MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU:
Bugün toplumun çoğunluğu geleceğe dair umutlarını büyük ölçüde yitirmiş durumdadır. Gençlerde ise tablo çok daha ağırdır. Pek çok genç sanki hayata dair hedeflerini, heyecanını ve yaşama sevincini kaybetmiş bir ruh hali içindedir. Okumak, çalışmak, aile sahibi olmak, geleceğe yönelik bir amaç belirlemek gibi konular birçok genç için giderek anlamını yitirmektedir. GENÇLER adeta yönünü kaybetmiş bir şekilde, boşluk duygusu içinde yaşamakta, yarından da kendilerine umut verecek pek bir şey beklememektedirler.
Bu durum gençlerle de sınırlı değildir. Toplumun genelinde de bir belirsizlik, kaygı, ve karamsarlık duygusunun yaygınlaştığı hissedilmektedir. İnsanlar geleceğe daha huzurlu ve güvenli bakabilecekleri bir ortamın giderek zayıfladığını düşünmekte, kendilerine moral verecek, güven duygusunu güçlendirecek ve yeniden umut verecek gelişmelere ihtiyaç duymaktadır.
Bu nedenle toplumda, yalnızca konuşan ve eleştiren değil, sorunlara gerçek çözümler üreten, insanlarda geleceğe dair olumlu bir beklenti oluşturabilecek, güven hissini güçlendirecek bir siyasi yaklaşımın gerekliliği dile getirilmektedir.
Bugün toplumun beklentisi ELEŞTİREN VE ÇATIŞAN DEĞİL SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETEN, KENDİLERİNE GÜVEN VEREN BİR ANLAYIŞTIR.
Böyle bir ortamda CHP’ye de önemli sorumluluklar düştüğü açıktır.
Bu nedenle CHP’nin toplumun taleplerine daha fazla dikkat vermesi, ihtiyaçları doğru analiz etmesi büyük önem taşımaktadır.
Ana Muhalefet Partisi, toplumsal desteğini büyütmek ve karşı karşıya kaldığı hukuksuzlukların aşılmasını istiyorsa, parti içinde etkili olan bazı çatışmacı, katı, dışlayıcı yaklaşımları gözden geçirerek, daha kuşatıcı; HUKUK, ADALET ve SEVGİ temelli bir siyasi çizgiye yönelmek zorundadır. Aksi halde, radikal bir üslubu ve siyasi çizgiyi benimseyen bir anlayış CHP’yi zamanla daha zor bir konuma sürükleyebilir. Bu nedenle CHP’nin daha birleştirici, sevgi dilini benimseyen, adaleti herkes için isteyen bir siyaseti vakit kaybetmeden hayata geçirmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda, toplumun farklı kesimlerinin beklentilerini, halkın büyük bölümünün yaşadığı karamsarlık ve gerginlik ortamının temel sebeplerine ilişkin müvekkil ADNAN OKTAR’IN GÖZLEMLERİNİ ve BU SORUNLARA YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ CHP’yle, tamamen iyi niyetli ve yapıcı bir yaklaşımla, nacizane bir katkı ve tavsiye olarak paylaşmak istiyoruz.
1. CHP, DİNE VE DİNDARLARA SAHİP ÇIKMALIDIR
Müvekkil Adnan Oktar, CHP’nin Atatürkçülük, demokrasi, kadın hakları, özgürlükler, sanat ve bilim gibi konularda benimsediği yaklaşımı her zaman değerli bulmuştur. Bu değerlerin Türkiye’nin gelişmesi, güçlenmesi açısından önemli olduğuna inanmaktadır.
Müvekkil Adnan Oktar’ın bir Müslüman olarak savunduğu anlayış da, özünde sevgiyi, özgürlüğü, adaleti, kadınlara saygıyı, bilimi ve demokratik değerleri esas almaktadır. Bu nedenle müvekkil, yıllar boyunca Kuran’da da belirtilen bu değerlerin daha iyi anlaşılması, insanların din ile özgürlük, bilim, sanat ve demokrasi arasında bir çatışma olmadığını görebilmeleri için çeşitli çalışmalar yapmıştır.
