Anadolu ahlakı ve efendiliği taşıyan kişiliğini takdir etmektedir. Dürüstlüğüne duyduğu güvene binaen bazı hususlara dikkatini çekmek istemektedir:

Bahsi geçen yayında İsmail Saymaz, Ekrem İmamoğlu’na açılan dava sayısının Türk tarihinde 27 Mayıs darbesinden bu yana bir benzerinin görülmemiş bir örnek oluşturduğunu söylemiştir. 27 Mayıs darbesiyle idam edilen merhum Adnan Menderes’ten örnek vererek Adnan Menderes’e 13 civarı dava açıldığını o tarihten bu yana benzeri görülmemiş bir şekilde Ekrem İmamoğlu’nun bir davalar zincirine tabi tutulduğunu anlatmıştır.

Sayın Saymaz’ın tespitleri doğru olmakla birlikte noksandır. Her şeyden önce Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hakkında açılan davalardan adil bir yargılama sonucunda aklanarak özgürlüğüne kavuşmasını temenni etmektedir.

Ancak İsmail Saymaz Adnan Menderes davasından bu yana kimseye bu kadar çok dava açılmadığı ve isnatta bulunmadığı iddiasını dile getirirken şaşırtıcı bir şekilde müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılanları göz ardı etmiş görünmektedir.

Oysa, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI HAKKINDA, DAHA GÖZ ALTINA ALINDIKLARI ANDA DÖNEMİN İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ MUSTAFA ÇALIŞKAN TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMADA DA YER ALDIĞI ÜZERE, 33 AYRI SUÇ İSNADINDA BULUNULMUŞTUR.

11 Temmuz 2018’de düzenlenen operasyonla birlikte müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yayınlanan ve masumiyet karinesi başta olmak üzere en temel anayasal hakları ihlal eden basın duyurusunda 33 ayrı delilsiz suçlama vardır.


Yargılama boyunca bu isnatların tek bir tanesinin bile somut delili olmadığı, hepsinin iftira olduğu açığa çıkmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1 Ceza Dairesi 2021/696 E, 2022/258 K. Sayılı kararıyla Yerel Mahkeme’nin vermiş olduğu 10 bin yıllık ceza hükmünü somut delillere, kanunlara ve Yargıtay içtihatlarına dayanarak bozmuştur. İstinaf Mahkemesi kısa süre içinde husumetli müştekiler ve bazı destekçileri tarafından linç edilmiş, Hakimler hakkında hukuka aykırı olarak soruşturmalar başlatılmış, görevlerinden uzaklaştırılmış ve böyle bir kumpas davasında kanunlara göre davrandıkları için adeta cezalandırılmışlardır.

Tüm bunlar yaşanırken başta Sayın İsmail Saymaz gibi gazetecilerin ne yaptıkları ise, bugün hemen her gün “nasıl böyle bir şey olabilir?” diye feryat ettikleri hukuksuzlukların nasıl inşa edildiğini görmek açısından önemlidir. Unutmamak gerekir ki bugün başta Sayın Saymaz olmak üzere birçok gazetecinin feveran ettikleri hukuksuzlukların her birinin ilk pratiği Adnan Oktar Davası dosyasında yaşanmıştır. Ve o zaman bu hukuksuzlukların her biri, hukuksuzluk, haksızlık, vicdansızlık olduğu bilindiği halde sağ ve sol basınının büyük kısmının ortak hareketiyle halkımıza “olağan, normal, olması gereken” olarak lanse edilmiştir.

Halkımız irfan sahibi olduğundan tüm bu amansız karalamaya rağmen Adnan Oktar Davası dosyasının bir kumpas davası olduğunu anlamış ve iftiralara itibar etmemiştir. Ne var ki Adnan Oktar ve arkadaşları söz konusu olduğunda kumpasın her türlü hukuk dışı taktiğini savunanların birçoğu bugün kendi elleriyle meşrulaştırdıkları kumpas yöntemlerinin ne kadar hukuksuz olduğunu anlatmak durumunda kalmaktadırlar.

