Adnan Oktar’dan Duyurudur
Müvekkil Adnan Oktar, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada Darwinizm'in geçersizliğini, en net şekilde ve bilimle göstermiş bir kişidir. Bu nedenledir ki, Avrupa'nın başkentlerine gönderilen ciltler dolusu Yaratılış Atlası kitabı, adeta bomba etkisi yapmış, bu kitabın yarattığı etki, Avrupa Konseyi'nin ana konusu olmuştur.
Lüksemburglu politikacı Anne Brasseur, Avrupa Konseyi'nde basın toplantısı sırasında, müvekkilin hazırlamış olduğu Yaratılış Atlası'nı kaldırıp gazetecilere göstermiş ve kitabın, evrim teorisi için ciddi bir tehdit olduğunu anlatarak, endişelerini dile getirmiştir.(Kaynak:
https://www.dailymotion.com/video/x183dio)
2007 YILINDA AVRUPA ÜLKELERİNE GÖNDERİLEN YARATILIŞ ATLASI'NIN ÇEŞİTLİ AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ ETKİLERİ:
Fransa Basınında Yaratılış Atlası
Belçika, Le Soir Gazetesi
Darwinistlerin Tümü, Müvekkilin Bilimsel İzahlarına Karşı Açıklamasız Kalmıştır
Dünyaca tanınan Darwinist-ateist Richard Dawkins başta olmak üzere evrimcilerin tümü, müvekkilin, "sadece tek bir tane ara fosil getirin, on trilyon vereceğim" çağrısına karşı, CEVAPSIZ kalmışlardır. Şu ana kadar, bu ara fosili getiren veya gösterebilen OLMAMIŞTIR.
Yine müvekkil, bir proteinin tesadüfen asla oluşamayacağını, hatta laboratuvar şartlarında, bilinçli ortamlarda dahi oluşturulamayacağını, sayısız deneyin başarısız olduğunu, çünkü bir PROTEİNİN OLUŞMASI İÇİN MUTLAKA BAŞKA PROTEİNLERE İHTİYAÇ OLDUĞUNU anlatmıştır.
Müvekkil, bütün bunları kapsamlı bilimsel detaylarla açıklamış, mikrobiyolojinin tüm bilimsel gerçeklerini göstermiş, MİLYONLARCA YILDIR DEĞİŞMEMİŞ OLAN CANLILARA AİT FOSİLLERİ, ciltler dolusu kitaplarında yayınlamıştır.
Müvekkil, bir inanç şekli veya bir demagoji sunmamıştır. Müvekkil, SADECE VE SADECE BİLİMSEL DELİLLER üzerinden hareket etmiştir. Bilimin Darwinizm'i yıktığı gerçeğini insanlara gösterdikten sonra da;
- Darwinizm'in bir ideoloji olarak neden DARWİNİST DİKTATÖRLÜK tarafından korunduğunu,
- Neden ZORBACA itiraz edilemez hale getirildiğini,
- İtiraz edenlerin neden işlerinden atıldıklarını,
- Neden özellikle ateistler tarafından militanca savunulduğunu
kapsamlı olarak anlatmıştır.
Çünkü Darwinizm ideolojisi, tüm savaşların, felaketlerin, toplumsal çöküşlerin sebebini oluşturan, MATERYALİST, KOMÜNİST ZİHNİYETİN TEMELİDİR. Darwinizm'in sahte bir altyapı olarak kullanılmasıyla;
- ÇATIŞMANIN gerekliliği,
- GÜÇLÜ OLANIN ZAYIFI EZECEĞİ, sakat ve çürüklerin ELİMİNE EDİLMESİ gerektiği,
- Toplumların ÇELİŞKİ VE MÜCADELE yoluyla ayakta kalabileceği,
- Dünyanın, HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİLEN BİR SAVAŞ ALANI olduğu
gibi SAHTE İLKELER, SAHTE BİR ZEMİN bulmuştur.
