SAYIN BAKANIMIZ AKIN GÜRLEK’İ MÜVEKKİL ADNAN OKTAR HAKKINDA YANLIŞ BİLGİLENDİRENLER, DEVLETİMİZİ SANKİ ACZ İÇİNDE GÖSTERMEYE ÇALIŞAN İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN KRİPTO ELEMANLARIDIR
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek, 26 Şubat 2026 tarihinde yaptığı bir açıklamada, müvekkil Adnan Oktar’ın güya bir ayda 292 avukat ile görüştüğünü ve avukatların güya kurye olarak kullanıldığını belirtmiştir.
Bu ifadelerinden Sayın Bakanımızın müvekkil Adnan Oktar hakkında yanlış bilgilendirildiğini anlamış bulunmaktayız. Konuyla ilgili gerçekler aşağıda bilgi ve takdirlerinize sunulmaktadır.
BİR AYDA 292 AVUKATLA GÖRÜŞME İDDİASI DOĞRU DEĞİLDİR; KASITLI BİR MANİPÜLASYON YAPILMAKTADIR:
Müvekkil Adnan Oktar’ı cezaevinde ziyaret eden 3-4 avukatı bulunmaktadır. Bu avukatlar, 8 yıldır dosyalarını takip eden, dosyaların tüm detaylarına hakim deneyimli avukatlarıdır. Müvekkil düzenli olarak sadece bu avukatlarla görüş yapmaktadır. BAZI BASINDA VE SOSYAL MEDYADA REYTİNG VE SANSASYON AMACIYLA ORTAYA ATILAN YÜZLERCE AVUKAT SAYISI HİÇBİR ZAMAN GERÇEKLEŞMEMİŞTİR.
292 SAYISININ GERÇEĞİ ŞÖYLEDİR:
- BU SAYI 3-4 AVUKATIN 3 AYLIK BİR DÖNEM BOYUNCA, GÖRÜŞLER ESNASINDAKİ TOPLAM GİRİŞ VE ÇIKIŞ SAYISIDIR.
- 292 FARKLI AVUKATIN GÖRÜŞE GELMESİ DEĞİLDİR.
- CEZA İNFAZ KURUMLARINDA AVUKATLARIN KURUMA HER GİRİŞ VE ÇIKIŞI KAYIT ALTINA ALINMAKTADIR.
- ZAMAN ZAMAN AVUKATLAR TAKİP ETTİKLERİ DOSYALARLA İLGİLİ TELEFON GÖRÜŞMESİ YAPMAK, ADLİYEDE BİR KONUYU HALLETMEK YA DA YEMEK GİBİ İNSANİ İHTİYAÇLAR İÇİN KURUM DIŞINA ÇIKIP YENİDEN GİRİŞ YAPMAKTADIRLAR.
- AYNI AVUKAT GÜNDE BİRKAÇ KERE ÇIKIŞ YAPTIĞINDA HER DEFASINDA KAYIT YAPILMAKTADIR.
- HER GİRİŞ ÇIKIŞ SANKİ FARKLI BİR AVUKAT GELMİŞ GİBİ SAYILARAK BASINA LANSE EDİLDİĞİ İÇİN MÜVEKKİL İLE GÖRÜŞEN AVUKAT SAYISI MAKUL VE SINIRLI OLDUĞU HALDE OLAĞAN DIŞI BİR DURUM VARMIŞ İZLENİMİ OLUŞTURULMAKTADIR.
Böylece müvekkil hakkında uygulanan hukuksuz avukat görüş kısıtlamasına sözde zemin oluşturulmakta, halkı hukuksuz uygulamalara ikna etme politikası izlenmektedir. Anlaşılan o ki Sayın Bakanımız Akın Gürlek sadece kendisine verilen bilgi ile yetinmiş, avukatların giriş çıkışlarını gösteren rapor ve kayıtları incelememiştir. Eğer bu raporları ve kayıtları incelemiş olsaydı düzenli görüş yapan avukatların sayısının 3-4’ü geçmediğini, hayatın olağan akışına aykırı bir sayıda avukat geliş gidişinin olmadığını kendisi de kolaylıkla görebilirdi. AYRICA MEVCUT DURUMUN GERÇEĞİ CEZAEVİ VEYA SAVCILIĞA SORARAK DA TEYİT EDEBİLİRDİ.
