İSTANBUL 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO   : 2024/60 E.

SUNAN    : Adnan Oktar


KONU    : Müvekkil Adnan Oktar’ın, Müslümanların olumlu yönde değişimi, imtihanlarla olgunlaşması ve Kuran ahlakı doğrultusunda sürekli bir gelişim içinde olmaları gerektiğine dair görüş ve değerlendirmelerinin, Kuran ayetleri çerçevesinde Sayın Mahkemenize sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil Adnan Oktar, Müslümanların hayat boyu değişim ve gelişim içinde olmalarının Kuran ahlakının bir özelliği olduğuna dikkat çekmektedir. İslam ahlakının, insanın bulunduğu noktada sabit kalmasını değil; sürekli olarak kendini yenilemesini, eksiklerini düzeltmesiniahlakını güzelleştirmesini ve Kuran’a daha uygun bir hayat sürmesini gerektirdiğini ifade etmektedir.

Müvekkilin konuya ilişkin değerlendirmeleri şöyledir:

İnsan, Yaratılışı Gereği Değişime Açık Bir Varlıktır.

Toplumda atasözü olarak dile getirilen “İnsan 7’sinde ne ise 70’inde de odur.” şeklindeki anlayış, Kuran ahlakıyla bağdaşmayan bir düşünce şeklidir. İnsan sabit bir varlık değildir. 7’sinde neyse 70’inde de o olmaz. Kimse aynı kalmaz; zaman içinde ya gelişir ve daha iyi olur ya da geriye gider.

Zira bir kişinin çocukluk dönemindeki hali ile ileri yaşlardaki halinin aynı kalması mümkün değildir. İnsandüşünceleriyle, ahlakıyla, bakış açısıyla ve yaşadığı tecrübelerle sürekli değişim içerisindedir.

Müslümanlar için ise bu değişim, tamamen “bilinçli bir gelişim süreci”dir. Müslümanların mutlaka değişmesi ve gelişmesi gerekir. İslam ahlakı, kişinin bulunduğu seviyede kalmasını değilsürekli olarak kendini gözden geçirmesinieksiklerini tespit edip düzeltmesini ve daha çok çaba harcayarak daha güzel bir ahlaka yönelmesini gerektirir.

Bir Müslümanın dün ile bugününün aynı olması değil; bugün dünden daha derin imanlı, daha akıllı, daha olgun ve daha üstün bir ahlakta olması beklenir.

Allah Kuran’da:

“Şüphesiz Allah, bir kavim kendi durumlarını değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” (Rad Suresi, 11)

buyurarak insanın değişme konusundaki çabasına ve bu konunun önemine dikkat çekmiştir. Bu ayet, kişinin mevcut halini sabit kabul etmemesi gerektiğini; bilinçli bir tavır doğrultusunda sürekli gayret sarf ederek daha güzel bir ahlaka ulaşmasının mümkün olduğunu göstermektedir.

Her Müslüman, Kendini Sürekli Geliştirmekle Sorumludur.

Kuran’da Müslümanın yalnızca “iman etmesi” değil; “imanını sürekli olarak güçlendirmesi, nefsini arındırması ve ahlakını daha iyi hale getirmesi” de emredilmektedir.

Allah, “Nefsini arındırıp temizleyen gerçekten kurtuluşa ermiştir.” (Şems Suresi, 9) buyurmaktadır.

Arınma emri, insanın bulunduğu hali yeterli görmemesi gerektiğini göstermektedir. Arınmak, mevcut durumdan daha iyi bir hale geçmeyi ifade eder. Bu da değişimin ve gelişimin mümkün ve gerekli olduğunun açık delilidir.

Diğer yandan da arınma bir defalık değilsüreklilik gerektiren bir süreçtir. Müslüman’ın önceki ve bugünkü tavrının aynı kalması değil; her gün daha şuurlu, daha akıllı, daha olgun, daha güzel huylu, daha sevgi dolu, daha merhametli hale gelmesi beklenir. Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete kavuşmak için YARIŞIN; o, muttakiler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran Suresi, 133)

Herkesin yüzünü çevirdiği bir yön vardır. Öyleyse HAYIRLARDA YARIŞIN…” (Bakara Suresi, 148)

Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanır, iyiliği teşvik edip kötülükten sakındırır ve HAYIR İŞLERDE BİRBİRLERİYLE YARIŞIRLARİşte bunlar, salih kullardandır. (Al-i İmran Suresi, 114)

“… Öyleyse ey müminler, siz de durmayın, HAYIRLI İŞLERDE BİRBİRİNİZLE YARIŞIN…” (Maide Suresi, 48)

“İşte onlar, HAYIRLARDA YARIŞMAKTADIRLAR ve onlar bundan dolayı ÖNE GEÇMEKTEDİRLER.” (Müminun Suresi, 61)

… Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle HAYIRLARDA YARIŞIR ÖNE GEÇER. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.” (Fatır Suresi, 32)

Bu ayetlerde bildirilen Allah’ın “yarışmak” ve “öne geçmek” emirleri, insanın mevcut halinde sabit kalmasını değil“ileriye gitmesini” ifade eder. Eğer insan değişemez ve gelişemez olsaydı, Allah yarışmayı ve öne geçmeyi emretmezdi. Bu ayetler, Müslüman’ın sürekli ilerleme ve daha güzel bir ahlaka yönelme sorumluluğu taşıdığını göstermektedir.