Böyle büyük bir safsataya dayanan evrim gibi bir teorinin, despot yöntemlerle korunup böylesine geniş çaplı kabul görmesi, asla reddedilemez hale getirilmesi ve dünyayı kana bulayan materyalist, komünist ideolojilerin altyapısı olabilmesi, kitleleri hakimiyeti altına alabilmesi, çok kapsamlı bir akıl kapanmasıdır. Müvekkile göre bu, kıyamete yakın dönemde DECCALİN EN BÜYÜK OYUNLARINDAN bir tanesidir.
İşte böylesine büyük bir deccal oyunu, MÜVEKKİLİN NET, KARARLI VE KORKUSUZ ÇABALARIYLA TAMAMEN YERLE BİR OLMUŞTUR.
Böyle bir ideolojinin böylesine güçlü şekilde yerle bir olması, tüm dünyada olumlu etkilere yol açmış, üniversite kürsülerinde bilim adamları, açıkça Darwinizm'e karşıt görüşlerini belirtir olmuş, öğrenciler, Darwinist ideolojinin yanlışlığını çok net görmüş ve bu konuda kendi hocalarına karşı bilimsel tartışmalara girmeye başlamışlardır. Müvekkilin bilimsel delilleri göstermesi ile, Darwinist diktatörlüğün hakim ettiği korku ortadan kalkmış ve insanlar doğru bilip gördüklerini hemen dile getirir ve savunur olmuşlardır.
Dünyaca tanınmış Darwinist bilim adamları, ARTIK KENDİ TEORİLERİNİ SORGULADIKLARINI açıklamışlardır.
Türkiye'de bunun etkisi, elbette daha güçlü olmuştur. Genç nesiller, müthiş aydınlık bir zihniyetle yetişmeye başlamış, kendilerine dayatılan evrim yalanını kapsamlı olarak sorgulamış, bilimsel ve analitik düşünen gerçek bilim adamları yetişmeye ve ortaya çıkmaya başlamıştır. Gençlik, müvekkilin Kuran'daki gerçek İslam'ın güzelliğini anlatmasından da etkilenerek, Yaratılış gerçeğini çok daha net görür hale gelmiştir.
Müvekkilin, tüm bu gerçekleri anlattığı dönemlerde ülkemizde inançlı insanların oranı %98'lere ulaşmış, komünist ideolojinin pençesine düşmüş terörist gençler bile, uğruna silah tuttukları ideolojilerini sorgulamaya başlamışlardır.
Ülkemizde, oldukça bilinçli, bilimsel düşünebilen, inançlı, ümitvar ve akılcı bir neslin oluşması, müvekkilin bu çalışmaları yaptığı döneme rastlamaktadır.
Müvekkilin ve Eserlerinin Susturulması ile Evrime Karşı Mücadele Sona Ermiştir
2018 polis operasyonu ve sonrasında gerçekleşen tutukluluk süreci ile birlikte, müvekkilin son derece değerli kitaplarının ve internet sitelerinin yasaklanması söz konusu olmuş ve artık toplum, müvekkilin izahlarına ulaşamaz hale gelmiştir.
Darwinizm konusunda Diyanet'in herhangi bir ilmi çalışması olmadığı bilinmektedir. Dolayısıyla evrime karşı mücadele, Diyanet eliyle yapılamamaktadır.
Müvekkilin etkisiyle, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2017 yılında evrim teorisini müfredattan kaldırması oldukça güzel bir hamle olsa da, sonrasında Celal Şengör gibi evrim militanlarının, Milli Eğitim Bakanına karşı son derece tehditkar ifadeleri, Bakanlığın bu konuda tereddüde düşmesine ve ortalı bir anlatım biçimine geçmesine neden olmuştur. O dönemde müvekkil cezaevinde bulunduğu ve tüm eserleri yasaklandığı için, Bakanlığa bu konuda destek verememiş, bilimsel gerçeklerin anlatımı iyice zayıflamıştır.
