MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI'NA
Adnan Oktar’dan Duyurudur
Ülkemiz, son dönemlerde, tarihinde belki de hiç olmamış bir saldırganlık, tahammülsüzlük, sevgisizlik ve gaddarlık ruhuna yönelmiş durumda. Küçük çocukların bile köşe başlarında akranlarını sıkıştırıp cinayet işlediği, insanların yol kavgalarında birbirlerini bıçakladıkları, sadece bahaneden ibaret bir "yan bakma" saçmalığı nedeniyle canların alındığı bir ülke haline geldik.
Bunun elbette çok can alıcı sebepleri var.
Müvekkilin her zaman önemle belirttiği gibi, tüm dünyada uygulanan derin devlet stratejisi ülkemizde de uygulanmakta ve insanlardan EN KUTSAL DEĞERLERİ ALINARAK tüm toplum SEVGİSİZLİĞE, ÜMİTSİZLİĞE VE ACIMASIZLIĞA SÜRÜKLENMEKTE. Kutsal değerlerinden uzaklaştırılmış ve bunun yerine sevgisizliğe itilmiş toplumlar ise, yıkıma, sömürüye, yönlendirilmeye daha açık hale geldiklerinden, genellikle ülkeleri himayeleri altına almak isteyen derin devletler, bu stratejileri özel olarak devreye sokarlar. Tıpkı Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de yapıldığı gibi, ülkeleri yıkıma uğratmak için, ülkelerin kendi halklarının bölünmüşlüğünü kullanırlar.
TÜRKİYE'DE DE BU STRATEJİ HALİ HAZIRDA DEVREDEDİR. Müvekkilin yokluğu ile, daha da güçlü bir şekilde uygulanır hale gelmiştir.
Televizyonda yayınlanan dizi ve filmlerin neredeyse tümüyle KÖTÜ AHLAK üzerine kurulması,
Her türlü ŞİDDETİ TEŞVİK ETMESİ, ŞİDDETE BAŞVURANIN KAHRAMAN OLMASI,
NE KADAR KANLI OLURSA O KADAR İLGİ ÇEKER mantığıyla en kanlı görüntülerin oluşturulması,
Dizilerde gittikçe GADDARLIĞIN ARTIRILMASI,
MAFYANIN CAZİP GÖSTERİLMESİ, hatta mafyanın rol model olarak sunulması,
Sadece günümüze bakan dizilerde değil, tarihi film ve dizilerde de ne kadar KANLI KAFA KESME SAHNESİ varsa, onların teşvik edilmesi,
Dizilerde BİRİLERİNİN ÖLDÜRÜLMESİNE BAZI AİLELERİN TOPLUCA SEVİNMESİNİ SAĞLAYACAK BİR TÜRK TOPLUMU oluşturulması,
İnsanlara BİLİNÇALTI TELKİN olarak sürekli KAVGA, ENTRİKA VE SALDIRGANLIK öğretilmesi,
SEVGİDEN ASLA BAHSEDİLMEMESİ,
Bu stratejinin en bilinen taktikleridir.
Dikkat edilirse bu strateji, özellikle SON 8 YILDIR abartılı şekilde uygulanır hale gelmiş ve HABERLER VE HABER PROGRAMLAR da buna dahil edilmiştir. "7 yaş üzeri için uygundur" ibaresiyle verilen bir kısım haberler, o kadar ürkütücü görüntüler kullanmaktadır ki, sadece 7 yaş altına değil, her yaştan herkes için sakıncalıdır. ADETA ŞİDDET EĞİTMENİDİR.
Hiçbir haber değeri olmayan bu haberlerin NE AMAÇLA YAYINLANDIĞI, İNSANLARA NEDEN GÖSTERİLDİĞİ, NEDEN HER AKŞAM BU KADAR ALAKASIZ ŞİDDET İÇERİKLİ GÖRÜNTÜNÜN ÖZEL OLARAK ARANIP BULUNDUĞU ilk bakışta anlaşılamayabilir. Aslında, insanları böylesine basit gören bu anlayış, geçmişten beri insanları istediği şekilde yönlendirebilen derin devletlerin, aynı insanları şiddete alıştırma yöntemidir. Burada haber içeriklerinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, izleyiciye, "İNSANLARDAN NEFRET ET, SALDIRGAN OL, GEREKİRSE ŞİDDETE YÖNEL, BU SENİN HAKKIN" telkinini verebilmektir.