Bir başka Kuran ayetinde ise:

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun.” (Al-i İmran Suresi, 104)

şeklinde bildirilmektedir. Allah’ın bu emri, Müslüman’ın her yönüyle; düşünceleriyle, ahlakıyla ve tüm tavırları bakımından da gelişmesini zorunlu kılar. Çünkü iyiliği emredebilmek için önce kişinin kendisinin o iyiliği samimi olarak anlaması ve yaşaması gerekir. Bu da sürekli bir “iç dönüşüm ve ilerleme halini” gerektirir.

Dolayısıyla Kuran’ın ortaya koyduğu model, değişmeyen bir insan değil; her gün daha derin imanlı, daha şuurlu olan; daha güzel ahlaklı, daha güzel düşünen; eksikliklerinden, hatalarından daha da arınmış, daha olgun ve daha mükemmel hale gelmiş bir Müslümandır. Yerinde saymak ise, Allah’ın Kuran’da bildirdiği “arınma”“yarışma”“öne geçme” şeklindeki emirleriyle bağdaşmamaktadır.

Bu ayetler, Müslüman’ın değişebilir olduğunun yanı sıra; aynı zamanda da değişmek ve gelişmekle yükümlü olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.

Bir Müslümanın düşüncesi, bakışı, tavrı ve ahlakı zaman içinde yaşadığı her olay vesilesiyle sürekli olarak gelişir. Bu nedenle kimi insanların atasözü olarak dile getirdiği “7’sinde ne ise 70’inde de odur”, mantığındaki bakış açısı bir Müslüman için hiçbir şekilde geçerli ve kabul edilebilir değildir.

Bazı insanlar olur; on yıl sonra kişinin karşısına çıksa, hala aynı ve hiç değişmemiş olduğu görülür. Ne düşüncesi değişmiştir ne de tavırları; ne bakışı değişmiştir ne de giydikleri. İşte böyle bir durağanlık ve insanın hayatı boyunca kendisini hiç geliştirmeden, olduğu gibi kendini kendi haline bırakıp yaşaması İslam ahlakıyla kesinlikle bağdaşmaz.

İmtihanlar, İnsanın Ahlakını Olgunlaştıran Bir Fırsat ve Dönüşüm Vesilesidir.

Kuran’da, “Andolsun sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz…” (Bakara Suresi, 155) buyrularak “imtihanların hayatın değişmez bir parçası ve Allah’ın bir adetullahı olduğu” bildirilmiştir. Bir başka ayette ise:

“İnsanlar, iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?” (Ankebut Suresi, 2)

sözleriyle, insanın ve imanının mutlaka bir sınamadan geçeceği açıkça ifade edilmiştir.

İmtihanlar, insanın inancında, ruhunda, ahlakında, kişiliğinde çok köklü ve olumlu değişimlere vesile olabilen süreçlerdir. Örneğin:

  • Ciddi bir hastalık geçiren kişi, ölüm gerçeğini daha derinden idrak ederek daha sabırlı ve daha şefkatli bir ahlak kazanabilir.
  • Maddi kayıp yaşayan kişi, dünyanın geçiciliğini anlayarak kanaatkar ve şükredici bir karaktere yönelebilir.
  • Haksızlığa uğrayan kişi, adalet duygusunu daha güçlü hissedebilir ve sabır ahlakını geliştirebilir.
  • Sorumluluk üstlenen kişi, önceki haline kıyasla daha bilinçli ve daha dikkatli davranmaya başlayabilir.

Bu örnekler, insanın tek bir kalıpta sabit kalmadığınıyaşadığı her tecrübenin onu çok daha olumlu ve güzel bir hale dönüştürebileceğini göstermektedir.

İmtihan dönemleri Müslümanlar için Allah’ın karşılarına çıkardığı çok kıymetli fırsatlardır. Allah imtihanlarla Müslümanları değiştirir. İmtihanlar, insanın iç dünyasında derin bir muhasebe ve yeniden yapılanma süreci başlatır. Yaşadığı zorluk ve imtihan sonrasında kişi, eskisinden tamamen farklı, apayrı, bambaşka bir kişi haline dönüşür. Ahlakı, düşünceleri, aklı, samimiyeti, tavırları çok değişir, güzelleşir ve çok daha mükemmel hale gelir.

Bir Kişi Hakkında “Ben Onu Tanırım” “O Şöyle Yapmaz, Şöyle Demez” veya “Onun Fikirleri Değişmez” “O Kesin Şöyle Yapar” Diye Düşünmek Doğru Bir Yaklaşım Değildir.