SAYIN İSMAİL SAYMAZ ŞU SORUYA SAMİMİYETLE CEVAP VERMELİDİR:

ADNAN OKTAR KOMÜNİST İDEOLOJİYE İNANSA VE DARWINİZM’İ ELEŞTİRMESEYDİ, O ZAMAN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINA YAPILAN HUKUKSUZLUKLAR İSMAİL SAYMAZ’IN GÜNDEMİNDE OLACAK MIYDI, OLMAYACAK MIYDI?

Bugün hukuksuz, haksız ve adaletsiz olduğunu bile bile müvekkil Adnan Oktar aleyhindeki kampanyalara destek verenlerin birçoğu bunu ideolojilerinin yenilgiye uğramasının acısıyla yapmaktadır.

Eğer Adnan Oktar,

  • Komünizmin temel dayanak noktası olan Darwinizm’i bilimsel olarak yerle bir etmiş olmasaydı,
  • Komünizmin aileyi, ahlakı, kadına değer verilmesini hiçe sayan gerçek yüzünü ortaya koymamış olsaydı,
  • Komünist grupların ortalığı adeta boş bulup gençleri yanlış bilgilendirmelerinin son bulmasını sağlamasaydı,
  • Bağnaz zihniyetin açmazlarını gösterip gençlerin Kuran Müslümanlığını sevmesine vesile olmasaydı,
  • Bir de üstüne bazı Müslüman yazarlar gibi komünist ideolojiyi savunsaydı

Şu an başta İsmail Saymaz olmak üzere birçok gazeteci var güçleriyle müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılan hukuksuzlukları teker teker, belki de kendilerinden çok daha güçlü bir şekilde, her platformda var güçleriyle anlatıyor, Adnan Oktar ve arkadaşlarını savunuyor olurlardı.

SAYIN İSMAİL SAYMAZ’IN BUGÜN YAŞANAN HUKUKSUZLUKLARIN ZEMİNİNİ BAZI GAZETECİ ARKADAŞLARIYLA BİRLİKTE İNŞA ETTİKLERİ GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMESİ GEREKİR

11.07.2018 yılında müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına düzenlenen polis operasyonu sonrasında Türkiye’de yayın yapan neredeyse tüm gazete ve televizyonlar ortak bir dille suç isnatlarını sanki ispatlanmış birer gerçek gibi, müvekkil ve arkadaşlarına tek bir kelime savunma ve kendilerini anlatma hakkı tanımadan yayınlıyorlardı. Bugün Sayın Saymaz’ın İmamoğlu Dosyasında yapılan haberlerde eleştirdiği ve eleştirmekte de son derece haklı olduğu her şey müvekkil ve arkadaşlarıyla ilgili haberlerde en yüksek dozda uygulanıyordu. Evdeki tablolardan tansiyon aletine, dolapta asılı duran kıyafetlerden güvenlik kameralarına kadar her şey için bir suç uyduruluyordu. Hem sağ hem sol basın çoğu zaman milli bir mesele de dahi ittifak edemezken tarihlerinde belki de ilk kez ittifak ediyor ve Cumhuriyet tarihinin en büyük, en acımasız, en çirkin ve en hukuksuz linç kampanyasını birlikte coşkuyla yürütüyorlardı.

BU KAMPANYANIN ÖNCÜLERİ ARASINDA İSE NE YAZIK Kİ SAYIN İSMAİL SAYMAZ VE BAZI GAZETECİ ARKADAŞLARI VARDI.


Operasyonun ilk gününden itibaren yaşanılan hemen her hukuksuzlukta sevinçle sürekli aleyhe haber yapan bu gazeteciler, o dönemde yapılan her bir hukuksuzluğu tek tek şevkle, heyecanla, sevinçle destekleyerek bugün kendileri de dahil çok geniş bir kesimi mağdur eden hukuk kabusunu elleriyle inşa ettiler.


  • Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları haksız yere, aleyhe tek bir somut delili olmadan, korku ve baskıyla verilen müşteki ve etkin pişman ifadeleriyle tutuklandılar, SEVİNÇLE HABER YAPTINIZ.
  • Hatta bu hukuk dışı operasyonu yapanları, insanları müşteki ve etkin pişman olmaları için korkutanları, yalan beyanlar üretenleri TEBRİK ETTİNİZ.
  • Türkiye’nin belki de en iyi eğitimli, seçkin, nezih insanların evlerine ve iş yerlerine sabaha karşı baskın yapılmasını ALKIŞLADINIZ.
  • Operasyon esnasında tertemiz, vatansever, masum genç kadıların yüzüstü yere yatırılıp elleri sırtlarında kelepçelenip alınlarına uzun namlulu silah dayatılarak saatlerce tutulmasını ONUR DUYULACAK BİR ŞEYMİŞ GİBİ YAYINLADINIZ.
  • Genç kızların cezaevlerine doldurulmalarını “şimdi akıllanırlar” manşetleriyle COŞKUYLA DESTEKLEDİNİZ.
  • Masum insanlar Türkiye’nin dört bir yanına ailelerinden ve avukatlarından yüzlerce kilometre öteye onlarca farklı cezaevine dağıtıldılar diye MUTLU OLDUNUZ.
  • Kapı kapı tüm cezaevlerini dolaşıp insanları “ya Adnan Oktar’a iftira at çık, ya da bir daha mavi gökyüzünü göremezsin” diyerek etkin pişman olup iftira atmaları için baskı kuran avukatları DESTEKLEDİNİZ, ALKIŞLADINIZ, TEBRİK ETTİNİZ.
  • Cezaevine girmekle tehdit edilen ya da cezaevine konulup bir daha çıkamayacakları söylendiği için dehşete kapılan insanlar etkin pişman oldular, iftira attılar diye SEVİNÇ DUYDUNUZ.
  • İftira olduğu alenen belli olan yalanları bile bile aylarca her gün “Bakın neler olmuş” diye halkta infial oluşturmak amacıyla HEYECANLA KULLANDINIZ.
  • Hakkında gizlilik kararı olan dosyaların içeriğine, savunma avukatları ulaşamazken, siz sayfalarca köşelerinizde yayınlayıp kanallarınızda NEŞE İÇİNDE ANLATTINIZ
  • Ağır kanser hastası, beyin kanaması geçirmiş, kronik hayati hastalıkları olan kadınlar ve erkekler tutuklanınca adeta OH OLSUN YAYINLARI YAPTINIZ.
  • Bazı ağır hastalar Devlet Hastanesi raporuyla tahliye edilince dertlendiniz, hasta olduklarını bildiğiniz halde yeniden tutuklansınlar diye kampanyalar yaptınız, İNSANLARI ÖLÜME GÖNDERMEKTEN GOCUNMADINIZ.
  • Evlatları tutuklanınca üzüntüden kahrolup vefat eden onlarca aileye bir kere bile şefkat duymadınız, çocukları cenazelerine dahi katılamayınca MUTLU OLDUNUZ.
  • Nesillerdir faaliyet gösteren aile şirketlerine, insanların tertemiz helal kazançlarına, hatta emekli maaşlarına dahi sözde suç örgütü geliri denilerek el konulduğunda BRAVO DEDİNİZ.
  • Müvekkil Adnan Oktar’ın 100 yaşındaki ağır hasta annesinin ömür boyu çalışıp hak ettiği emekli ikramiyesiyle aldığı mütevazi bir daireye dahi apar topar el konulup, hasta yatağıyla birlikte evinden çıkarıldığında ALKIŞLADINIZ.
  • Savunma avukatları sadece savunma yaptıkları için operasyonlara maruz kaldıklarında, ofislerindeki savunma evraklarına el konulduğunda ve tutuklarında MUTLULUK İÇİNDE HABERİNİ YAPTINIZ.
  • İstinaf Mahkemesi 1.5 yıl dosyayı inceleyip, 400 sayfa tek tek somut delille açıkladıkları bir gerekçeli kararla bozma kararı verince HUKUKUN UYGULANMASINDAN RAHATSIZ OLDUNUZ.
  • Elbirliğiyle kanunsuz ceza kararını kanuna uyarak bozan İstinaf hakimlerini linç ettiniz. 25 yıllık tecrübeli yüksek mahkeme hakimlerini, birkaç husumetli cahil kişinin yorumlarıyla HEDEF GÖSTERDİNİZ.
  • Sırf kanuna uygun karar verdiler diye İstinaf Hakimlerinin görevlerinden uzaklaştırılmalarını, haklarında soruşturmalar açılmasını, iftiraya maruz kalmalarını ALKIŞLADINIZ.
  • Binlerce iftiraya amansız bir karalamaya rağmen hukuk uygulandığında tahliye olan sanıklar hakkında masum olduklarını bildiğiniz halde yeniden tutuklansınlar diye KIŞKIRTICI HABERLER YAPTINIZ.
  • Yeniden tutuklanmalarını da SEVİNÇLE HEYECANLA HALKA DUYURDUNUZ.
  • Müvekkil Adnan Oktar’a tek bir tane bile makul, mantıklı ve hukuki gerekçesi olmadığı halde avukat görüş kısıtlılığı gelince ÇOK SEVİNDİNİZ.

