MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN BASIN DUYURUSUDUR

Atatürkçü, Devlete itaatli, vatansever ve modern bir dindar olan müvekkil Adnan Oktar her zaman siyasetin dışında olmuş, ancak milletimizin refahı ve Devletimizin bekası için önemli gördüğü hususlarda düşüncelerini önde gelen siyasilerle ve kamuoyuyla sık sık paylaşmıştır. CHP’nin solun en sağında yani aydın, modern, laik, demokrat, eşitlikçi, adil ve dindarlarla içiçe, onlara şefkat ve sevecenlikle yaklaşan onların da haklarını koruyup kollayan bir çizgide olması gerektiğini anlatmıştır. Müvekkil, Atatürk’ün sanatı, bilimi, ilericiliği, özgürlüğü esas alan dindarlık anlayışının CHP’nin savunduğu ve koruduğu değerler olması gerektiğine inanmaktadır. Milletimiz CHP’nin dindarlara karşı sevecen, koruyucu ve onların haklarını gözeten bir anlayış benimsediğine kanaat getirdiğinde seve seve iktidara da taşıyacaktır.

Bugüne kadar CHP’yi belli oy oranları içinde muhalefet yapmaya mahkum eden en temel etken ise, CHP ile halkın %90’ını oluşturan dindar kesim arasına mesafe koyanlar olmuştur. Bu kişilerin büyük çoğunluğu da kendilerini CHP’den yana gibi gösteren bazı gazetecilerdir. Halk tarafından CHP’yi temsil ediyormuş gibi algılanan bu kişilerin halka tepeden bakan, insanların inancını hor gören, kutsal değerlerini küçümseyen açıklamaları CHP’nin güçlenmesini engellemiştir. Bunların bir kısmı “tarikatlar ve cemaatler” diye başlayan, dindarların geneline karşı öfke dolu, özellikle toplumun sinir uçlarına dokunan açıklamalarıyla hedeflerine ulaşmaktadır.

Bir kısmı ise en hassas ve karışık dönemlerde birdenbire umulmadık bir anda CHP aleyhine kullanılabilecek beyanlar vermekte, kendilerince üst perdeden yönlendirmeler yapmakta, hatta daha da ileri giden ithamlarda bulunarak halk arasındaki deyimiyle “ortalığı bulandırma” görevi görmektedirler. Bu kişilerden biri de Cumhuriyet gazetesinde yazıları yayınlanan ve Sözcü TV’de program yapan Barış Terkoğlu’dur.

Bilindiği üzere Barış Terkoğlu’nun kamuoyu tarafından tanınması 2011 yılında Barış Pehlivan ve Nedim Şener ile birlikte “OdaTV Dosyası” olarak bilinen davada tutuklanmasıyla olmuştur. Tutuklanmalarının ardından iki Barış (Terkoğlu ve Pehlivan) sol basın içinde yer alırken, Nedim Şener de sağ basın içine yerleşmiştir, daha doğru bir tabirle yerleştirilmişlerdir. İlk bakışta birbirlerine muhalif gibi görünseler de, yaptıklarının neticelerine bakıldığında çoğu zaman aynı amaca hizmet eden bir çizgi içinde oldukları anlaşılmaktadır.

Barış Terkoğlu’nun CHP siyaseti ve parti yönetimi hakkındaki değerlendirmeleri titiz bir gözle incelendiğinde örtülü ve detaylı bir plan üzerine hareket ettiği izlenimi oluşmaktadır. Bu hareket planının da birileri tarafından belirlendiği, birileri tarafından desteklendiği ve o birilerine çok güvendiği anlaşılmaktadır.

Siyasi tartışmaların yoğunlaştığı, CHP’nin üzerinde baskının arttığı, birçok hassas dengenin içiçe geçtiği zamanlarda Barış Terkoğlu’nun CHP’yi zor durumda bırakan açıklamalar yapması “öylesine denk gelmiştir” denilemeyecek kadar dikkat çekicidir.