SAYIN BAKANA, GÜNCEL OLMAYAN, 4 YIL ÖNCE BİR DÖNEME MAHSUS OLARAK MEYDANA GELEN BİR GÖRÜŞME SIKLIĞI ÜZERİNE YANILTICI BİLGİ VERİLMİŞTİR
Sosyal medyada yayınlanan kadın – erkek avukat ziyaret sayısı belli ki Sayın Bakanımıza güncel bir konu gibi aktarılmıştır. Oysa bu, 4 yıl önce, müvekkil Erzurum’dan Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna duruşmaları için geçici bir süre getirildiğinde meydana gelmiştir.
Müvekkilin o dönem karar duruşmaları olduğu için ve aleyhinde basında ve sosyal medyada asılsız ve itibar suikastı şeklinde haberler çıkarıldıkça, müvekkil Adnan Oktar’ın uğradığı haksızlığa karşı kendisine olan sevgi ve teveccühte bir artış olmuştur.
Türk milleti hakkaniyetli ve necip bir millettir, haksızlığı hemen tespit ederek haksızlığa uğrayanın yanında yer alır. Bu nedenle avukatlar da bu haksızlıkların, asılsız haber yapanların karşısında tavır alarak, destek ve teveccühlerini göstermek için müvekkili ziyaret etmeye başlamışlardır.
Müvekkil Adnan Oktar çok nezaketli ve ince düşünceli bir kişilikte olduğu için, çoğunluğu genç yaştaki bu avukatları kırmak istememiş, hepsinin ziyaretini kabul etmiştir. Görüşme sürelerine bakılırsa, bu avukatlarla 10-15 dk kadar görüştüğü zaten görülecektir. Bu avukatlar, hiçbir menfaat beklentileri olmadan, samimi niyetlerle ziyaretlerde bulunmuşlardır.
Gazeteci Fatih Altaylı da kendisine sürekli olarak, talebi dışında avukat ziyareti olduğunu, hatta bir gece yarısı genç bir avukatın, “gece sizden bahsediyorduk, gelip görüşmek istedim, normalde randevu alıp gelemezdik, burada imkan varken gelip görmek istedim” diyerek ziyarete geldiğini aktarmıştır.
Müvekkil Adnan Oktar da tanınan ve sevilen bir kişi olduğu için, kendisinin haberi olmadan, tanışmaya gelen çok fazla avukat olmuştur; müvekkil hiçbirini kırmamıştır.
Bu SADECE O DÖNEME MAHSUSTUR.
Bir süre sonra cezaevindeki işleyişte sorun olması, genel bir rahatsızlık duyulması ihtimalinden dolayı, müvekkil Adnan Oktar Cezaevi yönetimine kendisi bir dilekçe yazmış; bir avukat ziyarete geldiğinde önce isminin kendisine iletilmesini talep etmiş; her avukat görüşüne çıkmayacağını belirtmiştir. 200’ler değil 1000’lerce avukat görüşe gelecekken, müvekkil Adnan Oktar kendi talebiyle bu akışı durdurmuştur.
Müvekkil Adnan Oktar sevilen, saygı duyulan, teveccüh edilen bir fikir insanı olması sebebiyle, kendisiyle görüşme talebi çok yoğun olmuştur. Halkın teveccühü de bilinmektedir. Bir anket yapılsa, müvekkilin halk nezdinde ne kadar çok sevildiği, halkımızın kendisinin suç örgütü lideri olduğuna inanmadığı görülecektir.
Müvekkil, Marmara Kapalı Cezaevindeki bu süreç sonrasında, 4 yıl boyunca, günümüze kadar sadece 3-4 avukatı ile görüşmüştür.
Sayın Bakanımızın yaptığı açıklamadaki sayılar güncel değildir, gerçekleri yansıtmamaktadır. Dilerse şu an cezaevini arayıp müvekkilin kaç ayrı avukat ile görüştüğünü teyit edebilir.
BAKANIMIZ YANLIŞ BİLGİLENDİRİLEREK DEVLETİMİZİ ACZ İÇİNDE GÖSTERME ÇABASINA KARŞI DİKKATLİ OLMAK GEREKTİĞİ KANAATİNDEYİZ
Bilindiği üzere cezaevlerindeki tüm görüşmeler belli kanunlar, yönetmelikler ve çok ciddi bir disiplin içinde yürütülmektedir.
Bir ayda 292 avukat görüşmesi gibi aşırı abartılı bir sayı ile, sanki devletimiz bir acz içindeymiş, bir kanun ve disiplin yokmuş, cezaevi müdürleri, infaz koruma memurları, savcılar, eski ve yeni Adalet Bakanı, eski ve yeni İç İşleri Bakanı, Cumhurbaşkanımız böyle abartılı bir uygulamaya göz yumuyorlarmış, bundan habersizlermiş gibi bir görüntü oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Oysa hem kanunlarımız bu konuda son derece net ve açıktır; hiçbir boşluk olmadığı gibi cezaevi yönetimleri ve savcılıklar her an bir denetim ve gözetim uygulamaktadır.