Darwinistlerin Baskısı Sonucu, Milli Eğitim Bakanı'nın Müfredatta Değiştirdiği İfadeler:
Önceki Müfredatta Yer Alan İfadeler:
Yeni Müfredatta Yer Alan Değiştirilmiş İfadeler
Bir Kısım İlahiyat Hocaları ve Cemaat Liderleri, Evrim Teorisinin Bir Tehlike Olduğunun Dahi Farkında Değiller
Müvekkile göre, bir kısım İlahiyat hocaları ve cemaat liderleri, Yaratılış gerçeğine doğrudan savaş açmak üzere kurgulanmış ve bu yüzden dünya çapında gizli bir el tarafından, bir diktatörlük altında despotça korunmuş olan evrim teorisinin, NASIL BİR TEHLİKE OLDUĞUNUN DAHİ FARKINDA DEĞİLDİRLER. Kendi savundukları inanca karşı geliştirilmiş böylesine büyük bir yalanın, bilimsel bir zorunlulukmuş gibi öğretilmesinden RAHATSIZLIK DAHİ DUYMAMAKTADIRLAR. Hatta bu kişilerin bazıları, mücadele etmeleri gereken bu teorinin, NE OLDUĞUNU DAHİ FARK EDEMEMİŞLERDİR.
Müvekkile göre, tüm bunların sonucunda, kaçınılmaz olarak, söz konusu hocaların, DARWİNİZM'İ SAVUNAN BİR BİLİM ADAMINA KARŞI VEREBİLECEKLERİ HİÇBİR CEVAP BULUNMAMAKTADIR. Tamamen safsata olan din karşıtı bir ideolojiye karşı son derece aciz bir görünüm sergilemektedirler.
Bu izahlardan bazı örnekler ve müvekkilin açıklamaları aşağıda takdirinize sunulmaktadır:
Faruk Beşer: Bir dergide görmüştüm, çocuk soruyor. Anne insanlar nereden geldi? Maymundan. Peki anneciğim bu maymunlar neden hala insan olmadılar, öbür maymunlar. Cevap verebilir misiniz? Veremezsiniz.
Darwinistlere göre insanlarla maymunların ortak atası olduğunu iddia ettikleri canlının insana dönüşme süreci yüz milyonlarca yıl içinde gerçekleşmiştir. Hiçbir Darwinist yaşadığımız süre içerisinde maymunların insana dönüşeceğini iddia etmez. Bu sebeple “Neden şu an bu maymunlar insana dönüşmüyor” demek evrimcilerin gülüp geçeceği, hiçbir bilimsel delil içermeyen bir üsluptur.
Alparslan Kuytul: Darwin teorisi de ne? Darwin teorisi zaten bitmiş. Kim bugün insan maymundan gelmiştir diyor ki zaten. Darwin teorisini savunan kalmamış ki zaten. Çürütmeye gerek kalmamış ki zaten.
Hali hazırda, dünyanın tüm okullarında, Darwinizm, tek bilimsel gerçekmiş gibi dayatma yoluyla okutuluyor. "Evrim yoktur" diyen öğrenciler sınıflarını geçemiyorlar. Darwinizm’i eleştiren akademisyenler üniversiteden atılıyor. Bu somut gerçeğin dahi farkında olmayanların Darwinizm’e karşı bilimsel mücadele yapması imkansızdır.
Sunucu: Ne düşünüyorsunuz evrimle ilgili.
Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü): EVRİM NE DEMEK? MAYMUNDAN DÖNME ŞEYİ Mİ?
HENÜZ KARŞISINDAKİ TEHLİKENİN NE OLDUĞUNUN BİLE FARKINDA OLMAYAN BİR ZİHNİYETİN İNSANLIĞIN KURTULUŞUNA VESİLE OLACAK İLMİ ÇALIŞMA YAPMASI MÜMKÜN OLMAZ. Milyonlarca Müslümanın gördüğü zulmün temelinde Darwinist materyalist ideolojiler vardır. Darwinizm’in nasıl bir tehlike olduğunu anlamadan insanları bu acılardan kurtarmak mümkün değildir.