Bundan birkaç ay önce “CHP Kurultay Davası” olarak bilinen konu hakkında en hararetli tartışmalar yapılırken, Barış Terkoğlu birdenbire “CHP KURULTAYINDAKİ ŞAİBEYİ 1500 KİŞİDEN DUYDUM” diyerek ortaya çıkmıştır. Halk TV'de yayınlanan programda konuşan Terkoğlu’nun, "KURULTAYDA BİR SÜRÜ ŞAİBE OLDU LAFINI BİN 500 CHP’LİDEN DUYMUŞUMDUR" demesiyle birlikte, bu sözleri CHP karşıtları tarafından “İTİRAF” OLARAK MANŞETLERE TAŞINMIŞ VE CHP ALEYHİNE CHP İÇİNDE BİR “İTİRAF” OLARAK KULLANILMIŞTIR. Hiçbir CHP karşıtının oluşturamayacağı bir tahribat Barış Terkoğlu'nun tek bir açıklamasıyla oluşturulmuştur: 



 

https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/chpli-gazeteciler-itiraf-etti-kurultayin-saibeli-oldugunu-bin-kisi-soyluyordu-4676077 


 

https://x.com/Haber7/status/1889231985333391469

Burada şunu da ifade etmek gerekir ki müvekkil Adnan Oktar, CHP’nin iç işleyişi ya da siyasi gelişmelerin arka planında yaşanan veya yaşanması muhtemel konular üzerinde bilgi sahibi değildir. Devam eden bir dava hakkında da değerlendirme yapmamaktadır. Üzerinde durduğu ve dikkat çektiği husus, kendisini bir kişi veya kurumdan yana gibi göstererek o kişi ve kuruma bilinçli olarak zarar veren bir kişilik yapısının ne kadar sinsi ve tehlikeli olduğudur. Bu karakterdeki kişilere karşı o kişinin mesleği, çevresi ve kim olduğu ayırt edilmeden tedbirli olunması gerektiğidir.

Barış Terkoğlu bir başka benzer çıkışı geçtiğimiz günlerde, Sözcü TV’de 10.02.2026 tarihli Sözcü Masası programında yapmıştır. Bu defa da CHP’den ayrılma kararı alan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan hakkında kamuoyuna yansıyan haberleri bahane ederek başta Sayın Özgür Özel olmak üzere mevcut CHP yönetimine yönelik ağır ithamlarda bulunmuştur.


Bu ithamların bir gazeteci eleştirisi olarak değerlendirilmesi ise mümkün değildir. Çünkü açıkça “zayıf anı kollayıp, CHP seçmenlerinin hassas damarlarını tahrik edip, bir yandan da toplumdaki kutuplaşmayı kışkırtan” oldukça bilinçli, toplum mühendisliği amacı taşıyan bir açıklama olduğu görülmektedir.


 

Barış Terkoğlu’nun konuşması madde madde incelendiğinde;

1. İlk başta yapacağı açıklamalara gelecek potansiyel tepkilere karşı “ön alma” çalışması yapmakta ve şimdi bana “İktidara mı çalışıyorsun diyecekler” sözleriyle “bir yere çalışmıyorum, samimi eleştiri yapıyorum” imajı oluşturmaya çalışmaktadır. Bu girişin amacı ardından yapacağı açıklamalara gelecek eleştirileri bertaraf edebilmektir:

BARIŞ TERKOĞLU: … çok basit bir şey söyleyeyim. Bir ay önce şu masada ben, “ya işte Mesut Özarslan da şöyle yanlış belediyecilik yapıyor, şöyle kötü yönetiyor” deseydim emin olun muhalefetteki söz konusu Cumhuriyet Halk Partisi'nden başka parti olsaydı o da aynı şey olacaktı. Sen niye eleştiriyorsun? İktidara mı çalışıyorsun? İktidar böyleyken eee şu anda bunu eleştirmek doğru mu ya? Bunu diyeceklerdi arkadaşlarhttps://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE 