Şimdi son 1 yıldır hemen her gün ekranlardan, “etkin pişmanlık iftira at kurtul sistemidir”, “hasta insanlar tahliye edilmelidir”, “savunma hakkı kutsaldır”, “masumiyet karinesi korunmalıdır”, “karalamayla hüküm verilemez”, “insanların mallarına el konulması yasaya uygun değildir”, “uzak cezaevlerine insanları dağıtmak vicdani değildir” diye dert yandığınızda insanların büyük kısmının samimiyetinize inanmamalarına şaşırmamanız gerekir. Eğer ki samimiyetinize inanılsın istiyorsanız, önce bir öz eleştiri yapmanız, biz bu hukuksuzluk kabusunu daha en başında Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapıldığında destekleyerek hata yaptık demeniz gerekir.

Müvekkil Adnan Oktar ve avukatları, daha ilk günden beri “adalet herkese lazım”, “bu delilsiz itham ve suçlamalarınızdan vazgeçin”, “yargısız infaz yapmayın” diye belki yüzlerce çağrı da bulunduklarında, gösterilen duyarsızlık ve umarsızlık bugün yaşanan hukuksuzlukların müsebbibidir. Ne var ki buna rağmen bazı gazeteciler halen olur olmaz her konuda, üstelik aklandıkları ve deliller açıkça masum olduklarını gösterdikleri halde müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında karalama yapmaktan vazgeçmemektedirler. Öyle ki kamuoyunda hangi konu gündem olsa bir şekilde sırf sansasyon yapmak için müvekkil Adnan Oktar’ın ismini dahil etmektedirler.

Örneğin ünlülere uyuşturucu operasyonu düzenlenmekte, konuyla hiçbir ilgisi olmadığı halde müvekkil Adnan Oktar’ın da mutlaka ismi geçirilmektedir.

Oysa;

11 Temmuz 2018 tarihinde yapılan Adnan Oktar operasyonunda, TOPLAM 125 EVE ŞAFAK BASKINI YAPILMIŞ VE 168 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTIR.

Gözaltına alınan 168 kişi, DERHAL sağlık kontrolüne götürülmüş ve MÜVEKKİL DAHİL OLMAK ÜZERE, 168 kişinin her birinden LABORATUVAR ÖRNEKLERİ alınmıştır ve bu laboratuvar örneklerinde;

  • 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU MADDE ÇIKMAMIŞ,
  • 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ ALKOL İZİNE RASTLANMAMIŞ,
  • 168 KİŞİNİN TAMAMI İÇİN 18.07.2018 tarihli, 40968900-101.02-2018/66937 sayılı Adli Tıp Raporu neticesinde KANLARINDA ALKOL, UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE BULUNMADIĞI BELGELENMİŞTİR.
  • Tam 125 EVE BASKIN YAPILMIŞ ve TEK BİR KADIN VEYA TEK BİR ERKEK DAHİ UYGUNSUZ BİR DURUMDA YAKALANMAMIŞTIR,
  • Evlerden ALKOL ŞİŞELERİ, HATTA SİGARA PAKETLERİ DAHİ ÇIKMAMIŞTIR,
  • Evlerde TUTSAK TUTULAN TEK BİR KADIN DAHİ BULUNMAMIŞ, HİÇBİR KADININ BASKI YA DA ŞİDDET GÖRDÜĞÜNE DAİR FİZİKSEL BİR İZE RASTLANMAMIŞTIR. ÜSTELİK TÜM BUNLARI BÜTÜN BASIN ADI GİBİ İYİ BİLMEKTEDİR.