Osman Ünlü: Soru: İnsan da tesadüfen var olmuştur iddiasında bulunanlara ne demeli nasıl cevap vermeli? İslam alimleri bir ifade kullanıyorlar ahmağa verilecek cevap sükuttur diye, adam ahmaksa cevap vermeye değmez ve onunla uğraşmaya da gerek yok ne kadar söylersen söyle fayda vermiyor hal böyle olunca bunlarla konuşmaya da gerek yok.
Darwinizm’e verilecek cevap "sükut" değil, Darwinizm’in geçersizliğini ortaya koyan bilimsel delillerdir. Bilim iddiasıyla ortaya çıkan bir felsefe ancak bilimle susturulabilir. İnsanların demagojiye değil, tek bir proteinin dahi tesadüfen meydana gelemeyeceği, hücrenin yapısı, fosillerin evrimi yalanladığı gerçeğini öğrenmeye ihtiyacı vardır.
Osman Ünlü: Bir zamanlar Darwin’in nazariyesi dediler. Maymundan inkilab etti değişti falan. Evrim mevrim hikayesi, o da fiyasko çıktı. Şimdi artık gündeme de getiremiyorlar. İnsan maymundan gelmiş diyenler maymun nereden gelmiştir deyince susuyorlar. İŞİN MAHİYETİNİ BİLEN KİMSE SUSTURABİLİYOR.
Evrimciler bilim dışı açıklamalarında maymunlar ve insanların milyonlarca yıl içinde aynı hayali ortak atadan türediğini iddia ederler. Yapılması gereken, Darwinistlerin gülüp geçeceği acz içinde mantıklar öne sürmek değil, sözde bilim adına ortaya koydukları iddiaları tek tek yine bilimin gerçek delilleri ile geçersiz kılmaktır.
Osman Ünlü: İşin mahiyetini bilen kimse susturabiliyor.
Sn. Osman Ünlü “işin mahiyetini bilen kimse susturabiliyor” demekte, ancak Darwinizm’i asıl susturanın kim olduğundan bahsetmemektedir. Tüm dünyanın ittifakla kabul ettiği üzere Darwinizm’i fikren yerle bir eden ve dünyaya Yaratılış Gerçeğini bilimsel delilleri ile sunan MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN İLMİ ÇALIŞMALARIDIR.
Mehmet Bayrakdar: Evrim olgusu bence Allah’ın bir yaratma biçimi olarak görmek gerekiyor. İslam inancı ile ve Allah’ın yaratma fiiliyle ters düşen bir düşünce değil.
Bazı kişiler de, bilimsel açıklama getirememenin çaresizliğiyle, Allah inancına karşı olan bu sapkın ideolojiyi kabullenir bir üslup geliştirmişlerdir. Hatta daha da ileri giderek, sakallarını kesip, takım elbise giyip, yani alışıldık tarzlarını değiştirip evrimcilere kendilerini makul ve kabul edilir göstermeye çalışmışlardır. İslam camiasında en tehlikeli tarz ve üslup, evrimcilere teslim olmuş bu tarz bir üsluptur.
Melekler, cinler, şeytanlar, vildanlar, gılmanlar, cennet ağaçları, cennet bahçeleri, cennetteki hayvanlar, cennet ırmakları HİÇBİRİ EVRİMLE YARATILMAMIŞTIR. Cinler ve melekler gibi varlıklara karşı evrimciler tamamen suskundur. ALLAH, CİNLERİ VE MELEKLERİ NASIL YOKTAN VAR ETTİYSE, İNSANI DA EVRİME GEREK OLMADAN, AYRI BİR VARLIK OLARAK YOKTAN VAR ETMİŞTİR.
Abdülaziz Bayındır: Kuran-ı Kerim, yaratılışı yoktan yaratılış olarak kabul etmiyor öyle bir ifade kullanmıyor.