Çocuktan Katil Olur mu?
ÇOCUK KATİLLERDEN bahsettiğimiz şu dönemde, çocukların "katil olmaMAları", "şiddete başvurmaMAları", "öfke dolu olmaMAları" için gece gündüz önlemler düşünülmektedir. BİR TOPLUMUN BU KONUMA GELMESİ, OLAĞANÜSTÜ DEHŞETLİ BİR DURUMDUR. Bu konuda getirilen öneriler ise, çocuklara interneti yasaklamak, şiddet içerikli yayınların -ki bu artık TV yayınlarının tümünü kapsamaktadır- başına "7 yaş üzeri için uygundur" ibaresi koymak gibi pasif önlemlerdir.
Oysa toplumun bizzat kendisi bu şiddet eğilimine alıştırılmışken, gece gündüz televizyonlarda bunu öğrenmekteyken, aynı zamanda bu eğitimi, çocuğun arkadaşları da ve arkadaşlarının aileleri de alıyorken, böyle pasif önlemlerden bahsetmenin hiçbir yararı yoktur. Günümüzde bir çocuk isterse, artık internete her yerden girebilir. Konu, bir şeyleri yasaklamak değil, halkı şiddete sürükleyen bu stratejiyi ortadan kaldırmaktır.
Benzer ortamda, özellikle TV kanallarından benzer eğitimi alan çocukların, BİRBİRLERİNİN ARKADAŞI olduğunu, AYNI AKRAN ÇEVRESİNİ oluşturduğunu da unutmamak gerekir. Zaten her yere hakim olmuş olan kötülüğü, birbirlerinden de öğreneceklerdir. Artık iyi arkadaş bulmak, gitgide zorlaşmıştır. Çocuk, aldığı bu şiddet eğitimi sonucunda, işlerini güzel ahlakla değil, öfke ve şiddetle çözme eğiliminde olacaktır. Dolayısıyla, bir çocuk, dış telkinlerden ne kadar korunursa korunsun, bir araya geldiği arkadaş çevresi, ona zaten iyi olmamak gerektiğini gösterecektir.
Dolayısıyla, basın-yayın ve sosyal medya yoluyla herkese kötülüğün öğretildiği bir ülkede, BİR ÇOCUĞU KÖTÜLÜKLERDEN İZOLE YETİŞTİRMENİN ARTIK İMKANI KALMAMIŞ GİBİDİR.
Türkiye İçin Dehşet Verici Tablo
Basın yayın yoluyla -kasıtlı biçimde- hakim edilen bu şiddet politikaları nedeniyle ortaya çıkan tabloyu inceleyecek olursak;
"İçişleri Bakanlığı raporuna göre, 2025'te suça sürüklenen çocukların yüzde 71'i 15-17 yaş, yüzde 29'u 12-14 yaş grubunda yer aldı.
2020-2025 döneminde KASTEN ÖLDÜRME olaylarının ORTALAMA YÜZDE 15’İNE ÇOCUKLARIN KARIŞTIĞI belirtildi. 2025'TE BİN 764 KASTEN ÖLDÜRME OLAYININ 266'SINDA ÇOCUKLARIN YER ALDIĞI, CİNAYET OLAYLARINA KARIŞAN ÇOCUK SAYISININ 478 OLDUĞU bilgisi paylaşıldı."1
"Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verilerine göre Türkiye'de madde bağımlısı sayısı 2025'te 15 milyona yaklaştı. Federasyon Başkanı Halit Toprak, "KULLANIM YAŞI 12'LERE KADAR DÜŞTÜ" dedi."2
BİR YIL İÇİNDE GERÇEKLEŞEN 1764 KASTEN ÖLDÜRME OLAYININ 266'SINDA ÇOCUKLARIN YER ALMASI, UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞININ 12'LERE KADAR İNMESİ, ülkemiz açısından oldukça VAHİM BİR TABLODUR. Bu tablo, derin devletin stratejilerinin büyük oranda başarıya ulaştığını göstermektedir.
