Adnan Oktar’dan Duyurudur
Ece Üner'den Beklentimiz, Geçmiş Yıllarda Adnan Oktar Hakkında Sarf Ettiği Sözler Nedeniyle Özür Dilemesidir
Spiker Ece Üner, özellikle müvekkil ve arkadaşlarına yönelik operasyonun gerçekleştiği 2018 yılı ve sonrasında, Show TV haber spikerliği yaptığı dönemde, müvekkil ile ilgili olarak oldukça taraflı ve öfkeli içeriklerde haberler sunmuş ve müvekkil hakkındaki iftiraları hemen her haber bülteninde aleyhe yorumlar ekleyerek gündemde tutmuştur.
Söz konusu haberler, müvekkil tarafından o dönemki cezaevi sürecinde yakından takip edilememiştir. Müvekkil bu haberlerden ve içeriklerindeki taraflı yorumlardan yeni haberdar olmuştur.
Bu nedenle de Sn. Üner'in dikkatini, o tarihlerde yapılmış olan bu yorumlara çekmek ve müvekkile yönelik bu haksız suçlama ve asılsız yakıştırmalar nedeniyle bir düzeltme yapmaya davet etmek ihtiyacı doğmuştur.
Ece Üner'in müvekkil hakkında sunmuş olduğu olumsuz içerikteki haberlere bakıldığında, kendisinin, müvekkili ve arkadaşlarını;
1. Casusluk yapmakla,
2. Şantaj yapmakla,
3. Sahte Mehdilik iddiasında bulunmakla,
4. Düzenbazlıkla kızları tuzağa düşürmekle,
Ve bunun gibi sayısız ithamla suçladığı görülmektedir. O dönemde cezaevinden kurtulabilmek için müvekkil ve arkadaşlarına sayfalar dolusu İFTİRA atan, ne kadar çok iftira atarsa cezaevinden ancak o şekilde kurtulabilen genç kızların tüm yalanlarını, galiz yorumlar ve oldukça öfkeli tanımlamalar yaparak günlerce ve gecelerce yayınlamıştır. KENDİSİNİN DE İNANMADIĞI bu yalanları, daha henüz soruşturma aşamasında olan ve tümüyle ideolojik kumpas davası olduğu belli olan bu davada, çok rahatlıkla yaymış, ne yazık ki, kumpasçıların himayesindeki gazeteci ekibine dahil olmuştur.
Şu durumda, aşağıdaki hususları izah etmek gerekmektedir:
7 SUÇTAN BERAAT
Müvekkil ve arkadaşları, kendilerine yöneltilen tüm ana suçlamalardan BERAAT etmişlerdir. Beraat edilen suçlar şu şekildedir:
1. FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM (TCK 220/7) – 16.11.2022
2. SİYASAL VE ASKERİ CASUSLUK (TCK 328) – 16.11.2022
3. RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204) – 28.02.2025
4. RESMİ BELGEYİ BOZMA, YOK ETME VEYA GİZLEME (TCK 205) – 28.02.2025
5. NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK (TCK 158) – 24.04.2025
6. SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA (TCK 282) – 26.05.2025
7. KAÇAKÇILIK (5607 SAYILI KANUN 3/18) – 28.02.2025
Söz konusu beraat kararları KESİNLEŞMİŞTİR.
Dolayısıyla, Ece Üner'in, günlerce gecelerce, "casusluk yaptılar", "FETÖ'yle işbirliği yaptılar", "kara para akladılar" içerikli haberlerinin tümünün YALAN olduğu ortaya çıkmıştır.
ŞANTAJ KASETİ YOK
Ece Üner'in yoğun olarak yapmış olduğu şantaj haberleri, BÜYÜK BİR YALANDIR. 8 SENE GEÇMİŞ, TEK BİR ŞANTAJ KASETİ DAHİ BULUNAMAMIŞTIR. Şantaj yapılmış tek bir kişi bile yoktur. Ortada hiçbir delil olmadan dile getirilen bu suçlama, her meşhur kumpas davasında, karalama amacıyla listeye eklenen suçlamalardan biridir. Ece Üner de o dönemde bu fırsatı kullanmış ve suçlamaya dair hiçbir delili olmamasına rağmen bu suçlamayı karalama amaçlı olarak gece gündüz dile getirmiştir.