Müvekkile göre bu değerler, TÜRKİYE’NİN VAZGEÇMEMESİ; aksine DAHA DA GÜÇLENDİRMESİ GEREKEN değerlerdir.
Bu sebeple müvekkil Adnan Oktar, CHP’nin söz konusu konulardaki duruşunu ve hassasiyetlerini genel olarak takdir etmekte ve bunların toplum açısından önemli olduğuna inanmaktadır.
Ancak CHP’nin toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilmesi ve oy tabanını büyütebilmesi için, dindar vatandaşlarla daha güçlü bir iletişim kurması ve onların değerlerine karşı daha kapsayıcı bir yaklaşım sergilemesi gerekmektedir. Toplumun önemli bir bölümünün dini ve manevi değerlere bağlı olduğu düşünüldüğünde, dindar kesimlerin kendilerine karşı tepki ve dışlanma hissetmelerine yol açacak söylemlerden KAÇINILMASI büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanında, parti içinde zaman zaman öne çıkan sosyalist ve komünist söylemler de toplumun geniş kesiminde karşılık bulmamaktadır. Bu nedenle CHP, toplumun dini ve manevi hassasiyetlerini daha fazla dikkate alan, farklı yaşam tarzlarına ve inanç gruplarına eşit mesafede duran bir siyaset anlayışı geliştirmesi halinde daha geniş bir seçmen kitlesine hitap edebilecektir.
Sonuç olarak, dindar vatandaşların desteğini kazanmayı hedefleyen, onları siyasi rakiplerin doğal seçmeni olarak görmek yerine toplumun ayrılmaz bir parçası olarak kabul eden bir yaklaşım, CHP’ye gelecekte önemli katkılar sağlayacaktır
2. KENDİSİNE YAKIN MEDYANIN BAĞNAZ TUTUMU CHP’NİN GELECEĞİNE YÖNELİK EN BÜYÜK RİSKLERİNDEN BİRİDİR
CHP içindeki bazı çevrelerin, partiyi temsil eden başlıca medya organları olarak görülen Halk TV ve Sözcü TV’nin benimsediği çizginin dışına çıkmanın siyasi açıdan riskli olacağını düşündükleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle, söz konusu yayın kuruluşlarının farklı görüşlere karşı katı ve bağnaz yaklaşımının, parti içerisinde etkili bir unsur haline geldiği görülmektedir. Oysa bu yaklaşım, CHP’nin resmi politikalarıyla örtüşmemektedir.
Halk TV ve Sözcü TV’nin sahip oldukları medya gücünün parti üzerindeki etkisinin güçlü olduğu görülmektedir. Hatta bu etki, parti yönetimi ve genel başkanlık seçimleri üzerinde dahi belirleyici olabilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu durumun farkında olan bazı parti yöneticilerinin de söz konusu medya kuruluşlarıyla uyumlu hareket etmeyi tercih ettikleri açıktır.
Ancak böylesine güçlü bir medya etkisinin CHP açısından risklere yol açabileceği de göz ardı edilmemelidir. Çünkü herhangi bir siyasi partinin karar alma süreçlerinde, dışarıdan yönlendirici yapıların etkili hale gelmesi, zamanla parti içi bütünlüğü zayıflatabilir.
Sonuç olarak, sahip oldukları yayın gücünü parti yönetimi üzerinde bir baskı olarak kullanma kapasitesine sahip kurumlar, kısa vadede destekleyici görünseler bile, uzun vadede siyasi partiler açısından bir tehdide dönüşürler.
Bu nedenlerle CHP’nin, toplumun daha geniş kesimleriyle güçlü bağlar kurmaya ve halkın desteğini daha fazla kazanmaya ihtiyacı vardır.
Parti içerisinde etkili olan bazı kesimlerin, farklı görüşlere karşı daha açık ve kapsayıcı bir yaklaşım içinde olmaları, CHP’nin oy tabanını genişletebilmesi açısından önemlidir.