BENZER BİR ŞEKİLDE EPSTEİN DOSYASIYLA İLGİLİ HABERLERDE DE BAZI ÜNLÜ OLMAYA ÇALIŞAN GAZETECİLER, “ARAŞTIRMACI-GAZETECİ” İMAJI EDİNMEK İSTEYENLER VE ANCAK “YAYGARA” YAPTIĞINDA YA DA “BÜYÜK GİZLİ DOSYALARA VAKIF İNSAN” İMAJI VERDİĞİNDE İLGİ TOPLAYACAĞINA İNANANLAR BİR ŞEKİLDE MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN DA İSMİNİ BU ÇİRKİN YAPILANMAYA DAHİL ETMEYE ÇALIŞMAKTADIRLAR. Oysa Epstein dosyası müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarını iftiralarla karalamak için ellerinden geleni yapanların kendi hayatlarının nasıl bir karanlık içinde olduğunu ortaya koyan bir ibret vesikasıdır.

Müvekkil ve arkadaşları ise iffetli, temiz, masum insanlardır. Kendilerine yönelik cinsel suçlamaların tamamının iftira olduğu açığa çıkmıştır. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ (BAM) 1 CEZA DAİRESİ DOSYADA CİNSEL SALDIRI SUÇU OLMADIĞINI 400 SAYFALIK GEREKÇELİ KARARINDA TEK TEK HER BİR GENÇ KADIN AÇISINDAN SOMUT DELİLLER, KANUN MADDELERİ VE YARGITAY İÇTİHATLARIYLA GÖZ ÖNÜNE SERMİŞTİR.

Kumpası organize edenler BAM 1 Ceza Dairesi’nin bozma kararı karşısında kumpasları yerle bir olduğu için büyük panik yaşamış ve yüksek mahkeme hakimlerini hedef almışlardır.

Bugün müvekkil ve arkadaşlarının hala hapiste kalmalarına gerekçe olan cinsel saldırı suçlarının tek bir tanesinin bile doğu olmadığını ortaya koyan binlerce somut delil vardır. ANCAK HEPSİNİN ÖTESİNDE ADNAN OKTAR DAVASI DOSYASININ TEK BİR TANE DAHİ DOĞAL MÜŞTEKİSİ YOKTUR. SÖZDE MAĞDUR KADINLARIN TAMAMI TEHDİTLER ve BASKIYLA MÜŞTEKİ YAPILMIŞTIR. BİR KISMI GÖZ ALTINA ALINIP TUTUKLANMIŞ, ETKİN PİŞMAN OLMAYA ZORLANMIŞTIR. BİR KISMI HAKKINDA YASA DIŞI YURT DIŞI ÇIKIŞ KARARI ÇIKARTILIP SONRA İFADEYE ÇAĞRILMIŞ VE HEPSİ “YA MÜŞTEKİ OLURSUN YA SANIK”, “YA ADNAN OKTAR’A İFTİRA ATARSIN YA DA BİR DAHA MAVİ GÖKYÜZÜNÜ GÖREMEZSİN” TEHDİTLERİYLE KENDİ NAMUSLARINI KARALAMAK UĞRUNA İFTİRA ATMAYA MECBUR KALMIŞLARDIR.

