Türkiye’nin en eski gazetecilerinden biri olan Sayın Emin Pazarcı, Akşam gazetesinde 08.01.2026 tarihinde ve “İstismarın Dibi” başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Sayın Pazarcı milli ve vatansever tavrıyla müvekkil Adnan Oktar’ın takdirle izlediği, demokrat ve vicdanlı olduğunu düşündüğü gazetecilerden biridir. Ne var ki Adnan Oktar Davası söz konusu olduğunda araştırmadan, incelemeden, bazı odaklar tarafından telkin edilen gerçek dışı bilgileri tekrarlamayı alışkanlık haline getirmiştir. Müvekkil, Emin Bey’in bu tutumundaki yanlışı göreceğine güvenmekte, kendisini yanlış bildiği bazı konular hakkında bilgilendirmeyi gerekli görmektedir. Vicdanlı, dürüst ve demokrat bir gazeteci olarak köşesinde bu açıklamaya yer vermesi kendisine yakışan tutum olacaktır.

Yazının genel içeriği cezaevinde tutuklu bulunanların avukatlarıyla sınırsız görüşme hakkının istismar edildiği üzerinedir. Sayın Emin Pazarcı, Ekrem İmamoğlu’nun sahip olduğu servetini kullanarak avukatlarıyla yoğun şekilde görüştüğü iddiasında bulunmuş ve buradan bahisle konuyu hemen akabinde bir anda müvekkil Adnan Oktar’a getirmiştir.

‘Sadece İmamoğlu değil, "Adnan Hoca" adı verilen Adnan Oktar olayında yaşadık aynısını. Çok eleştirildi, ama O da mevzuatın kendine sağladığı haklardan tepe tepe yararlandı. Aynı filmi izledik bir dönem...’

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, tutuklu veya hükümlülerin avukatlarıyla görüşmeleri en temel anayasal haklardan biridir ve ne şekilde gerçekleştirileceği tüm detaylarıyla kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Müvekkil Adnan Oktar da tüm vatandaşlar gibi kanunun kendisine tanımış olduğu insani haklardan faydalanmaktadır. Her nedense bazı kesimler şaşırtıcı bir vicdan kapanmasıyla, müvekkile kanuni haklarının dahi verilmemesini, her vatandaşa tanınan anayasal hakların Adnan Oktar’a tanınmaması gerektiğini savunmaktadır. Kuşkusuz bu makul bir yaklaşım değildir. Bazı kişilerin içindeki sevgisizliğin, gaddarlığın, bencilliğin ve hasedin dışavurumudur.

Sayın Emin Pazarcı, müvekkil Adnan Oktar gibi kendisini 8 yıl önce başlayan ve dinmeden devam eden bir iftira fırtınası içinde kendisini bulsaydı, avukatlarıyla istediği zaman görüşebilme hakkından sonuna kadar yararlanmak isterdi. Kendisi ya da sevdiği biri cezaevinde olsaydı avukatlarla görüşme hakkının kısıtlanmasını asla istemez ve asla bu şekilde bir yazı kaleme almazdı. Kendisi de her türlü haktan sonuna kadar yararlanmak ister, hakkının elinden alınması ihtimali dahi olsa feryat eder, “nasıl böyle bir hukuksuzluk olabilir” konulu yazı dizileri yayınlardı.

Yazısından anlaşılan o ki Emin Pazarcı için asıl konu, kendi düşüncesinde olmayan insanların kendilerini savunamayacak hale getirilmeleri, seslerinin hiçbir şekilde duyulmamasının sağlanması ve bir müddet sonra da unutulup gitmeleri çabasıdır.

Sayın Emin Pazarcı, yazısında, kendisi dahi inanmadığı halde müvekkilin unutulduğunu iddia etmektedir. Ekrem İmamoğlu’nun da sosyal medya paylaşımlarının engellenmesini ve bu sayede unutulup gitmesini istemektedir.

Bir de "Bu adamın elinde cep telefonu mu var? Ha bire sosyal medya paylaşımları yapıp duruyor." diyenler var.

……

Kısacası, durum bu, yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal! O yüzden, kimin ne yaptığı bilinmesine, Ekrem İmamoğlu'nun hangi imkânları nasıl kötüye kullandığı görülmesine rağmen, sadece izleniyor. Gelişmeler doğal sürece bırakılmış durumda. Adnan Oktar olayında olduğu gibi zaman içinde zaten giderek bu alev sönecek.

Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Emin Pazarcı’nın Allah’tan korkan ve adaletin mutlaka gerçekleşmesini isteyen bir insan olduğunu düşünmektedir. Bu sebeple konuları bu vicdanla değerlendirmesini ve yazılarında da vicdanını hissettirmesini beklemektedir. Kişisel karşıtlık, kin ve öfke ile insanları hedef almak kişiyi hem dünyada hem ahirette utandıracak, Allah’ın beğenmediği davranışlardır. Beğenmediği fikirlere sahip insanları ne olursa olsun suçlu çıkartmaya ve onları mahkum ettirmeye çalışmak hatta avukatlarıyla bile görüşmesinden rahatsız olmak Allah’tan korkan bir insana yakışacak bir tavır değildir.

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. Maide Suresi,8

Sayın Emin Pazarcı 8 Ekim 2025 günü Akşam gazetesindeki köşesinde ‘Gazeteci ve Özgürlük Düşmanlığı’ başlıklı bir yazı kaleme almış ve yazının hemen başında aşağıdaki satırlara yer vermiştir.

Bildim bileli aynıdır bunlar: Meydanlarda "özgürlük" nutukları atarlar. "Basın özgürlüğü" denince mangalda kül bırakmazlar. "Halkın haber alma özgürlüğü" der, üzerinde tepinirler...

Gerçekte hiç umurlarında değildir bu değerler. İkiyüzlü, baskıcı ve tek seslilikten yanadırlar. Sadece kendi sesleri duyulsun isterler. Zaman zaman da Hitler'e rahmet okutacak davranışlar sergilerler.

Önceki gün bizzat yaşadım bunu:

Kısa bir süre önce özgürlük üzerine bir yazı kaleme alan ve gazeteci özgürlüğü karşısında olanları ‘İkiyüzlü, baskıcı ve tek seslilikten yana olmakla suçlayan hatta bu kişileri ‘Hitler’e rahmet okutacak kişiler’ olarak niteleyen Sayın Emin Pazarcı, yazısının üzerinden daha 3 ay geçmeden eleştirdiği kişilere benzer bir tutum göstererek aynı zihniyetle başkalarına karşı yazılar kalem almasının sebeplerini kendi vicdanında değerlendirmeli ve samimiyetten uzak bu üsluptan vazgeçmelidir.

Sayın Emin Pazarcı’nın vicdanıyla cevaplaması gereken sorular:

-Sayın Emin Pazarcı, kendisi tutuklu olsa ertesi sabah 9’da kendisine açılan bir davanın duruşması olsa bu durumda gece de olsa avukatı ile görüşmek ister mi, istemez mi?

-Sayın Emin Pazarcı, müvekkil Adnan Oktar’a yöneltildiği gibi onlarca suç isnadıyla karşı karşıya olsa ve bunların ardı arkası kesilmese, bu davaların dosyaları binlerce sayfa evraktan oluşsa, avukatlarıyla arada bir kısa süre görüşmek mi ister, yoksa her bir isnada hakkıyla cevap verebileceği şekilde bir savunma mı hazırlamak ister?

- Sayın Emin Pazarcı eş zamanlı olarak çok sayıda davada savunma yapması gerekse, hemen her gün hakkında yeni soruşturma açılıyor olsa, aralıksız olarak hakkında yalan haber yapılsa ve bunlara cevap hazırlaması gerekse bir tek avukatla görüşmekle yetinir mi? Tek bir avukatın tüm bunlara yetişemeyeceği açık olduğu halde, tüm hukuki işlerini bir avukatla takip eder mi?

- Sayın Emin Pazarcı açılan dava dosyalarının içeriğinin büyüklüğü sebebiyle farklı dosyalarını farklı avukatlarla takip ediyor olsa ve bu sebeple, gün içinde farklı avukatlarla görüşmek durumunda kalsa, bu bir hak istismarı mı olur yoksa bir hakkın akılcı bir şekilde kullanılması mı olur? Bu hakkının gasp edilmesini ister mi, istemez mi?

-Sayın Emin Pazarcı’nın savunmasını hazırlayan avukatları da hedef alınsa, sadece etkili savunma yaptıkları için tüm savunma faaliyetleri “örgütsel iletişim” diye nitelense ve onlar da tutuklansa bu durumdan memnun olur mu?