Nitekim, müvekkil Adnan Oktar hakkında ilk kez bu avukat görüş sayısı iddiası belirli çevrelerce ortaya atıldığında, müvekkil Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli KCİK’nde bulunmaktaydı. Bu iddialar üzerine, şu anki yeni İç İşleri Bakanımız, dönemin Erzurum Valisi olan Sayın Mustafa Çiftçi, bu iddiaların doğru olmadığı yönünde bir açıklamada bulunmuştur:
Dönemin Erzurum Valisi, günümüzde yeni İç İşleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi:
“Adnan Oktar’ın kanunlar çerçevesinde avukatlarla görüştüğü doğru ama abartıldığı kadar değil… Cezaevinin kuralları belli gizli saklı bir görüşme olamaz. Her şey kayıt altında.” (https://www.gazetepusula.net/adnan-oktar-erzurum-u-karistirdi/345348/)
Erzurum Baro Başkanı Sayın Talat Göğebakan da yaptığı yazılı açıklamada, asılsız iddialara karşı şunları söylemiştir:
"(Sezer) Bildiklerini ve elinde belge varsa bunları soruşturma makamı ile paylaşması gerekiyor. Bunu yapmadığı takdirde SUÇ İŞLER. Zaten elinde bilgi ve belge olmadan yaptığı açıklama ile görevini yapan avukatları zan altında bırakamaz. Erzurum Barosu her zaman olduğu gibi bugün de ve bugünden sonra da görev ve yetki sorumluluğunu her zaman yerine getirmiştir, getirecektir. 'Kara bulutları dolaşıyor' diyerek kimseyi zan atında bırakmazsınız."
Müvekkil Adnan Oktar Erzurum’da bulunduğu sırada dönemin valisi olan Sayın İç İşleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’nin somut bilgiye dair ve devletin kesinlikle acz içinde olmadığını vurgulayan açıklaması son derece yerinde ve hakkaniyetli olmuştur.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A ZATEN 8 YILDIR AVUKAT GÖRÜŞ KISITLILIĞI UYGULANMAKTADIR; HAFTADA SADECE 3 GÜN MESAİ SAATLERİNDE GÖRÜŞ YAPABİLMEKTE VE GÖRÜŞMELERİ 3 AYRI KAMERA İLE KAYIT ALTINA ALINIRKEN, BİR İNFAZ MEMURU DA GÖRÜŞTE GÖZLEMCİ OLARAK BULUNMAKTADIR:
Sayın Bakanımız Akın Gürlek, müvekkil Adnan Oktar’a güya 292 avukatın geldiğini ve bu avukatların gelme sebebinin “kurye gibi dışarı talimat aktarmak” olduğunu iddia etmiştir.
Müvekkil Adnan Oktar’a 8 yıldır kesintisiz olarak avukat görüş kısıtlılığı uygulanmaktadır.
Hatta Anayasamıza aykırı olarak, tutuklu olduğu dönem boyunca avukat görüş kısıtlılığı uygulanmıştır. Müvekkil on binlerce yıla varan ceza talepleriyle yargılanırken, avukat görüşlerinin gün ve saatleri kısıtlandığı gibi, avukat – müvekkil gizliliği de ihlal edilerek, görüşler kayıt altına alınmıştır.
MÜVEKKİLİN 8 YILDIR GÖRÜŞMELERİ
- Üç ayrı kamera ile görüntülü olarak kaydedilmekte
- Ayrıca ses kaydı yapılmakta
- Avukatlarından gelen evraklara el konulmakta
- Evrakları hem cezaevi yönetimi incelemekte hem de incelenmek üzere infaz hakimliğine gönderilmekte,
- İnfaz hakimliğinin kararı ile evraklar müvekkile gösterilmektedir
- Tüm bu aşamalara rağmen bu evrakları odasına götürmesine izin verilmemektedir.
Müvekkilin, 8 yıldır devam eden bu koşullarda dışarıya herhangi bir haber iletmesi zaten mümkün değildir.
Şunu da belirtmek gerekir ki, müvekkil ve cezaevi ziyareti yapan avukatlarının bugüne kadar kanuna aykırı, hukuksuz tek bir eylemleri olmamıştır. Sayın Bakanımız somut delil olması durumunda müdahale edildiğini belirtmiştir; ANCAK MÜVEKKİLE UYGULANAN AVUKAT GÖRÜŞ KISITLILIĞININ TEK BİR HUKUKİ GEREKÇESİ BULUNMAMAKTADIR.