MEHDİLİK İDDİASI YOK
Soruşturmanın başından beri, bu kumpasın, Mehdiyet fikrinden rahatsız olan derin devletin bir düzeni olduğunu belirtiyoruz. Zira iddianamede yer alan ifadeler, hemen her konunun Mehdiyete bağlanması ve hatta "Amaç Suç" bölümünde hiçbir amaç suç tespit edilemeyip sadece ve sadece Mehdiyetten bahsedilmesi, derin devletin hassas damarının bu konu olduğunu bize yeterince göstermiştir.
Bunun bir tezahürü olarak kumpasa eşlik eden gazeteciler de, hemen her konuyu Mehdiyete bağlamakta, "sahte Mehdi" ifadelerini sıklıkla kullanmakta, kamuoyuna bu mesajları vererek hem müvekkile hem de Mehdilik makamına yönelik kendilerince bir algı oluşturmaya çalışmaktadır.
Görüldüğü kadarıyla Ece Üner de bu akıma dahil olmuştur. Sunduğu hemen her habere "sahte Mehdi" veya "sahte Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan" gibi ifadelerle başlamaktadır.
Ancak Sn. Üner'in atladığı bir detay vardır. MÜVEKKİL, HAYATININ HİÇBİR DÖNEMİNDE MEHDİLİK İDDİA ETMEMİŞTİR VE MEHDİLİK İDDİA ETMEYECEĞİNE DAİR DE DEFALARCA VE CANLI YAYINLARDA YEMİN ETMİŞTİR. Kendisi, içinde bulunduğumuz ahir zamanda Mehdi'nin gelişini tüm kalbiyle istemekte ve beklemekte ve Mehdi ortaya çıktığında, kendisine tabi olmayı gönülden istemektedir.
Hal böyleyken ve müvekkil bu hususu defalarca açıklamışken, hala bu üslubun kullanılması şaşırtıcı olmuştur. Bu durum, söz konusu haberlerin, sadece algı operasyonu amacıyla yapıldığını ve Sn. Üner'in de buna kapsamlı olarak alet olduğunu gözler önüne sermektedir.
TUZAĞA DÜŞÜRÜLMÜŞ TEK BİR KADIN YOK
Kanaatimizce Ece Üner, Adnan Oktar davasında şikayetçi ve etkin pişman konumundaki kadınların tamamının, TEHDİT VE BASKI yoluyla şikayetçi olduklarını gayet iyi bilmektedir:
Operasyonun hemen öncesinde bu kadınlardan bazılarının emniyete çağırılıp, bu dava ile görevlendirilmiş olan ve SAYISIZ ŞAİBELİ OLAYIN ALTINDA İMZASI BULUNAN 3 POLİS tarafından sorgulandığını ve bu sorguda söz konusu kadınlara "ismin dosyada şüpheli listesinde geçiyor, YA ŞÜPHELİ OLARAK KALIR VE OPERASYONDA TUTUKLANIRSIN YA DA ŞİKAYETÇİ OLUR KURTULURSUN" diye tehdit edildiklerini,
Bir kısmında tehdidin daha ileri boyutlara taşınıp haklarında YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞI getirildiğini,
Tutuklanan bazı kadınlara özel görevli avukatlar gönderilip, "DEVLET SİZİN ÜZERİNİZİ ÇİZDİ, BİR DAHA GÜNEŞ YÜZÜ GÖREMEYECEKSİN. AMA BU ELİMDEKİ KAĞIDA İMZA ATARSAN ÖN KAPIDAN ÇIKARSIN" diye tekliflerde bulunulduğunu,
İftira atmak istemeyen kadınların günlerce nezarette tutulup, her gün baştan yeni iftira metinleri oluşturulmasının beklendiğini,
Eminiz kendisi de çok iyi biliyordur.
Dolayısıyla, ortada tuzağa düşürülmüş, iradesi fesada uğramış, taciz edilmiş herhangi bir kadın OLMADIĞINI, bu kadınların büyük bölümünün sanıkların yakın arkadaşları olduğunu, hatta bir kısmının şikayetçi olduktan sonra bile cezaevinde sanıkları ziyarete gittiğini, ancak zor, baskı ve tehdit ile bu KUMPAS DAVASININ EN ÜRKÜTÜCÜ PİYONLARI olduklarını da gayet iyi biliyordur kanaatindeyiz.
Nitekim kumpas davası, tam da planlandığı gibi bu piyonlar üzerinden işletilmiş ve müvekkil ve arkadaşları, her türlü suçtan beraat etmiş olmalarına rağmen, yalan olduğu belgelenmiş bu iftiralar nedeniyle cezaevinde kalmaya devam etmişlerdir.