Bunun yanı sıra,

  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN YURTDIŞINDA OLDUĞUNUN İSPATLANMASI,
  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN HASTANEDE KEMOTERAPİ GÖRDÜĞÜNÜN İSPATLANMASI,
  • Cinsel saldırının gerçekleştiği iddia edilen tarihlerde, İLGİLİ SANIĞIN TAMAMEN BAŞKA BİR NOKTADA BULUNDUĞUNUN HTS KAYITLARIYLA İSPATLANMASI,
  • Zorla şikayetçi yapılan müştekilerin ALENEN YALAN SÖYLEDİKLERİNİN İSPATLANMASI,
  • Sözde mağdur olan kadınların beyanlarının TAMAMEN ÇELİŞKİLİ OLDUĞUNUN AÇIĞA ÇIKMASI,
  • Sözde mağdur kadınların TELEFON TAPELERİ, YAZIŞMALARI, FOTOĞRAFLARI GİBİ SOMUT DELİLLERLE KENDİLERİNİN MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARIYLA İLİŞKİ KURMA TALEBİNDE BULUNDUKLARININ, müvekkil ve arkadaşlarının ise helal olmayan hiçbir ilişki içinde bulunmak istemedikleri için iftiraya uğradıklarının görülmesi,
  • Güya TECAVÜZE UĞRAYAN KADINLARIN KENDİLERİNE SÖZDE TECAVÜZ EDEN KİŞİLERLE YILLAR BOYUNCA KENDİ İSTEKLERİYLE GÖRÜŞMEYE DEVAM ETTİKLERİNİN, EVLİLİK PLANLARI YAPTIKLARININ, AİLELERİYLE TANIŞTIKLARININ, HATTA TUTUKLANDIKTAN SONRA CEZAEVİNDE GÖRÜŞMEYE GİTTİKLERİNİN açığa çıkması gibi yüzlerce somut gerçek ve
  • Ortada hiçbir suç olmadığını delileriyle izah eden, Türkiye’nin önde gelen hukukçu, adli tıp uzmanı, ceza hukuku profesörü, cinsel saldırı suçları uzmanı, Yargıtay onursal daire başkan ve üyelerinin yazdıkları HUKUKİ VE BİLİMSEL MÜTALAALARIYLA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ MASUM OLDUKLARINI İSPATLANMIŞTIR.

Ayrıca yargılama boyunca;

Sanıklar lehine ifade verecek olan tanıklar, özellikle DİNLENMEMİŞTİR.

Cinsel isnatlarda bulunan müştekiler ile sanıklar arasında -en hayati konu olan- YÜZLEŞTİRME YAPILMAMIŞTIR.

Dolayısıyla, dava dosyasında cinsel suçlamalar durmaktadır; çünkü tehditle müşteki yapılan bu kadınların YALAN BEYANLARI esas alınmış, yukarıda saydığımız ASIL DELİLLER YOK SAYILMIŞTIR.

Hepsinden önemlisi sözde tecavüz mağdurlarının tek bir tanesinin dahi bu isnatlarını ispatlayacak bir ADLİ TIP RAPORU BULUNMAMAKTADIR.

Özetle, ‘Adalet sadece benimle aynı ideolojiden olanlar için olsun gerisi ne olursa olsun’ mantığıyla hareket eden bazı gazeteci ve yazarların kendileri, yakınları veya sevdikleri adalete muhtaç olduğunda izlemeyecekleri yol ve yöntemleri hiç kimse için izlememeleri gerekir. Bu dürüst ve samimi tavrı göstermedikleri müddetçe halkımızın bu kişilerin sözlerine, adalet çağrılarına, vicdanlarına güvenmeleri mümkün olmayacaktır. Konuşmalarından ve yazılarından vicdanının açık olduğu görülen Sayın İsmail Saymaz’ın böyle bir saf içinde yer almak istemeyeceğine güvenimiz tamdır.

SAYIN SAYMAZ ETİK VE DÜRÜST DAVRANIP, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ BERAAT KARARLARINI DA HABER YAPMALIDIR

1. FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM

İstanbul 30 ACM de 2019/313 E sayılı dosyanın soruşturma safhasında;

“FETÖ Silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım etme” iddiasına yönelik olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 30.07.2018 tarih ve 58604142.66693.(63044).D2-38854 sayılı yazıları ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yürüttüğü 2018/117729 sayılı soruşturmasına istinaden müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığına ilişkin bilgi talep edilmiştirGELEN RAPORDA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE 235 KİŞİNİN BİRDEN FETÖ İLE HİÇBİR BAĞININ TESPİT EDİLMEDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR. Kanaatimizce Türkiye’de çok az camiada içinde tek bir kişinin dahi “Fetömetre” tabir edilen kriterlerin bir tanesinde bile hakkında bir şey çıkmaması pek görülmemiştir. Müvekkil ve arkadaşları hayatlarının hiçbir döneminde fetö ile ilişki içinde olmamıştır.

Bu rapora göre müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında;

1. BYLOCK başlığında kayda rastlanmamıştır.

2. BANK ASYA başlığında kayda rastlanmamıştır.

3. KRİZ MERKEZİ VERİSİ başlığında kayda rastlanmamıştır.

4. SORUŞTURMALAR başlığında kayda rastlanmamıştır.

5. BELGE EVRAK/DERNEK başlığında kayda rastlanmamıştır.

6. ŞİRKETLERİ SORUŞTURMA başlığında kayda rastlanmamıştır.