Sayın Bakanımız, avukat görüşlerini kısıtlayarak kontrol altına almakla ilgili yeterli kanun olmadığını, hukuki boşluk olduğunu belirtmiştir. Madem kanun yok ise, müvekkil Adnan Oktar’a 8 yıldır nasıl bu kadar sıkı, nefes dahi aldırmayan bir kısıtlılık uygulanabilmiştir ? Bu durumda bu kısıtlılık uygulaması kanuna aykırı mıdır, hukuksuz mudur soruları akla gelmektedir.
AVUKAT GÖRÜŞ KISITLILIĞI ÖCALAN’A, GERÇEK MAFYA LİDERLERİNE UYGULANMAZKEN, 8 YILDIR KESİNTİSİZ OLARAK MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A UYGULANMAKTADIR:
Avukat görüş kısıtlılığının kesintisiz olarak ve tutuklu olduğu dönemde Anayasamıza da aykırı olarak müvekkile uygulanırken, gerçek mafya liderlerine ve Öcalan’a uygulanmaması dikkat çekicidir.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR BUGÜNE KADAR HİÇBİR ŞİDDET EYLEMİ OLMAMIŞ, SON DERECE MUNİS, SEVGİ ÖĞRETMENLİĞİ YAPAN, BARIŞÇIL, SEVECEN, ALLAH’IN VARLIĞINI, İMAN HAKİKATLERİNİ, TÜRK – İSLAM BİRLİĞİNİ, KUR’AN MUCİZELERİNİ, EVRİM TEORİSİNİN GEÇERSİZLİĞİNİ ANLATAN BİR FİKİR İNSANIDIR.
Öcalan’a milletvekili heyetleri giderken (devletimizin bu konudaki karar ve aklına itimat ettiğimizi de belirtmek isteriz), 200-300 kişilik örgütleri yöneten mafya liderlerine, terör örgütlerinin en tehlikeli yöneticilerine kısıtlılık uygulanmamaktadır; cezaevinden talimat vermeye, örgütlerini yönetmeye devam etmektedirler.
Bu uygulamanın sadece müvekkil Adnan Oktar’a yapılması dikkat çekicidir.
Sayın İmamoğlu’na da uygulanmayacaktır, uygulanamayacaktır. (Zaten kendisi uygulanmaması da gerektiği kanaatindeyiz). Tek hedefin müvekkil Adnan Oktar olduğu açıkça görülmektedir.
AVUKAT GÖRÜŞLERİYLE İLGİLİ GÜNDEMDE ASIL HEDEFİN SAYIN EKREM İMAMOĞLU DEĞİL, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR
Müvekkil, Sayın Ekrem İmamoğlu gibi Türkiye’nin %50’sine yakın bir kesimin desteklediği ve çok sayıda davası olan bir kişiye de avukat görüş kısıtlılığı uygulanmaması gerektiğini özellikle belirtmektedir.
Ancak, müvekkile zaten çok sıkı bir avukat görüş kısıtlılığı uygulanıyor olmasına rağmen, bu konunun gündem olmasındaki asıl sebebin yine müvekkil Adnan Oktar olduğu görülmektedir.
İngiliz derin devleti, kontrolü altındaki bazı basın kuruluşlarını, Marksist bazı Müslümanları, sosyal Darwinist bazı basını ve Türkiye’de gündem oluşturmakta kullandıkları malum bazı sosyal medya trollerini kullanarak, müvekkil Adnan Oktar hakkında yalan bilgilerle algı haberleri yaptırmaktadır. Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkındaki davaların tamamı bu yöntemle oluşturulmuştur. Sayın Adalet Bakanımızın da, henüz yeni göreve başlamış olması sebebiyle de, dosyaları inceleme fırsatı bulamadan, bu yanlış bilgilendirmelerle açıklama yapmak durumunda kaldığı kanaatindeyiz.
