Adnan Oktar’dan Duyurudur

Özellikle müvekkilin tutuklu bulunduğu son 8 yıldır, bazı gazetecilerin ısrarla ve bahaneler üreterek müvekkil aleyhinde haber yapmaya odaklandıkları tüm Türkiye'nin gözleri önündedir. Bu gazeteciler, müvekkile yönelik kumpas hareketini organize eden derin devletin özel seçtiği gazetecilerdir. Tıpkı derin devletlerin, dünya genelinde kumpasları yürütmek için özel iftiracılar seçmesi ve bunların tümünü kriminal profillerden tercih etmesi gibi, aynı derin devletler, aleyhe her türlü haberi yapacak gazetecileri de, belli kişilik özelliklerine dayanarak seçmektedir.

Bu kişilik özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

Yeteneğiyle İlgi Çekemeyenin, Adnan Oktar İsmiyle Dikkat Çekme Çabası

Bu kişiler genellikle meslek hayatlarında YETENEKLERİYLE TUTUNAMAMIŞ olan, bu nedenle de geri planda kalmış olan gazetecilerdir. Yetenekleriyle yapamadıklarını, ünlü ve dikkat çekici kişileri gündem yaparak elde etmeye çalışırlar. Müvekkilin ismini kullanmak her zaman ilgi çekip gündemi oluşturduğundan, ADNAN OKTAR İSMİYLE MEŞHUR OLMAK, OKUNABİLMEK, TANINIR HALE GELMEK İSTEMEKTEDİRLER.

Örneğin yakın bir zamana kadar kimse tarafından tanınıp bilinmeyen Fatih Tezcan isimli gazeteci, Adnan Oktar ismini kullanarak adını duyurabilir hale gelmiştir. İnsanlar, müvekkil hakkında yayınlanan her haberi oldukça merak ettiğinden, müvekkilin yer aldığı başlıklara yönelmekte ve bu konuya ilgi hiçbir zaman azalmamaktadır.


Fatih Tezcan

Fatih Tezcan, bu sırrı fark etmiş olacak ki, kendi ismini duyurabilmek, insanlar arasında tanınır hale gelebilmek için sıklıkla Adnan Oktar ismini kullanmaktadır. Ne zaman ilgi çekme ihtiyacı duysa, bu taktiği devam ettirmiştir. Bunun sonucunda kendisinin insanlar tarafından takip edildiği, okunduğuna dair his oluşmakta ve bu onu tatmin etmektedir.

Oysa orada insanların ilgilendikleri husus, Fatih Tezcan değil, MÜVEKKİLİN TA KENDİSİDİR. Müvekkilin isminin geçmediği Fatih Tezcan yazılarına kimse uğramamaktadır.

Buna verilebilecek diğer bir örnek de İpek Özbey'dir. İpek Özbey, 2018 öncesinde hiç kimsenin tanımadığı, ismi hiçbir yerde geçmeyen bir muhabirdi. O dönemde, müvekkilin arkadaşı olan Beril Koncagül ile röportaj yaptı ve bu röportaj, müvekkil Adnan Oktar'ın isminin geçmesi ve konuşulan kişinin müvekkilin arkadaşı olması nedeniyle oldukça ilgi gördü. İpek Özbey'in isminin tanınması, bu röportaj ile mümkün oldu.


İpek Özbey

Bunun üzerine İpek Özbey, çok da yetenekli olmadığı kariyerini bu konu üzerine odaklanarak geliştirmeye karar verdi. Anladı ki, Adnan Oktar ismini ne kadar çok geçirirse, o kadar çok tanınacak ve en azından bu konudaki yazıları okunabilecekti. Bu yöntemi benimseyerek tanınmayı başardı ve aynı tanınma yöntemini kullanarak gündem olmayı başaran yayın organı Sözcü'de iş buldu.

Aşağılık Kompleksi, Aleyhe Yazıların Ana Sebebidir

Bir kısım gazeteciler, genellikle kıskandıkları kişi/kişiler hakkında aleyhte yazılar yazdıklarında tatmin olurlar. Haklarında yazı yazdıkları kişinin kendilerinden pek çok yönden ÜSTÜN olduğunu bilir ve bunu hazmedemezler. Bunun için ellerindeki imkanı kullanmak ve aleyhe haber yaparak insanların gözünde o kişileri değersizleştirmeye çalışmak en temel hedefleri olur. Üstün gelemedikleri için, bir nevi intikam duygusuyla kendilerini tatmin ederler.