Aksi halde, bazı medya çevrelerinin dar ve katı bir bakış açısına dayanan politikalarının etkisinde kalınması, partinin farklı kesimlere ulaşmasını engeller. Sürekli aynı yaklaşımın sürdürülmesi, CHP’nin seçimlerde ihtiyaç duyduğu geniş toplumsal desteği elde etmesini güçleştirebilir.
Bu nedenle, daha kuşatıcı, farklı görüşlere açık ve toplumun çeşitli kesimlerini kucaklayan bir siyaset anlayışının benimsenmesi, CHP’nin siyasi hedeflerine ulaşabilmesi açısından önemlidir.
3. CHP’NİN ADALET ANLAYIŞINDAKİ ÇİFTE STANDART MUHALEFETE ÇOK BÜYÜK ZARAR VERMEKTEDİR
CHP, çoğu zaman kendi tabanının ve yandaşlarının hassasiyetlerini savunmaya odaklı olup, farklı düşüncelere sahip kişi ve grupları ilgilendiren hak ihlali veya adaletsizlikler gündeme geldiğinde AYNI HASSASİYETİ GÖSTERMEMEKTEDİR.
Bu yaklaşım CHP’nin, müvekkil Adnan Oktar’ın dosyasındaki tutumuyla da açık ve net olarak görülmüştür.
Bu durum, partinin toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir yaklaşımda OLAMADIĞINI göstermektedir.
Bir siyasi partinin toplumun her kesimine hitap ettiğini gösterebilmesi, yalnızca sözleriyle değil, farklı düşünce ve yaşam tarzlarına sahip kişilerin temel hak ve özgürlüklerini EŞİT ŞEKİLDE SAVUNMASIYLA mümkün olabilir. Kapsayıcı bir siyasi anlayışın mümkün olabilmesi için bunun SÖZDE DEĞİL, FİİLİYATTA DA ORTAYA KONULMASI gerekmektedir.
Başkalarının uğradığı haksızlıklar karşısında YETERİNCE SES ÇIKARILMAMASI, insanların siyasete ve siyaset kurumuna olan güvenini zedeleyen önemli nedenlerden biridir.
Bu nedenle CHP’nin adalet anlayışının, kişilere, görüşlere veya gruplara göre değişmemesi gerekir. ADALETİN gerçek anlamda güven vermesi için HERKES İÇİN AYNI ŞEKİLDE İŞLETİLMESİ büyük önem taşımaktadır.
CHP’li siyasetçilerin de yalnızca kendilerini ilgilendiren haksızlıklara değil, toplumun herhangi bir kesiminin karşı karşıya kaldığı benzer sorunlara karşı da AYNI HASSASİYETİ GÖSTERMELERİ gerekmektedir. Böyle bir yaklaşım toplumun adalet ve siyaset kurumlarına duyduğu güveni güçlendirir.
4. CHP CAMİASI BARIŞ TERKOĞLU İLE İLGİLİ UYARILARIMIZI DİKKATE ALMAMAKLA HATA YAPMAKTADIR
Barış Terkoğlu, Türkiye’nin en hareketli gündeme sahip olduğu dönemlerindeki kumpas davalarında basında ön planda yer alan, bu dava süreçleriyle ilgili edindiğini iddia ettiği bilgileri basında paylaşan ve bu sözde bilgilerle kişilerle ilgili algı çalışmaları yapan ve bunu da gazetecilik adı altında yaptığını iddia eden bir kişidir.
CHP’nin bugün eleştirdiği hukuksuzluk ve adaletsizliğe dair birçok uygulama ve yöntemlerin oluşmasında etkili olan, tüm bu gayrihukuki durumu meşru hale getiren, dönem dönem kamuoyunda tartışmalı hale gelen birçok süreçte Türkiye’de adaletsizlik ve hukuksuzluğun bir yönüyle zeminini sağlamlaştıran isimlerden biridir.