Allah, Kuran’da insanı balçıktan porselen benzeri bir maddeden “OL” EMRİYLE, yani BİR ANDA, yani YOKTAN YARATTIĞINI bildirmiştir. Hz. Musa’nın asası nasıl bir anda hareket eden, çevresindekileri yutan, sindirim sistemi olan canlı yılana; Hz. İsa’nın üflediği çamurdan kuş, nasıl bir anda uçan, kanatlı, canlı kuşa dönüştüyse, insanı da Allah, balçıktan var etmiş ve "OL" emriyle onu canlandırmıştır.
ALLAH, KUŞKUSUZ Kİ YOKTAN YARATMAYA KADİRDİR.
Muhammed Nur Doğan: Allah eğer bir maymun türünden bizim türememizi dilemişse buna kimin itirazı olabilir?
Araf Suresi’nin 172. ayetinde Allah, Kuran’da, KAİNAT YARATILMADAN ÖNCE İNSANLARI ZER ALEMİNDE VAR ETTİĞİNİ VE HEPSİNDEN SÖZ ALDIĞINI bildirmektedir. Yani insanlar, henüz kainat var edilmeden önce YARATILMIŞLAR, kusursuz ve tam olarak VAR OLMUŞLAR ve ALLAH’A SÖZ VERMİŞLERDİR.
Ayetteki bilgiye göre, o sırada KAİNAT HENÜZ YOKTUR ama KONUŞAN, DUYAN, SÖZ VEREN, TÜM UZUVLARI, BİLİNCİ VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİYLE VAR EDİLMİŞ İNSANLAR vardır. Bu gerçek, Kuran’da evrimle yaratılış olmadığının açık bir ispatıdır.
Araf Suresi, 172. Ayet şu şekildedir:
Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahit olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. (Araf Suresi, 172)
Mustafa İslamoğlu: Müslümanların hasım olmaları gereken evrim değil. Evrim Sünnetullah’tır. Evrime inanmayan bir kimse Kuran’ın bir kısmını inkar ediyor. İslam’la evrimi karşı karşıya koymak bir tuzaktır. Evrim karşıtlığı aslında bir bidat.
Darwinizm, Allah'ı inkar eden ve tüm varlıkların tesadüflerin ürünü olduğunu iddia eden inkarcı bir felsefedir. Müslümanlar, Allah’ın varlığını inkar eden bu ideolojiye karşı bilimsel olarak mücadele etmekle yükümlüdür. Kuran’da evrimle yaratılış değil, Allah’ın insanları ve tüm evreni “Ol” emriyle yaratması anlatılır. ALLAH’IN SÜNNETİ EVRİM DEĞİL, “OL” EMRİYLE YOKTAN VAR ETMESİDİR:
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen olur. (Bakara Suresi, 117)
Mustafa İslamoğlu: Mehmet Aydın'ın dediği gibi, kokuşmuş bir balçıktan yaratılmaktansa bir maymundan yaratılmış olmayı çok daha iyi bulurum.
Allah, insanı balçıktan, porselen benzeri bir maddeden EN GÜZEL SURETTE yaratmıştır. Allah’ın sanatını ve aklını haşa beğenmemek, samimi bir Müslümanın asla kullanmayacağı bir üsluptur.
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)
Allah'ın "Ol" Emri ile Yaratmasını İyi Anlamak
Müvekkile göre, evrime karşı aciz kalmış olan veya bu acziyetten dolayı evrimi savunur hale gelmiş olan din adamlarının en önemli sorunu, Allah'ın "Ol" emri ile YOKTAN YARATMA SANATINI hakkıyla anlayamamalarıdır.
Yeryüzünde Allah'ın kudretini tam anlamıyla kavrayamayanlar, bunun için kendilerince sebepler ve gerekçeler arayanlar, Allah'ı da, O'nun yaratma sanatını da tam olarak anlayamamış durumdadırlar. Allah, sadece dünyada var olan canlıları değil, cinleri ve melekleri de yaratmıştır. Cennetteki gılmanları da yaratmıştır. Bu varlıklar, insan gibi bir bedene sahip olmayan, farklı bir alemde var olan ve hali hazırda bizimle birlikte yaşamlarını sürdüren varlıklardır. Şu durumda, canlıların evrimle var olduğuna inanan din adamlarına sormak gerekir; ACABA CİNLER, MELEKLER, GILMANLAR NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?