Bazı gazeteciler, ZENGİNLİĞE özenirler. Kendilerinin zengin olmayıp, kıskançlık duydukları insanların zengin olması, onları adeta çileden çıkarır. Akla zor gelecek türden iftiraları manşet manşet yayınlamak, bu kişilerin başvurduğu ilk ve en ilkel yöntemdir.

Bir kısmı, HAYATLARINDA HİÇ SEVGİLİLERİ OLMADIĞI veya YAKIN DOSTLARI BULUNMADIĞI için, bu tip ayrıcalıklara sahip insanları kötülemek isterler.

Bir kısmı SEVİLMEDİĞİNDEN EMİNDİRKENDİSİ DE İNSANLARI SEVEMEMEKTEDİR. Böylesine sevgisiz bir ortamın içinde kabus bir hayat yaşamaktadır. Ama etrafında seven ve sevilen insanların var olduğunu görünce, DEHŞETLİ BİR ÖFKE duyar. Duyduğu kıskançlık hissi, ona, bu insana karşı her türlü zararı verme dürtüsü verir. Çünkü kıskançlık, her türlü belanın kaynağı olabilecek ürkütücü bir güçtür.

Örneğin gazeteci Barış Terkoğlumuhtemelen bu kıskançlık hisleriyle, tamamen dürtüsel hareket etmektedir. Müvekkil Adnan Oktar'ı kıskanmak için belli ki çok sebebi vardır; ancak asıl dikkat çekeni, bu kişinin bir sevgilisinin veya gerçekten güvendiği yakın bir dostunun OLMAMASININ getirdiği ezikliktirMuhtemelen hayatı boyunca HİÇ SEVİLMEMİŞ, kendisi de SEVMEYİ BİLMEYEN, böyle bir hayatın olabileceğine İNANAMAYAN bir profildir. Tüm hayatını yalnız ve sevgisiz olarak yaşamışken, karşısına MÜVEKKİL GİBİ BİR ÖRNEĞİN ÇIKMASI, kanaatimizce oldukça sarsıcı olmuştur. Bu ıstırabı ancak, müvekkil hakkında olur olmaz, alakalı alakasız konularda aleyhte haber yaparak dindirmeye çalışmaktadır.

Ancak günün sonunda, yalnız ve sevgisiz dünyasına geri dönmekte ve kıskançlık duyduğu kişiye ise ZARAR VEREMEMEKTEDİR. Çünkü MÜVEKKİLİN DÜNYASI HEP SEVGİYLE, SEVDİKLERİYLE VE KENDİSİNİ KALPTEN SEVENLERLE DOLUDUR.


Barış Terkoğlu

Kalifiye Olamamak, İyi Okullarda Okuyamamak, Seçkin Mizaçlı Olamamak Bazı Gazetecilerin Ağırına Gitmektedir

Bir kısım gazeteciler, yaşadıkları özensiz hayatların içinde, seçkin, dikkat çeken, kalifiye bir hayata müthiş bir hayranlık duyarlar. Ancak bu şartlara asla erişemeyeceklerini düşünerek, sanki bu hayata karşılarmış gibi bir görünüm sergilemeye çalışırlar. Kalifiye bir görünümde ve kişilikte OLAMAMAK, iyi okullarda OKUYAMAMIŞ OLMAK, seçkin ve dikkat çeken bir mizaç ve karaktere SAHİP OLAMAMAK, elit bir görünüm VEREMEMEK bu tip gazetecilerde içten içe DERİN BİR AŞAĞILIK KOMPLEKSİDİR.

Tam da bu nedenle çok iyi okullarda okumuş, iyi çevrelerde yetişmiş, kalifiye bir tarz ve görünüm içinde olan, etraftaki kişiler tarafından beğeni toplayan, albenisi olan, dikkatleri her zaman üzerine alan kültürlü ve vasıflı kişiler, bahsini ettiğimiz bu gazeteciler için öfke sebebidir. Onların yaşam şekillerine ve kişilik özelliklerine asla erişemeyeceklerini düşünerek, içine düştükleri aşağılık kompleksinin şiddetli etkisiyle, ellerindeki tüm imkanları onların aleyhlerine kullanırlar. Ne kadar olumsuz uydurma haber yaparlarsa, onların da o kadar gözden düşeceklerine inanırlar.