Bu kişi CHP’ye yakın bir çizgide görünse de, kullandığı üslup ve öne çıkardığı konularla parti yönetimini yıpratan, parti içindeki huzursuzlukları besleyen, seçmen hassasiyetlerini kullanarak sinir uçlarını hareketlendiren bir tutum içindedir. Bu sebeple açıklamaları aslında bir gazetecilik faaliyeti değil, kamuoyu ve parti dengeleri üzerinde etkili olmaya çalışan dışarıdan bir derin devlet müdahalesi gibi görünmektedir.
CHP’ye ve parti yönetimine yönelik yorumları gazetecilik eleştirisi ile sınırlı kalmamaktadır. Parti içi dengeleri bozmaya ve iç karışıklık çıkartmaya yönelik bir üslup kullanmaktadır. Özellikle CHP’nin hassas dönemlerinde yaptığı açıklamaların parti tabanındaki gerilimleri daha da arttıran bir etki oluşturduğu açıkça görülmektedir.
Adnan Oktar davasında yaşanılan hukuksuzluklar ile bugün CHP’nin maruz kaldığı uygulamalar arasında önemli benzerlikler bulunmaktadır. Her iki süreçte de benzer yöntemler ve benzer yaklaşımlar devreye sokulmuştur. Şu an CHP’ye ilişkin devam eden yargı sürecinde yaşandığı iddia edilen hukuksuzluklar; yıllardan beri Adnan Oktar davasında yaşanmakta ve Barış Terkoğlu gibi gazeteciler tarafından da meşru görülmektedir.
Söz konusu olaylar birbirinden bağımsız olmadığı gibi aynı anlayış tarafından yönlendirildiği de açıkça görülmektedir.
Bugün Özgür Özel’in karşı karşıya kaldığı mağduriyetlerin nedenlerinden biri de, geçmişte CHP’ye yaptığımız uyarıların yeterince dikkate alınmamış olmasıdır. Özellikle Barış Terkoğlu gibi isimler konusunda yapılan uyarıların göz ardı edilmesinin, bugün yaşanan bazı gelişmelerin ortaya çıkmasında etkili olduğu açıktır.
SONUÇ
CHP’nin bugün Türkiye’ye verebileceği en büyük katkılardan biri, toplumu ayrıştıran dili ve uygulamaları geride bırakıp daha kapsayıcı ve birleştirici bir siyaset anlayışını benimsemesidir. Toplumun en büyük ihtiyaçlarından biri kutuplaşmanın azalması, yeniden güven duygusunun oluşması ve herkesin adil ve eşit muamele göreceğine inanabilmesidir.
Bugün çok sayıda insan; düşüncesi, inancı ve yaşam tarzı sebebiyle adil davranılmadığını hissetmekte, bu da yargıya ve kurumlara duyulan güveni zayıflatmaktadır. Böyle bir dönemde CHP’nin sadece kendi tabanına değil toplumun her kesimine hitap eden; haksızlık kimden yana gelirse gelsin karşı çıkan; adaleti, toplumsal huzuru, sevgi dilini esas alan bir anlayışı benimsemesi gerekmektedir.
İnançlı ve dindar kesimlere mesafeli bir görüntü vermek yerine, farklı inanç ve yaşam tarzlarına SAYGI duyan, özgürlükleri ve hukuku birlikte savunan çizgide olunması hem CHP’ye hem de Türkiye’ye önemli katkı sağlayacaktır. Bugün ihtiyaç duyulan şey, gerilimi büyüten değil azaltan, ayrıştıran değil bir araya getiren bir siyasettir. Bu da ALLAH’ın İSMİNİN SIKLIKLA ANILDIĞI, SEVGİ DİLİNİN HAKİM OLDUĞU bir siyasi üsluba geçilmesiyle mümkün olur. 25.06.2026
DİPNOTLAR
https://www.ensonhaber.com/ozgur-ozel-chp-sekulerlerin-de-dindarlarin-da-partisidir-h1415011