Bu strateji devam ettirildiğinden ve buna kimse karşı çıkamadığından, müvekkile göre bu durum, çok daha korkunç boyutlara ulaşacak gibi görünmektedir.
Müvekkilin her zaman ısrarla ve tekrarla hatırlattığı, dikkat çektiği hususu, tekrar dile getirelim: ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ, GÜZEL AHLAKLI OLABİLMELERİ ANCAK VE ANCAK DOĞRU DİNİ ANLAMALARI VE DİNDAR OLMALARI İLE MÜMKÜN OLUR. Çocuklara, KURAN'DAKİ GERÇEK DİNİN ÖĞRETİLMESİ ve bu şekilde GERÇEKTEN DİNDAR OLAN BİR NESİL YETİŞTİRİLMESİ gerekir. Zaten Kuran'daki dini iyi anlayan bir çocuk veya gencin, dindar olmaması, bu dini sevmemesi, güzel ahlaklı olmaması mümkün değildir.
Bunu, müvekkil ADNAN OKTAR DAHA ÖNCE BAŞARMIŞTIR. Diyanet'in "gençlere ulaşamıyoruz" dediği dönemde KENDİSİ GENÇLERE ULAŞMIŞTIR. Gençlerin büyük bir kısmı, müvekkilin anlattığı dine hayran kalmış, İslam dininin güzellikleriyle ilk defa tanışmışlardır. Zaten müvekkilin, derin devlet tarafından kapsamlı bir kumpasa uğrayarak susturulmasının ana nedeni bu başarısı ve etkisidir.
Çocuklarımızın ve Gençlerimizin Kurtarılması Mümkündür
Şu anda bu etkinin yeniden oluşturulması ve çocuklarımızın ve gençlerimizin kurtarılması mümkündür. Hatta tüm toplumun kurtarılması mümkündür. Bunun için MÜVEKKİLİN DANIŞMANLIĞINDA BİR EĞİTİM SİSTEMİNİN OLUŞTURULMASI ÖNEM TAŞIMAKTADIR. Müvekkil, daha önce de çok defa dile getirdiği gibi, bu konuda DEVLETİMİZDEN İMKAN İSTEMEKTE, devletimizin uygun gördüğü kişilerle görüşme ve ONLARI BU KONUDA YÖNLENDİREREK BİR EĞİTİM STRATEJİSİ OLUŞTURMA YÖNÜNDE BİR KATKI SAĞLAMAK istemektedir. Daha önce de belirttiği gibi, müvekkilin bu konuda, cezaevinden çıkma gibi bir şartı yoktur.
Bunun yanı sıra, müvekkilin tüm yayınlarının, kitaplarının ve eserlerinin bulunduğu internet sitelerinin TEKRAR ERİŞİME AÇILMASI hayati bir konudur. Çünkü bu sitelerde ve kitaplarda, müvekkilin anlattığı GERÇEK İSLAM DİNİ, tüm detaylarıyla anlatılmakta, GÜZEL AHLAKIN SIRLARI reddedilemeyecek netlik ve açıklıkla izah edilmektedir. Bu sitelerde ve kitaplarda, 40 yıllık bir çaba vardır. Bu 40 yılda gösterilen çaba, milyonlarca insanın imanına vesile olmuştur. Dolayısıyla bu siteler ve kitaplar üzerindeki yasakların kaldırılmasıyla, 40 yıldır milyonlarca insanın imanına vesile olan külliyat, tekrar insanlara ulaşabilir hale gelecek ve çok büyük hayırlara vesile olacaktır.
MÜVEKKİL, BU KONUDA KENDİSİNDEN EMİNDİR. BU HUSUSTA BÜYÜK BAŞARILARA VESİLE OLACAĞINA İNANMAKTADIR. Daha önce de inanarak ve doğruları savunarak yola çıkmış ve BUNU GERÇEKTEN BAŞARMIŞTIR. Bu hususun dikkate alınması ve bu konuda HIZLI DAVRANILMASI gerektiğini düşünmektedir. Çünkü toplum, istenmeyen bir duruma doğru sürüklenmektedir ve mevcut şartlarda buna karşı alınacak bir önlem yok gibi görünmektedir.
Sayın Teşkilatınızın takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.21.02.2026