Oysa bu yöntem, zaten üstün özellikleriyle tanınan bu insanlar üzerinde hiçbir etki yaratmazken, tam aksine bu gazetecilerin kindar ve kıskanç kişiliklerini ortaya çıkararak onları küçük düşürmeye hizmet eder.

Özellikle müvekkil ve arkadaşları söz konusu olduğunda, onlar hakkında aleyhte ve iftira haberler yapan bir kısım gazeteciler, müvekkilin ve arkadaşlarının son derece nitelikli kişilikler olmasından dolayı yaşadıkları ezikliği, sürekli olarak hissettirmişlerdir. Dikkat edilirse, yazdıkları aleyhe yazılar bu sebeple umdukları etkiyi uyandırmamış, sadece kendi ikiyüzlü kişiliklerinin okuyucular tarafından daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamıştır.

Başarıyı Görünmez Hale Getirmek İçin Aleyhe Yazı Yazmak Bazı Gazetecilerin Yöntemidir

Çok iyi bilindiği gibi müvekkilin en önemli özelliklerinden biri, dünya çapında elde ettiği başarısıdır. Müvekkilin başarı elde ettiği konular, bir kısım güçlü odakların, özellikle de derin devletlerin çok da haz etmediği konulardır.

Örneğin müvekkilin, bağnaz sistemi ortadan kaldırıp insanların dindarlaşmasına vesile olan Kuran İslam'ını tanıtması, bu konuda dünya çapında bir etki yaratmış ve sonuç almış olması, derin devletin, İslam ülkelerini bağnazlık yoluyla yıkıma götürme planına müthiş bir darbe olmuştur. Bir diğer darbe ise, müvekkilin, dünya çapında şimdiye kadar başarılamayanı başarmış olması ve Darwinizm'i çökertmesidir.

Bu başarılar Türkiye'de, Darwinistler, ateistler, komünistler tarafından bile hayretle karşılanmıştır. İdeolojilerinin çökmesi, bu fikirlere sahip bazı kişileri hem telaşa sürüklemiş hem de öfkelendirmiştir. Bunların arasında bazı gazeteciler de vardır.

Müvekkil, insanların inandıkları din veya ideolojilere, fikir ve inançlara her zaman saygılıdır. Ancak bu ideolojilere sahip bir kısım gazetecilerin yaklaşımı bu şekilde değildir. Kendi ideolojilerinin ve inançlarının, müvekkil tarafından yenilgiye uğratılmış olması ve müvekkilin bu konuda, dünya çapında tartışılmaz bir başarı elde etmiş olması, bu kişiler bakımından ciddi bir kıskançlık sebebidir. Bu kişiler, bilimsel olarak yenemedikleri müvekkili, çeşitli iftiralar yoluyla yenebileceklerini düşünürler. Müvekkile karşı yenilgilerini, kendilerince karalama eylemleri yaparak bertaraf edebileceklerine inanırlar.

Ama durum hiç de bekledikleri gibi olmamaktadırMÜVEKKİL, İFTİRA VEYA KARALAMALARDAN ASLA ETKİLENMEDİĞİ GİBİ, DÜNYA ÇAPINDAKİ BAŞARISI DA TÜM HIZIYLA DEVAM ETMEKTEDİR. Öyle ki, müvekkilin anlattığı Kuran'daki İslam, çeşitli İslam ülkelerin yönetimlerine bile sirayet etmiş durumdadır (İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye vs.) Müvekkilin bilimsel delillerle geçersiz kıldığı Darwinizm ise asla ayağa kalkamamakta, gitgide daha fazla yere batmaktadır. Dolayısıyla, haset ve kin ile çıkılan yol, kimseye yaramadığı gibi, bu hırslarla hareket eden gazetecilere de yaramamaktadır.