İngiliz derin devleti, en başından itibaren müvekkil Adnan Oktar’ı baskılamak, susturmak, fikirlerini anlatmasını engellemek için her türlü kirli yöntemi denemiştir. Müvekkil Adnan Oktar tutuklandıktan sonra da, devletimizin içindeki bazı kripto elemanlarını kullanarak (her zaman devlet kurumlarımızı ve tertemiz devlet memurlarını tenzih ederiz), müvekkile her türlü baskı ve hukuksuzluğu uygulatmışlardır:
- Müvekkil Adnan Oktar 8 yıldır tek başına bir hücrede kalmaktadır,
- 8 yıldır her sözü, her davranışı kayıt altındadır
- İstanbul ikametli olmasına, tüm duruşmaları İstanbul’da olmasına rağmen Türkiye’nin diğer bir ucuna, önce Erzurum’a, ardından Van’a sürgün edilmiştir
- Duruşmalarına katılmasına izin verilmemekte, bozuk bir kamera sistemi ile savunma yapması istenmektedir,
- Sesini duyuramadığı, duruşma salonunu duyamadığı, müdafii yardımı alamadığı duruşmalarda, adeta gıyabında kararlar verilmektedir,
- Avukatlarının bilgisayarda yazıp getirdiği dilekçesini alıp ertesi gün sunmasına izin verilmemektedir,
MÜVEKKİLİN ARKADAŞLARINDAN TEK BİR KİŞİYE DAHİ “ETKİN PİŞMANLIKTA BULUNMAYIN, İTİRAFÇI OLMAYIN” DİYE AVUKAT GİTMEMİŞTİR; AKSİNE İTİRAFÇI AVINA ÇIKAN MALUM AVUKATLAR DEFALARCA CEZAEVLERİNİ ZİYARET ETMİŞ, MÜVEKKİLLERİMİZİ TEHDİT ETMİŞLERDİR
Sayın Bakanımız “Örgüt lideri talimatını dışarı iletiyor, cezaevindeki diğer şahıslara işte etkin pişmanlıkta bulunmayın, itirafçı olmayın, onlara bir baskı yapıyor.” demiştir.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN CEZAEVİNDEKİ ARKADAŞLARINA TEK BİR AVUKAT DAHİ GİDEREK “İTİRAFÇI OLMAYIN” DEMEMİŞTİR:
- Aksine, İngiliz derin devletinin kullandığı bazı malum “derin” avukatlar müvekkillerimizi defalarca ziyaret ederek, onları tehdit etmişlerdir. Henüz ortada iddianame dahi yokken, “kesinlikle çıkamayacaksınız, bir daha güneşi göremeyeceksiniz, devlet üzerinizi çizdi” gibi ifadelerle cezaevindeki gencecik kadınları tehdit etmişlerdir.
- Bazı cezaevleri bu hanımlara baskı uygulamış, sürekli görüşme yaparak itirafçı olmaları yönünde telkinlerde bulunmuşlardır.
- 6 ay boyunca müvekkile ve arkadaşlarına cezaevinden sevgi dolu mektuplar yazan bu kadınlardan bazıları, “artık daha fazla dayanamayacağım” diyerek itirafçı olmak zorunda bırakılmışlardır.
Sayın Bakanımız eğer Adnan Oktar dosyasını inceleme imkanı olursa, tüm bu olayları delilleriyle görecektir.
SONUÇ:
Sayın Bakanımız Akın Gürlek’in, henüz görevi yeni devralması sebebiyle, Adnan Oktar dosyasını yeterince inceleyememiş olduğunu görmekteyiz. İngiliz derin devleti güdümlü bazı basın mensuplarının ve sosyal medya trollerinin husumetli, algı operasyonu hedefli iddiaları üzerine yaptığı açıklamaların doğrularını öğrendiğinde kanaatinde değişiklik olacağına inanmaktayız.
Ülkemizin en önde gelen ceza hukukçularının Adnan Oktar Dosyasında isnat edilen suçlara dair tek bir somut delil olmadığına, bu grubun bir suç örgütü değil bir inanç ve düşünce grubu olduğuna dair görüşlerinin dosyada mevcut olduğunu Sayın Bakanımızın bilgi ve takdirlerine arz ediyorum.
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları, 8 yıldır sayısız hukuksuzluğa maruz bırakılmışlardır. Buna rağmen gösterdikleri dirayet, sabır, devlete olan güçlü bağları, Allah’a olan teslimiyetli davranışları ve vatanperverliklerinde en küçük bir sarsılma ve değişiklik olmamıştır. Sabır ve metanetle, devletimizin adaletinin tecelli edeceği günü beklemektedirler.
Bu vesileyle müvekkil Adnan Oktar, Sayın Bakanımızın yeni görevini tebrik ediyor, adaleti kusursuzca tecelli ettirecek, İngiliz derin devletinin kripto elemanlarının baskı ve oyunlarını deşifre ederek karşı koyacak güç ve imkanı kendisine Allah’tan niyaz ettiğini belirtiyor.
Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 27.02.2026