Hatta aynı din adamlarına, HZ. İSA'NIN ÇAMURDAN OLUŞTURDUĞU KUŞLARIN NASIL CANLANDIĞINI ve Hz. İSA'NIN ASASININ NASIL CANLI BİR YILANA DÖNÜŞTÜĞÜNÜ de sormak gerekir.
Kuran'da, Hz. İsa, çamurdan kuş biçiminde bir şey yapmakta ve ardından bu kuş, Allah'ın emriyle bir anda CANLANMAKTADIR. Şekillendirilmiş bir çamur, bir anda, UÇABİLEN CANLI BİR ORGANİZMAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR. Kuran'da bu olay şöyle anlatılır:
Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İZNİMLE ÇAMURDAN KUŞ BİÇİMİNDE (BİR ŞEYİ) OLUŞTURUYORDUN DA (YİNE) İZNİMLE ONA ÜFÜRDÜĞÜNDE BİR KUŞ OLUYORDU. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkara sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm." (Maide Suresi, 110)
Hz. Musa ise, elinde taşımakta olduğu asasını Allah'ın emri üzere yere fırlatmış ve ASA, BİR ANDA KIVRILIP YÜRÜYEN, CANLI BİR YILANA DÖNÜŞMÜŞTÜR. Kuran'da bu husus şu şekilde anlatılır:
"Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."
"ASANI BIRAK;" (BIRAKTI VE) ONUN ÇEVİK BİR YILAN GİBİ HAREKET ETTİĞİNİ GÖRÜNCE, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz." (Neml Suresi, 9-10)
Ahşaptan oluşan asanın, yere atılmasıyla, tüm iç organları, TÜM ORGANİK SİSTEMLERİ İLE MÜKEMMEL VE CANLI BİR YILANA DÖNÜŞMESİ, müvekkilin her zaman belirttiği gibi, ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR. Allah, tüm canlı varlıkları bu şekilde var etmiştir. ALLAH'IN BİR ANDA YARATMAK VE CAN VERMEK İÇİN HERHANGİ BİR SEBEBE İHTİYACI YOKTUR.
İşte tıpkı ateşten yaratılan cinler, nurdan yaratılan melekler, çamurdan bir anda var olan kuşlar, cansız bir asadan oluşan yılanlar ve cennette yaratılmış olarak insanların karşılarına çıkacak gılmanlar gibi, İNSAN DA, ALLAH'IN RUH VERMESİYLE VE SADECE "OL" EMRİ İLE YARATILMIŞTIR. Sadece bu yaratılış örnekleri bile, ALLAH'IN YOKTAN YARATMAYA KADİR olduğunu göstermektedir. Müvekkile göre, İlahiyat hocalarının, din adamlarının, bu gerçekten ASLA TAVİZ VERMEYECEK bir kararlılık ve tutum içinde olmaları gerekir.
Görünen O Ki, Tüm Eğitim Sistemi, Darwinistlerin Eline Bırakılmış Durumdadır
Anlaşıldığı kadarıyla, müvekkil Adnan Oktar'ın geceli gündüzlü verdiği mücadelenin sonrasında;
Evrim teorisinin geçersizliği net olarak anlaşılmışken,
Allah'ı inkar üzerine kurulmuş, sırf ideolojik nedenlerle beslenmiş olan bu teori, ölüm döşeğine gelmişken,
Müvekkilin cezaevine girişiyle, Darwinistler bu meydanı boş bulmuşlardır.
Şu anda evrimin geçersizliğini savunacak ve anlatacak, canla başla Darwinistlerin tehditkar üslubuna bilimle cevap verecek kimse kalmamış gibidir.