Ece Üner, şu an İBB dosyalarında bu amaçla kullanılan etkin pişmanlık müessesesinin güvenilmezliğini, insanların bu yolla nasıl karalandığını gece gündüz kendisi anlatmaktadır. Bu can yakıcı sistemi en iyi kendisi analiz etmektedir.
HER BAKIMDAN TERTEMİZ
Adnan Oktar camiası, HER BAKIMDAN TERTEMİZ bir camia olduğunu aslında bu dava kapsamında yapılan incelemelerde tüm Türkiye'ye göstermiştir. Sorun, önyargılı kişilerin bunları görmek istememesidir.
Örneğin, sıradan bir vatandaşın dahi bir şekilde FETÖ ile bir iltisakı bulunuyorken, müvekkil ve arkadaşları hakkında yapılan FETÖMETRE değerlendirmesinde, TEK BİR KİŞİNİN DAHİ FETÖ İLE BAĞLANTISININ ÇIKMAMASI, tarihe geçmesi gereken bir durumdur. FETÖMETRE değerlendirmesini ekte takdirinize sunuyoruz.
Yine, ani bir baskın sonucu yapılan bir laboratuvar incelemesinde, insanların büyük bir bölümünün kanında, yasaklı madde veya en azından alkol çıkması kuvvetle muhtemeldir. Yurdumuzda yapılan son operasyonlar da bunu göstermektedir.
Ancak ADNAN OKTAR CAMİASI BU KONUDA TERTEMİZDİR.
2018 yılında yapılan ŞAFAK BASKINI sonrası, Adnan Oktar grubundan gözaltına alınan 168 kişinin her birinden LABORATUVAR ÖRNEKLERİ alınmıştır. Bu laboratuvar örneklerinde;
1. 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU MADDE ÇIKMAMIŞTIR,
2. 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ ALKOL İZİNE RASTLANMAMIŞTIR,
3. 168 kişinin her birine ait örneklerin laboratuvar incelemesinde Adli Tıp Kurumu tarafından yazılan aşağıdaki ibare yer almıştır:
18.07.2018 tarihli, 40968900-101.02-2018/66937 sayılı Adli Tıp Raporu
4. Tam 125 EVE BASKIN YAPILMIŞ ve TEK BİR KADIN VEYA TEK BİR ERKEK DAHİ UYGUNSUZ BİR DURUMDA YAKALANMAMIŞTIR,
5. Evlerden ALKOL ŞİŞELERİ, SİGARA PAKETLERİ ÇIKMAMIŞTIR,
6. Evlerde TUTSAK TUTULAN TEK BİR KADIN DAHİ YOKTUR.
Sn. Ece Üner de takdir eder ki, şu anda böylesine temiz bir topluluğu bulmak imkansızdır. Ama her nedense, bu gruba her türlü suçlama, yukarıdaki maddeler üzerinden yürümektedir. Çünkü delil olmadan karalamanın en bilindik yolu, bu suçlamalardır.
ŞU AN CANI YANANLAR DAHİ, ANLAMAZDAN GELİYORLAR
Sn. Ece Üner, siyasi görüşü nedeniyle, şu anda gerek Ekrem İmamoğlu gerekse CHP camiasına yöneltilen hukuk dışı uygulamalardan rahatsızlığını sürekli olarak dile getirmektedir. İBB dosyasında yaşananlar, müvekkil nezdinde de vahametle karşılanmakta ve müvekkil, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere diğer tutukluların, aklanarak bir an önce cezaevinden çıkmalarını temenni etmektedir.
Burada üzerinde durmak istediğimiz nokta, gerek Ece Üner gerekse onun görüşünde olan başka bir kısım gazetecilerin, İBB operasyonlarından canlarının yanmasına, gerçekleşen hukuksuzlukları yana yakıla anlatmalarına, yaşanan adalet boşluğundan dolayı sıkıntı duymalarına rağmen, TIPATIP AYNI KUMPASIN UYGULANDIĞI ADNAN OKTAR DAVASINA karşı ÖNYARGILI TUTUMLARINI DEVAM ETTİREBİLMELERİDİR. Oysa İBB davasında, adım adım her şey, müvekkil ve arkadaşlarına yapıldığı şekilde gelişmektedir. Hatta sonraki adımları tahmin etmek bizler için güç olmamaktadır. Derin devlet kumpasları, pek de öyle kafa yorulmayan, yeni bir plana ihtiyaç duyulmayan, tipik kumpaslardır. Kullanım şekilleri, şikayetçi üretme stratejileri, kiraladıkları kişi ve kurumlar hep aynıdır. Dolayısıyla İBB kumpası, bildiğimiz ve yaşadığımız sıralama ile yürütülmektedir.