7. ŞİRKETLERİ BANK ASYA başlığında kayda rastlanmamıştır.

8. ŞİRKETLERİ BELGE EVRAK başlığında kayda rastlanmamıştır.

9. ŞÜPHELİ ŞİRKETTE SGK KAYDI başlığında kayda rastlanmamıştır.

10. KHK İLE İHRAÇ EDİLENLER başlığında kayda rastlanmamıştır.

11. TEPE YÖNETİMLE İRTİBAT başlığında ayrıca tutanak tanzim edilmiş olup, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst düzey yöneticisi olduğu kabul edilen 72 şahsa ait olduğu bildirilen 336 GSM numarasının 01.01.2006 – 01.01.2016 TARİHLERİ ARASINDAKİ 10 YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN HTS KAYITLARI KULLANILARAK YAPILAN SORGULAMA SONUCUNDA HAKKIMDA HİÇBİR KAYDA RASTLANMAMIŞTIR.

Buna rağmen İddianame Savcısı iddianamesine sevk maddeleri arasında suçlamayı dahil etmiş bu defa da İstanbul 30 Ağır Ceza Mahkemsi 150’den fazla müşteki beyanı, HTS Kayıtları, tanık beyanları, telefon tapeleri vb tüm belgeler değerlendirmiş, müvekkil ve diğer sanıklar hakkında atılı isnattan beraat kararı vermiştir.

FETÖ’YE YARDIM ETMEK SUÇUNDAN İSTANBUL 30 ACM BERAAT KARARI


FETÖ’YE YARDIM ETMEK SUÇUNDAN BERAAT KARARININ KESİNLEŞME ŞERHİ


2. SİYASAL VE ASKERİ CASUSLUK


3. RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK

4. RESMİ BELGEYİ BOZMA, YOK ETME VEYA GİZLEME

5. EŞYAYI, ALDATICI İŞLEM VE DAVRANIŞLARLA GÜMRÜK VERGİLERİNİ KISMEN VEYA TAMAMEN ÖDENMEKSİZİN ÜLKEYE SOKMA



6. SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA

7. NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK

DOLANDIRICILIK VE SUÇTAN KAYNAKLANAN MAL VARLIĞINI AKLAMA SUÇLARINDAN İSTANBUL ANADOLU 1 ACM BERAAT KARARI


DOLANDIRICILIK VE AKLAMA SUÇLARINDAN BERAAT KARARININ KESİNLEŞME ŞERHİ


MAL VARLIĞI DEĞERLERİNİ YURT DIŞINA ÇIKARMA BERAAT KARARININ KESİNLEŞME ŞERHİ


Sayın İsmail Saymaz’ın katıldığı yayınlarda samimi değerlendirmelerde bulunmak için Menderes dönemi kadar eskiye gitmesine hiç gerek yoktur. Sadece 8 yıl öncesinden devasa bir örnek önünde durmaktadır. Bu kadar yakın bir örnek gözlerinin önünde meydan gelmişken hiç yokmuş gibi davranmaları milletimiz tarafından samimi bulunmamaktadır.

Müvekkil Adnan Oktar hiç kimsenin mağdur edilmesini ya da hukuksuzluğa maruz kalmasına istememektedir. Her vatandaşın adil yargılanma hakkına sahip olduğuna inanmakta, insanların cezaevlerine doldurularak değil suç ve suça teşvik eden koşulların ortadan kaldırılmasıyla toplum düzeninin sağlanacağına inanmaktadır. Karalama, iftira, kumpas gibi yöntemlerle insanların pasifize edildiği bir modelin artık tamamen ortadan kalkması gerektiğini düşünmektedir. Bunun için de çağrısı; “Gelin hep birlikte Türkiye’de herkes için eşti olacak şekilde bir adalet sisteminin tesis edilmesi”dir.

Kuran-ı kerim de Allah Müslümanlara;

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir. (Maide Suresi, 8) şeklinde çağrıda bulunmaktadır.

Tüm vicdan sahiplerinin uyması gereken temel kriter budur.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ederiz. 09.02.2026

Daha yeni Daha eski