Bir kısım Darwinistler, iyice pervasızlaşmış, Milli Eğitim Bakanına olmadık sözler söyleyecek kadar meydanı boş bulmuş, hakarete varan söylemlerle kendisini sindirmeye çalışmışlardır.
Ancak ne yazık ki, müvekkilin bilimle ve kararlılıkla verdiği mücadele askıya alındığından, korkulan olmuş ve Milli Eğitim Bakanımız bu tehditlere boyun eğerek, müfredattaki izahlarda değişikliğe gitmiştir.
Tehditkar ve saldırgan üslup, Darwinistler'in tek yöntemidir. Geçmişten bugüne bu yolla ayakta kalmışlar, bilimle karşılarına geleni bu yolla sindirmişlerdir.
Bunu, sadece müvekkil Adnan Oktar'a karşı yapamamışlardır. Çünkü karşılarında, GERÇEK BİLİMSEL DELİLLERLE KONUŞAN ve İNANDIĞI DOĞRUDAN ASLA KORKMAYAN, ALABİLDİĞİNE KARARLI VE SAVUNDUĞU FİKRİN GALİBİYETİNDEN EMİN bir insan vardır.
Şu an müvekkilin yokluğunda, onun yapabileceklerini yapabilen kimse kalmamış, Bakanlığımız maalesef bu konuda geri adım atmış, evrimin geçersizliğini savunan bilim adamları bir köşeye çekilmişlerdir. Allah inancıyla mücadele eden böylesine sapkın bir teoriye, bir kısım ilahiyat ve cemaat hocalarının tepkisi ise, yukarıda izahını yaptığımız şekilde içler acısıdır.
Ortada, reddedilmesi imkansız bir gerçek vardır:
Müvekkilin yokluğunda, Darwinizm safsatası yine gençlerimize dayatılmak istenmektedir ve ne yazık ki buna karşı çıkabilen veya karşı çıkmaya gücü yetebilen yoktur.
Oysa MÜVEKKİL BUNU ÇOK KISA SÜREDE, AYNI YÜREKLİLİK VE KARARLILIKLA YAPAR VE YİNE EVRİM SAVUNUCULARINI SUSTURUR. BUNU, EMİNİZ Kİ BİLMEYEN YOKTUR.
Bunun için müvekkilin fikirlerinin yine insanlara ulaşabiliyor olması gerekmektedir. Çok defa belirttiğimiz gibi, bu hizmeti yerine getirmek için MÜVEKKİLİN CEZAEVİNDEN ÇIKMA GİBİ BİR ŞARTI YOKTUR. Bu konudaki talebi, eğitim verecek bir ekibe danışmanlık yapmak ve izlenilecek yöntemler konusunda onları yönlendirmektir. Darwinistlere nasıl karşı konulabileceğini bilimsel metotlarla göstermek ve bunun uygulanış yöntemlerini izah etmektir.
Elbette bu süreçte en önemli hususlardan bir tanesi, MÜVEKKİLİN KİTAPLARININ VE İNTERNET SİTELERİNİN SERBEST BIRAKILMASIDIR. 40 yıllık izahlar, açıklamalar, evrimi tamamen ortadan kaldıran deliller, BU ESERLERİN İÇİNDEDİR ve bu eserler, dünya çapında başarılı olmuştur. Bu nedenle, BU YASAKLAMANIN HEMEN KALDIRILMASI VE BU SİTE İÇERİKLERİNİN MUTLAKA GENÇLERİMİZE ULAŞMASININ SAĞLANMASI GEREKMEKTEDİR. Evrimcileri asıl cesaretlendiren hususun, bu eserlerin yasaklanmış olması olduğu unutulmamalıdır.
Bu hususun acilen dikkate alınması gerekmektedir. Gençliğin Darwinist yetişmesi, Darwinist sahtekarlıkların ülkemizde yaygınlaşması, her türlü felaketin önünü açacak dehşet verici bir durumdur. Tehlikenin farkında olmak ve buna karşı hemen harekete geçmek gerekmektedir.
Bu önemli hususu takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.14.02.2026