2. Konuşmasına “seçmen kitlesini duygusallıktan kurtarıp akla davet eden” insan görünümünde devam etmektedir. Kendini de kitleleri yönlendiren, güya duygusallığa kapılıp aklını yitirmiş olanlara akıl dağıtan konumunda görmektedir. Ayrıca, her ne kadar burada “seçmen kitlesi” diye vurgu yapsa da konuşmasının devamında aslında Sayın Özgür Özel ve CHP yönetiminin duygusal olduğunu söylemektedir. Bu durumda -Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimini tenzih ederiz- aklını yitirmiş olarak kimleri gördüğü de anlaşılmaktadır:

BARIŞ TERKOĞLU: Biz bu filmi görmüştük diyorsunuz. Hep aynı film bakın hep ben burada seçmen kitlesini duygusallıktan kurtulup akla davet etmek istiyorum. Önce savunuluyor. Evet. Sahip çıkılıyor. Mesut Özarslan dahil olmak üzere hepsine sahip çıkılıyor. Arkasından bu isimler Adalet ve Kalkınma Partisi'ne geçtikten sonra bir anda müthiş bir aydınlanma yaşanıyor o gece. https://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE

3. Bilindiği üzere Keçiören Belediye Başkanı’nın CHP’den istifa etmesiyle birlikte Sayın Özgür Özel ve Belediye Başkanı arasında geçen bazı mesajlaşmalar basında da konu olmuştur. Barış Terkoğlu, Sayın Özgür Özel’in bu yazışmalarını, “duygusallıkla ağza gelen konuşmalar” olarak nitelemekte ve Sayın Özgür Özel’e kendince akıl vermeye devam etmektedir. Sayın Özel’i CHP gibi köklü bir partiyi “3-5 tane sermaye grubunun çıkarlarının parçası haline getirmek” yani maddi menfaat doğrultusunda hareket etmek gibi çok ağır ve ciddi bir ithamla suçlamaktadır. Dahası “böyle devam ederseniz bunları daha çok yaşarsınız” diyerek de adeta parmak sallamaktadır:

BARIŞ TERKOĞLU: Müthiş bir aydınlanma. BİR GECEDE O DUYGUSALLIKLA AĞZA GELEN LAFLAR SÖYLENİYOR, SÖYLENİYOR, söyleniyor ve sonra herkes yoluna devam ediyor… Cumhuriyet Halk Partisi bir kurucu parti, bir ideoloji partisi, bir çizgi partisi, bir irade partisi. SİZ BU PARTİYİ ALIR ALIP GÖTÜRÜP İŞTE 3-5 TANE SİYASETÇİNİN BİLMEM NE ADAMLARININ, 3-5 TANE SERMAYE GRUBUNUN KENDİ ÇIKARLARININ, İŞTE 3-5 TANE SİYASET BİLMEM NESİNİN KENDİSİNE ÇİZDİĞİ GELECEĞİN PARÇASI HALİNE GETİRİRSENİZ, DAHA BUNLARI ÇOK YAŞARSINIZ ONU DA SÖYLEYEYİM DAHA ÇOK YAŞARSINIZ BUNLARI YA ARKADAŞLAR
https://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE

4. Konuşmasının devamında ise Sayın Özgür Özel’in üslubunu, “idrak seviyesini” ve yönetim biçimini üst perdeden ve “her şeyi bilen” insan olarak değerlendirme yetkisini kendisinde görmektedir. Sırtını, kendisini halen bulunduğu konuma yerleştiren derin çevrelere dayamasından kaynaklandığı anlaşılan bu üst perde üslup uzun uzun Sayın Özgür Özel’e akıl vermekle devam etmektedir. Bu “aklı” verirken de bir yandan CHP parti teşkilatlarını ve seçmen kitlesini hamiyetlerini, fedakarlıklarını, çalışkanlıklarını gündeme getirip duygularını tahrik etmektedir. Bir yandan da bazı CHP seçmenlerinin muhafazakar ve dindar kesimleri temsil eden partilere yönelik öfkelerini körüklemektedir. “Sizin hak ettiğiniz yerlere onlar getirildi” kışkırtması yapmaktadır.