Ve Sayın Emin Pazarcı tüm bunları yaşarken, dışarıda bazı gazeteci ve yazarlar tüm vatandaşlara tanınan haklar kendisine tanınmaması için sabah akşam, olur olmaz her yazıda haberde adını geçirse, kendisinin içeride tek başına bırakılıp yok edilmesi için çağrılar yapsa, bunları yapanlar hakkında ne düşünür? SIRF EDİNDİKLERİ KONUMU, KENDİLERİNE VERİLEN BİR MASA İLE SANDALYEYİ KAYBETMEMEK ADINA HİÇBİR BİLGİLERİ OLMAYAN KONULARDA, ELLERİNE VERİLEN DOSYALARI TEKRARLAYIP, LİNÇ KAMPANYASINA COŞKUYLA KATILAN BU GAZETECİLER HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR?

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR TUTUKLANDIĞI GÜNDEN BU YANA HEM MANEN HEM FİZİKEN GÜÇLENMİŞ, SEVENLERİ KAT KAT ARTMIŞTIR

Sayın Emin Pazarcı, müvekkilin zaman içinde unutulup gideceğini düşünmektedir. Ancak Adnan Oktar’ı başta kendisi olmak üzere Türkiye’de unutan tek bir kişi dahi yoktur. Üstelik, kendisine yönelen sevgi ve ilgi her gün daha da artmaktadır.

Müvekkil hakkında hemen her gün gazetelerde birkaç yazı çıkmakta, haber ya da tartışma programlarında müvekkil bir şekilde konu edinilmekte, sosyal medya mecralarında kendisi hakkında yorumlarda bulunulmaktadır. Her gün bir ya da birkaç haber içinde mutlaka müvekkilden bahsedilmektedir. Bir şekilde popüler hale gelmek isteyen herkes mutlaka bir yerde konuyu müvekkile bağlamakta, müvekkil Adnan Oktar’ın ismini kullanarak ün kazanmaya çalışmakta, hatta kitaplar kaleme almaktadırlar. Müvekkil Adnan Oktar’ın değil unutulması, milyonların aklına silinmez harflerle kazındığı açıkça görülmektedir.

Milletimiz irfan ve vicdan sahibi insanlardan oluşmaktadır. Sahip oldukları yüksek feraset ve basiret sebebiyle müvekkil Adnan Oktar’a yapılan tüm haksızlıkların farkındadırlar ve tüm haberleri büyük bir merakla takip edip bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istemektedirler. Her ne kadar müvekkil aleyhineymiş gibi görülen yazılar yazılsa, yorumlar yapılsa da bunların hiçbiri itibar görmediği gibi bilakis müvekkile olan sevgi ve saygıyı daha da artırmaktadır.

Müvekkilin unutulması için var güçleriyle çaba gösterenlerin ise isimleri dahi bilinmemekte, kimse ne düşündükleriyle ya da yazdıklarıyla ilgilenmemektedir. Yakın geçmiş müvekkil Adnan Oktar’ı hedef alarak konum kazanmaya çabalamış, “bu defa bitti” diyerek müvekkilin bir daha asla özgür kalamayacağının propagandasını yapmış ama her defasında müvekkilin “vurdukça genişleyen ve güçlenen” azmi, imanı ve nuruyla karşılaşmıştır. Sayın Emin Pazarcı 1979’dan bu yana müvekkil Adnan Oktar’ı yakından takip eden biri olarak bu gerçekleri çok daha iyi bilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar söz konusu olduğunda ortada bir çöküş olmadığı gibi tam tersine yıllara meydan okuyan bir dinçleşme, gençleşme, zindeleşme olduğu tüm Türkiye tarafından bilinmektedir. Müvekkilin de savunmalarında ifade ettiği gibi geçmişte de kendisinin “çöktüğünü, bittiğini, yandığını, yok olduğunu” söyleyen çok sayıda gazeteci, siyasetçi, bürokrat, memur vb kişiler olmuştur. Müvekkil bugün hala -kurulan tüm kumpaslara, yapılan amansız karalamalara, hukuksuzluklara ve haksızlıklara rağmen- dinç ve genç olarak şevkle ve sevinçle ilmi mücadelesine devam ederken, bu kişilerin en az 200’ü ecelleriyle vefat etmişlerdir. Şu anda oldukları yerden, neredeyse 80 yaşına gelmiş olan müvekkilin gençliğini, dinçliğini, neşesini izlemektedirler.

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz. 20.02.2026

Daha yeni Daha eski