Bazı kimseler, bir kişinin geçmişteki tavırlarına, hayata bakış açısına, ahlakına, kişiliğine veya yaşam tarzına bakarak kesin bir kanaate varabilmekte veya kesin hükümler verebilmektedir. Oysa Kuran ahlakına göre insan her an kendini yenileyebilir.

Örneğin bazı kişiler tanıdıkları biri için “Ben onu tanırım, o öyle yapmaz”, “Öyle söylemez”, “O onu sevmez” gibi cümleler kullanırlar. Oysa ki Müslümanlar sürekli değiştiği ve geliştiği için bu tarz söylemler doğru olmaz. İnsan bazen 1 saatte bile değişebilir. Hatta tek bir söz üzerine de değişebilirDeğişme kararı alındığı an değişilir. Aynı şekilde güzel bir tavsiye duyulduğunda da Müslüman buna direnmez, hemen o söze uyar ve değişirAllah’ın bir emri duyulduğunda, Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi, hemen “İşittik ve itaat ettik” denilir ve değişilir:

“… İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır' dediler.” (Bakara Suresi, 285)

Dolayısıyla “O değişmez”“Geçmişte o şöyle biriydi, şimdi de kesin aynıdır” gibi mantıklarla düşünmek ve o kişi hakkında kesin bir yargıya varmak çok yanlış olur. Zira Kuran ahlakı, insanın her an daha doğruya yönelmesini mümkün kılmaktadır.

Müslümanlar sürekli Kuran ayetlerine bakarak ve uyarak kendilerini geliştirirler. Sonuç olarak da bir günleri diğer günleri ile aynı olmaz. Müslüman için ideal olan, her gün bir önceki günden daha şuurlu ve daha güzel ahlaklı olmaktır.

Zira samimi niyetle alınan bir karar, insanın tüm tavrını, fikirlerini, ahlakını, kişiliğini, inançlarını kökten değiştirebilmektedir.

Peygamber (sav)’in Hayatında Gördüğümüz Üzere, Müslümanın Dünya Hayatı Sürekli Bir Gelişim Sürecidir; Bu Süreç Tamamlandığında Allah Kulunu Huzuruna Alır.

Allah Müslümanın değişecek bir özelliği kalmadığında yani görevi bittiğinde onu cennetine alır.

Örneğin Peygamber Efendimiz (sav), vefatından hemen önce Veda Hutbesi’nde “tebliğ görevini tamamladığını” bildirmiştir. Dünyadaki tebliğ görevinin bittiğini bildiği için, “bir daha hac ibadetini yapamayacağını” söylemiş ve “vefat edeceğini” belirtmiştir. Bu konuşmasından çok kısa bir zaman sonra da Rabbimiz’e kavuşmuştur.

Tebliğ süreci tamamlandığında ve görev yerine getirildiğinde hayatın sona ermesi; insanın dünyadaki hayatının bir arınma, gelişme ve mükemmelleşme süreci olduğunu; sürekli bir kemale doğru ilerleme gayesi taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Müslüman’ın durağan değil; Kuran’da bildirilen üstün ahlaka doğru sürekli çaba sarf eden bir varlık olduğunu göstermektedir.

SONUÇ :

Allah’ın dünya hayatında kullarını çeşitli imtihanlarla karşılaştırması insanın gelişim sürecinin bir parçasıdır. İmtihanlar, insanın ahlaki ve manevi olgunlaşmasının temel vesilelerindendir. Bazen bir hastalık, bazen bir zorluk, bazen bir kayıp; insanın iç dünyasında büyük değişimlere vesile olabilir. Bu imtihan süreci öncesindeki kişi ile, sonrasındaki kişinin ahlaki olgunluğu arasında ciddi farklar oluşabilir. Dolayısıyla imtihan dönemleri, insanın kendini yeniden değerlendirmesi ve daha güzel bir ahlaka yönelmesi için önemli fırsatlardır.

Müslüman, Kuran’ı rehber edinerek sürekli kendini yeniler. Geçmişte bir kişinin belirli bir fikre sahip olması, bugün de aynı anlayışta olduğu anlamına gelmez. İslam anlayışında esas olan; sürekli olarak Kuran’a yönelmek ve ahlakını güzelleştirmeye çalışmaktır.

Dolayısıyla, insanların geçmişteki tavır ve fikirlerini ölçü alarak, hala aynı oldukları veya değişemeyecekleri varsayımında bulunmanın doğru olmadığı; özellikle Müslümanların, hayatlarının sonuna kadar sürekli bir gelişim ve ahlaki olgunlaşma süreci içerisinde oldukları gerçeğinin bilinmesi son derece önemli bir husustur.

Müvekkilin bu çerçevedeki görüşlerini saygılarımızla Sayın Mahkemenizin takdirine sunarız. 24.02.2026

Daha yeni Daha eski