Böylece parti içinde Sayın Özgür Özel ve yönetime karşı bir muhalefet organize etmektedir. Bununla da yetinmemekte Sayın Özgür Özel’in belediye başkan adaylarını seçerken yolsuzluk yapıp yapmamalarını dahi önemli görmediğini iddia etmekte ve idrak seviyesini eleştirme yetkisini kendisinde gören bir hadsizlik sergilemektedir. Sayın Özgür Özel'in mesajlarda kullandığı üslubu değerlendirirken “Herhalde özel hayatında sürekli böyle konuşan biri değildir” cümlesiyle topluma verdiği mesaj da dikkat çekicidir. Her bir cümlesinin bir toplum mühendisliği çalışmasının parçası olarak kurulduğu açıkça görülen Barış Terkoğlu’nun Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi tarafından çok daha kapsamlı teşhis edildiğinden kuşkumuz yoktur.

BARIŞ TERKOĞLU: ben bütün yazışmaları okudum. Özgür Özel hani yayınlasın dedi. Yayınlandı. Bütün gazetelerde açıp okursa o lafları tekrar etmeyeceğim. ÖZGÜR ÖZEL DE DUYGUSAL DAVRANMIŞ. O ÇOK ANLAŞILIYOR YANİ. O KÜFÜRLER, O HAKARETLER, O ŞEYLER ANLIK BİR ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. ÖZEL HAYATINDA HERHALDE SÜREKLİ BÖYLE KONUŞAN BİRİ DEĞİLDİR TOPLUMUN ÖNÜNDE. AMA ONUN BİLE O MESAJLARI ANALİZ ETTİĞİNİZDE MAALESEF MESELEYİ İDRAK BOYUTUNDA ÇOK ZAYIF KALDIĞINI GÖRÜYORSUNUZ….
https://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE

5. Barış Terkoğlu’nun Sayın Özgür Özel’e ithamları bunlarla da bitmemektedir. Hakkında yolsuzluk dosyası olduğu iddia edilen Keçiören Belediye Başkanı’nı, bu yolsuzluğu bile bile partiye aldığını öne sürmekte ve Sayın Özel’i yolsuzluğu, hırsızlığı önemli görmeyen bir insan gibi lanse etmeye çalışmaktadır:

BARIŞ TERKOĞLU: Bak Özgür Özel diyor ki “ben seni çağırdım. Mesajlarımız da var. Ben seni çağırdım. Senin için hırsızlık dosyaları var diyorlar. Doğru mu dedim? Doğru değil genel başkanım dediniz. Ben de sana inandım ya.” BÖYLE Mİ YÖNETECEK ARKADAŞLAR? YA ŞİRKET CEO'SU OLSANIZ, BIRAKTIM PARTİYİ YA. ŞİRKET CEO'SU OLSANIZ YANİ ÇEMİŞGEZEKLİLER DERNEĞİ'Nİ İLÇE DERNEĞİNİ, AKLIMA GELDİĞİ İÇİN SÖYLÜYORUM, YÖNETSENİZ DAHA FAZLASINA İHTİYAÇ DUYARSINIZ… O yüzden bunu söylüyorum. Yoksa şurada şu şu masada şu konuşmayı yapmak çok kolay arkadaşlar. AKP'de böyle bilmem hep böyle. Hadi şimdi geçelim diğer habere Böyle çok kolay. AMA BÖYLE KONUŞMA YAPTINIZ MI SİZ BU MESELEYİ HİÇ İDRAK ETMEMİŞSİNİZ DEMEKTİR.
https://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE

6. Barış Terkoğlu’nun “tespitleri” ve ithamları bunlarla da sınırlı değildir. Yazdığı en fazla 5-6 kitap sayesinde -ki bunlar da hazır verilmiş araştırma ve yorumları düzenlemekten ibaret olduğu görülen çalışmalardır- Artvin’den Aydın’a her yerde tanınan bir yazar olduğunu iddia ederek, “75-80 yaşında teyzeler” yanına gelip konuştuğu için halkın nabzını tuttuğunu, dolayısıyla olaylara “çok geniş bir çerçeveden bakan”, “CHP yönetiminin göremediklerini gören, düşünemediklerini düşünen” bir insan olduğunu öne sürmekte ve Sayın Özgür Özel’in “Kurmay Akla” sahip olmadığını iddia etmektedir. Bunu yaparken Sayın Özgür Özel’in kararlarını ve yaptıklarını çocuk yaştaki oğlu ile kıyaslamaktadır:

BARIŞ TERKOĞLU: Özgür Özel'le Mesut Özarslan’ın konuşmasının içine sinmiş olan küfrü çıkarırsanız mesele de bu. Özgür Özel diyor ki ben senin sana çaldın mı diye sormuştum diyor özetle. Sen bana geldin dedi ki çalmadım dedim. Ben sana inandım demek ki çalmışsın diyorYA ŞİMDİ EVET BEN KURMAY AKIL YOK DERKEN BUNU SÖYLÜYORUM…Yani bu iş son kertede hani akşam gece 12'den sonra WhatsApp mesajına kalma bunlar. Benim oğlum muhtemelen 5-6 sene sonra kendi kız arkadaşıyla filan tartışacağı zaman böyle şeyler yaşayabilir. Yaşasa ona öğütlerim. Bir genel başkanın doğal olarak bu şeyi yapması bir yönetici aklın, kurumsallığın, süreci yönetmenin, organizasyonun, örgütün vesaire bir sürü şeyin eleştirileceği bir şey.

https://www.youtube.com/watch?v=y5RE0fceg8w

Barış Terkoğlu’nun kurmay akıldan kastettiği bazı derin odaklar tarafından eline tutuşturulan dosyaları, kendisine dikte edilen şekilde yorumlamaksa böyle bir kurmay akla sahip olmamak çok daha hayırlı ve bereketlidir. Sayın Özgür Özel'in samimi, çalışkan ve vefalı bir insan olduğu görülmektedir. Halk da kendisini bu candanlığını gördüğü için sevmektedir. Samimiyetsizlik, hile, arkadan dolanma, toplum mühendisliği yapma ve ayak oyunlarıyla güç kazanmayı kurmay akıl olarak görenlerin ise bu candanlığı anlayamaması ve takdir edememesi normaldir.

7. Barış Terkoğlu’nun yine aynı programda yaptığı yorumlardan biri de MUHALEFETİN DE İKTİDARIN DA KİRLİ SİYASET YAPTIĞI söylemidir. Halkın umutlarını, ekonomik sıkıntılarını gündeme getirerek “kirli siyaseti” eleştiriyormuş gibi yapan Barış Terkoğlu’nun asıl konusunun yolsuzluklar ya da siyasetin nasıl işlediği olmadığı görülmektedir. Samimi olarak böyle bir endişesi olsa siyasetten önce en temel gazetecilik değerlerini ve kurallarını çiğneyerek, masumiyet karinesini ihlal edip gizli dosyalardan belgeler yayınlayarak ünlü olmayı tercih etmezdi. Zaten dikkat edilirse kirli siyaset yapılıyor diyerek CHP’yi -içten bir ses olarak- itham ederken bir yandan da CHP parti teşkilatlarında çalışan insanların emeklerini gündeme taşıması boşuna değildir. İnsanların temiz ve iyi niyetli duygularına vurgu yapıp “siz böyle fedakarlık yaparken tepede kirli işler dönüyor” telkini vermektedir.