Müvekkilin Sabrı ve Tevekkülü, Zarar Vermek İsteyenler İçin Hep En Aşılamayan Konudur

Müvekkil, hayatı boyunca Allah'tan çok korkmuş ve Allah'ı çok sevmiş bir insandır. Hayatını Allah rızası için yaşamış, Kuran'daki İslam'ı sürekli olarak anlatmış, anlattıklarını da yaşamış bir insandır. Özellikle son 8 yıldır, tamamen kumpas üzerine tutuklanmış olduğu açık olmasına rağmen (müvekkil ve arkadaşları FETÖ'ye yardım, siyasi ve askeri casusluk, karapara aklama ve dolandırıcılık gibi suçlar dahil tam 7 suçtan BERAAT hükmü almışlardır) cezaevinde son derece tevekküllü, neşeli, dinç bir görünüm vermesi, onun çöküşünü bekleyen bazı kişiler tarafından HAYRETLE VE HAYAL KIRIKLIĞIYLA karşılanmıştır.

Normal şartlarda hiç kimse, cezaevi ortamına bu kadar uzun zaman dayanamazken, müvekkil 8 yıldır müthiş bir sabır ve tevekkül ile cezaevindedir. Müvekkilin yaşadığı bu tevekkül, ona zarar vermek isteyen veya onun kötülüğünü isteyen insanları çileden çıkarmaktadır. Çünkü bu kişiler, ne yaparlarsa yapsınlar, müvekkile asla zarar veremeyeceklerini, müvekkilin kararlılığını Allah'a olan inancından aldığını açık şekilde görmektedirler.

İşte bu nedenle de, müvekkile zarar vermek adına 8 yıldır iftira yayınlar yapmaktan bir türlü vazgeçmeyen bir kısım gazeteciler de, bu metanet ve tevekkül karşısında ezilmektedirler. Kendileri olsa birkaç hafta dahi dayanamayacakları cezaevi ortamında, -ki bazıları birkaç ay dayanamamıştır – her türlü baskıya ve iftiraya rağmen, dinç ve her zamankinden daha güçlü bir görünümle çıkan müvekkili, şiddetli şekilde kıskanmaktadırlar.

Sonuç

Gazetecilik dürüstlük, hakkaniyet, vicdan ve üstün ahlak gerektiren bir meslektir. Gazetecinin gazeteci olma şartı, bu düsturların tamamına sahip olması ve olaylara tarafsız yaklaşabilmesidir.

Şayet bir gazeteci, tamamen şahsi fikirleri, ideolojik yaklaşımı veya işverenlerinin emirleri ile olayları değerlendiriyorsa, kıskançlık ve nefret hisleriyle hareket ediyorsa, doğruya "doğru" dediği zaman göreceği karşılıktan korkuyorsa, adalet, dürüstlük ve ahlak adına gerçekleri aktaracağına iftiralarla öfke kusuyorsa, artık o gazeteci değil sadece bir piyon konumundadır. Kendi egosuna kapılmakta veya birilerinin istediklerini yapmaktatüm ilkelerini bir kenara bırakmakta, para için yazıları kiralanan bir şahıs haline gelmektedir.

İşte bu nedenle gerçek gazeteci ile, böyle piyonların ayırt edilmesi gerekir.

Kimi zaman piyon konumuna gelmiş bu kişiler, ekranlarda daha aktif şekilde görünebilir, daha fazla rant elde etmiş gibi bir görünüm verebilirler. Ancak bu, kimseyi, özellikle de doğru ve dürüst gazetecileri yanıltmamalıdır. Derin devletler, kendi taleplerini yerine getirenleri böyle ön planda tutmak isterler. Ancak doğruları görenler, aklı selim insanlar ve iyi olanlar, aradaki farklı mutlaka görmektedir.

Şunu da belirtelim ki, gerek ünlü olmak, gerek rant elde etmek, gerekse kıskançlık nedeniyle müvekkil hakkında iftira yayınlar yapıp öfke saçan bu kişiler, HİÇBİR AŞAMADA HİÇBİR ŞEKİLDE MÜVEKKİLE BİR ZARAR VEREMEMİŞLERDİR; VEREMEYECEKLERDİR. Tüm çabalarına rağmen müvekkilin tüm bu suçlamalardan aklandığını kendi gözleri ile göreceklerdir. Ona da az bir zaman kalmıştır.

Kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.12.02.2026

Daha yeni Daha eski