Adaletsizlikten canı yananların ve başlarına gelen olayları hayretle izleyenlerin, ADNAN OKTAR DOSYASI SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA KONUYU ANLAMAZDAN GELMESİ, şaşılacak bir SAMİMİYETSİZLİK örneğidir. BU KİŞİLER ZANNETMESİNLER Kİ, BAŞKALARINA İSTEMEDİKLERİ ADALETE BİR GÜN KAVUŞACAKLAR. ONLAR, SAMİMİYETSİZ DAVRANMAYA DEVAM ETTİĞİ SÜRECE, O ADALET HİÇBİR ZAMAN KİMSEYE KENDİNİ GÖSTERMEYECEKTİR.
ECE ÜNER'DEN BEKLENTİMİZ
Ece Üner, ne müvekkilin ne de arkadaşlarının muhalif olduğu bir kişi değildir. Aksine eskiden beri saygı duydukları bir spikerdir. Dolayısıyla, Ece Üner'in müvekkil ve arkadaşlarına yönelik bu önyargılı tutumu tarafımızca anlaşılamamaktadır.
Ancak anlaşılamamanın da ötesinde, müvekkil ve arkadaşları cezaevindeyken, kendilerini savunamaz durumdayken, BU DURUMDAN İSTİFADE EDİP, 85 milyona her akşam bu insanlar hakkında KARALAMA FAALİYETLERİ yapmak, susup geçilebilecek bir konu değildir. Eminiz ki Ece Üner, kendisi bir kumpasa maruz kalsa -ki bu günümüzde pek de beklenmeyecek bir şey değildir- bir cezaevi hücresinde sabah akşam birilerinin kendisi hakkında yalan beyanları öfkeli bir şekilde anlatmasını istemez. İşte aynı durum, şu anda TÜM SUÇLAMALARDAN AKLANMIŞ olan müvekkil ve arkadaşları için de geçerlidir.
İşte tüm bu sebeplerle, Sn. Ece Üner'den beklentimiz, yapmış olduğu bu izahları ve yönelttiği suçlamaları DÜZELTMESİ veya bu ifadelerden dolayı ÖZÜR DİLEMESİ olacaktır. Ece Üner'in bu hususta duyarlı davranacağına dair inancımız tamdır.
Bu ülkeye gerçek adalet bekleyenlerin, önce kendileri adaletli olmalıdır.
Takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.19.02.2026
EK: FETÖMETRE
Adnan Oktar ve Arkadaşları Hakkında 2018 Tarihli FETÖMETRE Değerlendirmesi
İstanbul 30 ACM de 2019/313 E sayılı dosyanın soruşturma safhasında;
“FETÖ Silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım etme” iddiasına yönelik olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 30.07.2018 tarih ve 58604142.66693.(63044).D2-38854 sayılı yazıları ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yürüttüğü 2018/117729 sayılı soruşturmasına istinaden müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığına ilişkin bilgi talep edilmiştir.
GELEN RAPORDA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE 235 KİŞİNİN BİRDEN FETÖ İLE HİÇBİR BAĞININ TESPİT EDİLMEDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.
Bu rapora göre müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık ile ilgili olarak;
1. BYLOCK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
2. BANK ASYA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
3. KRİZ MERKEZİ VERİSİ başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
4. SORUŞTURMALAR başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
5. BELGE EVRAK/DERNEK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
6. ŞİRKETLERİ SORUŞTURMA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
7. ŞİRKETLERİ BANK ASYA başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
8. ŞİRKETLERİ BELGE EVRAK başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
9. ŞÜPHELİ ŞİRKETTE SGK KAYDI başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
10. KHK İLE İHRAÇ EDİLENLER başlığında kayda RASTLANMAMIŞTIR.
11. TEPE YÖNETİMLE İRTİBAT başlığında ayrıca tutanak tanzim edilmiş olup, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst düzey yöneticisi olduğu kabul edilen 72 şahsa ait olduğu bildirilen 336 GSM numarasının 01.01.2006 – 01.01.2016 TARİHLERİ ARASINDAKİ 10 YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN HTS KAYITLARI KULLANILARAK YAPILAN SORGULAMA SONUCUNDA SANIKLAR HAKKINDA HİÇBİR KAYDA RASTLANMAMIŞTIR