BARIŞ TERKOĞLU: Doğal olarak şunu söylemeye çalışıyorum. Siz zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu irade kimliği içerisinden bir şey çıkarmıyorsunuz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 tane oku 6 tane sizin ideolojik ayağınızı temsil eder. O ayakların içinden bir şey çıkarmıyorsunuz. Siz örgütünüzün içinden bir şey çıkarmıyorsunuz. Siz işte direklere tırmanıp bayrak asan gece yarısı bir sürü gözaltına alındılar. O afiş afişler asıp gözaltına alınan sadece sizi savunduğu için hapislerde yatan bir sürü 17-18 yaşında genç hapis yattı arkadaşlar seçim sürecini hatırlayım. Onlardan bir belediye başkanı bulamayıp bir iştirakın yöneticisi olan birini üç günde kendi partinize transfer edip şu belediye olmadı, bu belediye olmadı, bu belediye oldu diye karar veriyorsunuz. Sonra da beyefendi transfer olunca bir anda bir ayin yapılıyor. Herkes elindeki taşı fırlatıyor. Ağlama duvarına dönüyor ortam. Sonra dönüyor. Ya bu siyasette bu da konuşulmayacak mı arkadaşlar? YANİ BU SİYASETİN KİRİ. BU SİYASET KİRLİ. BAKIN HALKIMIZIN SİYASETTEN UMUDUNA RAĞMEN, HALKIMIZIN ÜÇ KURUŞLA GEÇİNEREK SİYASETTE UMUT BİRİKTİRMESİNE RAĞMEN SİYASETTEN BİR KURTULUŞ UMUDU ARAMASINA rağmen onun kalbindeki temizliğe rağmen TÜRKİYE'DE SİYASET İKTİDARIYLA, MUHALEFETİYLE MAALESEF KİRLİ BİR TEMEL ÜZERİNDE YAPILIYOR. Bu umutla ilgili olay, bu olayla ilgili söylenecek şu kadar şeyse ben bunu hani BEN BU KADARINI SÖYLEYİP KENARA ÇEKİLMEYE HALKIMA İHANET SAYARIM. https://www.youtube.com/watch?v=kRXrKrf3EpE

Barış Terkoğlu’nun sonda yer alan “Ben bu kadarını söyleyip kenara çekilmeyi ihanet sayarım” sözleriyle kimi kast ettiğini ise açıkça söylemesi gerekir. Televizyon ekranında milyonların göz önünde birilerini “halkına ihanet etmiş saydığını” söyleyecek cesareti kimden aldığının, daha doğrusu hangi odakların yönlendirmesiyle, kimleri hangi amaçla hain ilan ettiğinin araştırılması kanaatimizce önemlidir. Zira başta da belirttiğimiz üzere Barış Terkoğlu’nun birileri tarafından desteklendiği ve o birilerine çok güvendiği üslubundan, çıkışlarından ve bu çıkışların zamanlamasından açıkça görülmektedir.

Barış Terkoğlu’nun Sayın Özgür Özel’e karşı yaklaşımının ve bakış açısının anlaşılması açısından 2023 yılında yazmış olduğu bir yazısını yeniden hatırlatmak da yerinde olacaktır.


https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/ozgur-ozel-ocalanin-bile-gerisinde-2152734

Barış Terkoğlu, CUMHURİYET GAZETESİNDE YAYINLANAN “ÖZGÜR ÖZEL, ÖCALAN’IN BİLE GERİSİNDE” BAŞLIĞI İLE KALEME ALDIĞI yazısında Sayın Özgür Özel’in Atatürkçülüğünü ve Cumhuriyet ideolojisine verdiği önemi Öcalan ile kıyaslamış ve Sayın Özel’in Atatürkçülükte ve Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkma konusunda Öcalan’dan geriye düştüğünü öne sürebilmiştir. Her ne kadar Sayın Özel bu izansız eleştiriye gerekli cevabı vermiş olsa da bu örnek Barış Terkoğlu’nun ajitasyon ve manipülasyonu esas edinmiş olan üslubuna çarpıcı bir örnektir.

SONUÇ OLARAK;

Burada sadece bir iki örneğini verdiğimiz konuşma ve yazıları dahi Barış Terkoğlu’nun CHP’yi destekliyor imajı verip aslında sürekli olarak aleyhe konuşan biri olduğunu göstermektedir. CHP’yi savunuyor gibi görünerek saatlerce her gece TV ekranlarında konuşan bu tarz kişileri genellikle CHP’nin iktidara gelip gelmemesi değil maaşlarının ödenip ödenmediği ilgilendirmektedir. Benzer zihniyete sahip gazetecilere sağ kesimde de rastlanmaktadır. Bunlar da Ak Parti’nin iktidarda kalıp kalmamasıyla aslında hiç ilgilenmemekte, günlük kazançlarını düşünmektedirler. Bir tarafı savunuyormuş gibi görünüp içten yıpratmaya çalışanlara karşı hem CHP’nin hem de Ak Parti’nin dikkat etmesi önemlidir. Zira bu zihniyete sahip insanlar bencil olduklarından ve menfaatlerine önem verdiklerinden her söyledikleri ve yaptıklarına karşı dikkatli olunması, toplumun da bu kişilere karşı bilinçlendirilmesi gerekir.

Genellikle bilerek veya bilmeyerek derin devlet yapılarının yönlendirmesinde olan bu kişiler bu derin yapılar tarafından toplum mühendisliğinde, provokasyon ve şaibe oluşturma işlerinde kullanılır. Bir sistemin, düşüncenin ya da algının olağanlaştırılması gerektiğinde, bir şeye karşı tepki oluşturulmak istendiğinde sağdan ve soldan ilk bakışta birbirine tezat gibi görünen kişiler farklı şekillerde ortak şeyleri savunurlar.

Bu konudaki en çarpıcı örnek, Adnan Oktar Davası’nda yapılan algı operasyonları ve kamuoyunu benzeri görülmemiş hukuksuzluklara alıştırma kampanyasında yaşanmıştır. Barış Terkoğlu ve arkadaşları tarafından adım adım olağanlaştırılan; etkin pişmanlık müessesinin teşvik edilmesi, iftira atarak kurtulma yolunun açılması, mala mülke el konulması, hasta olanların dahi tahliye edilmemesi, sırf beyana dayanılarak insanların tutuklanması ve ağır cezalar verilmesi gibi galiz haksızlık ve hukuksuzluklar bir müddet sonra CHP’lilere karşı da kullanılmaya başlanmıştır. Bugün cezaevinde birçok mağduriyet yaşayan CHP’li siyasetçi, bürokrat ve memurun maruz kaldıkları hukuksuzluğun mucidi bu kişilerdir. Bunlar CHP'yi desteklediklerini, sol kesime mensup olduklarını iddia ettikleri halde kendileri ilginç bir şekilde bu hukuksuzluklardan hiçbir zarar görmemekte, gizli eller tarafından hep korunmakta, aynı şekilde maaşlarını almaya devam etmektedirler. Aynı şey sağda hukuksuzluğu coşkuyla destekleyen bazı gazeteciler için de geçerlidir. Yarın öbür gün destekledikleri hukuksuzluklar Ak Parti'yi mağdur edecek olsa bu kişiler aynı şekilde maaşlarını almaya devam edecek ve sözde onlarla aynı tarafta olan kişilerin yaşadıkları mağduriyetlerden hiçbir rahatsızlık duymayacaklardır.

Dolayısıyla, hayatları boyunca menfaatlerine göre şekil almış, çevrelerinde güvendikleri tek bir gerçek dostları bile olmayan, insanların acıları, mağduriyetleri ve dertlerini aslında hiç umursamayan, kendilerini bulundukları konuma getiren derin odakların talimatlarını yerine getirip, maaşlarını alıp birikimlerini korudukları müddetçe dünya yıkılsa umurlarında olmayan insanlara karşı siyasetçilerin dikkatli olması zaruridir.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 13.02.2026

Daha yeni Daha eski