Programda, gündemdeki uyuşturucu operasyonlarından bahsederken yaptığı yorum sırasında; “Yani orada hakikaten anlatılanlar ki bak bir kişi anlatsa ben gizli tanık anlatsa doğru kabul etmem hemen veya bir kişi anlatsa şerh düşerim ama 34 kişi benzer şeyleri söylüyor. Yani Adnan Hoca tarikatı gibi.” şeklinde bir beyanda bulunmuştur.
Av. Sinan Civriz kamuoyunun pek tanımadığı bir kişidir. Son 2-3 yıldır siyasi olaylara yorumlar getirerek popülerleşmeye çalıştığı, katıldığı nadir televizyon programlarında kamuoyunu etkileyecek yorumlar yapma çabasında olduğu görülmektedir. Tekzibe konu olan 2 Ocak tarihli yayın da bunlardan biridir.
Son dönemlerde dikkat çekmeye, ünlü olmaya çalışan bazı yorumcuların ve gazetecilerin olur olmaz her konuda mutlaka müvekkil Adnan Oktar’ın ismini geçirme çabaları dikkat çekmektedir. Avukat Bey de programda uyuşturucu operasyonlarında etkin pişman olarak ifade verenlerden bahsettiği bir sırada konuyu hiçbir ilgisi olmadığı halde müvekkil Adnan Oktar’a getirmiştir.
SUÇLAMAYA DELİL BULUNMADIĞINDA ETKİN PİŞMANLIK KURUMU DEVREYE GİRMEKTEDİR
Kamuoyunun çok iyi bildiği gibi, Adnan Oktar Davası baştan sona tek bir somut delili olmayan beyanlar üzerine kurulmuş bir kumpas davasıdır. Suçlamaları yapan müştekiler, arkadaş grubuyla tanışıklıkları olan kişilerden özel olarak seçilerek baskı, tehdit ve korkutma yoluyla müşteki olmaya mecbur edilmiştir. "YA ŞİKAYETÇİ OLURSUN YA DA ONLARLA BİRLİKTE TUTUKLANIRSIN" tehdidiyle karşı karşıya bırakılan genç kadınlar -kendi iffetlerini karalamak pahasına- yüzlerce çelişki içeren akıl almaz hikayeler uydurmuşlardır. (Kanıtları dava dosyasında bulunmaktadır)
Yapılan polis operasyonu sonrasında ise adeta bir ETKİN PİŞMAN DEVŞİRME OPERASYONU BAŞLATILMIŞ ve Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerine bu amaçla ÖZEL AVUKATLAR gönderilmiştir. Bu avukatlar, tutuklu kişilere, ancak müvekkil ADNAN OKTAR’I (İFTİRA ATARAK) SUÇLAMALARI DURUMUNDA ÖZGÜR KALACAKLARI, AKSİ TAKDİRDE İSE HAPİSTEN ÇIKMA İHTİMALLERİ OLMADIĞI tehditlerinde bulunmuşlardır.
Adnan Oktar Davası'nda, cezaevlerine gidip hiç tanışıklığı bulunmayan tutuklularla görüşerek onları etkin pişmanlığa zorlayan kişilerden biri de Av. Celal Ülgen’in hukuk ofisinde çalışan Av. Fuat Selvi’dir... Söz konusu avukat, hayatı boyunca cezaevi görmemiş iyi eğitimli, iyi ailelerden gelmiş olan insanları, cezaevinin zorlu şartları altındaki durumlarından istifade ederek etkin pişmanlığa zorlamış ve onlara;
"Devlet üzerinizi çizdi; etkin pişman olmazsan bir daha Güneş yüzü göremeyeceksin" demiş,
Önüne, ÖNCEDEN HAZIRLANMIŞ bir ifade koyarak;
"Bunu imzala, akşam yemeğini evinde annenle birlikte ye" demiş,
"Tek bir imzanla bütün suçlamalar buhar olacak, ön kapıdan çıkacaksın" demiş,
Bu kişilerin ifadelerine, her fırsatta yeni sahte suçlamalar ekleyerek, yeni imzalar attırmıştır. ORTADA GERÇEKTEN SUÇ VE SUÇA DAİR DELİL OLMUŞ OLSA, BÖYLE HUMMALI BİR ŞEKİLDE ETKİN PİŞMAN VE MÜŞTEKİ BEYANI OLUŞTUMA ÇABASINA GEREK KALMAYACAĞI AÇIKTIR.
Sonuç olarak, bu yalan ve iftira içerikli düzmece beyanlara dayanılarak sahte suçlar oluşturulmuş ve TERTEMİZ HANIMLAR, MASUM GENÇLER MAHKUM EDİLMİŞLERDİR. Tüm Türkiye yalan olduğu ispatlanmış etkin pişman beyanlarıyla hüküm kurulmasının hukuksuzluğunu gayet iyi bildiği halde, birtakım gazeteciler ve yorumcular el birliğiyle bu hukuk dışı sistemi alkışlamışlar ve halkı “bunun olağan olduğuna” inandırmaya çalışmışlardır.
Bugün de Av. Sinan Civriz’in halen etkin pişmanlık sisteminin hukuk dışı amaçlar için nasıl suistimal edildiğini bir hukukçu olarak gayet iyi biliyor olmasına rağmen destekliyor olması dikkat çekicidir. Ne etkin pişmanların sayısının ne de somut delille desteklenmeyen beyanlarının hukuki bir değerinin olmadığını kanaatimizce kendisi de çok iyi bilmektedir.
Av. Sinan Civriz’in şunu unutmaması gerekir ki, hukuk ihlal edilerek insanların baskı ve kontrol altına alınmasını, inançlarından ve yaşam tarzlarından vazgeçmelerinin sağlanmasını esas alan bir sistemi desteklemek bir gün kendisini, sevdiklerini, değer verdiklerini de mağdur edebilecek bir felakete katkıda bulunmak demektir. Bir hukukçu olarak kendisinin de, dönemin rengine ya da rüzgarın estiği yöne göre değil, vicdana ve evrensel hukuka göre değerlendirmelerde bulunmanın önemine inandığı kanaatindeyiz. Meslektaşları arasında, taraf olduğu siyasi çevreden menfaat sağlama beklentisiyle yüzeysel, hamasi, akıl ve mantıktan uzak yorumlarda bulunan kişileri kendisi de görüyor, bu kişilerin halkın gözünde hiçbir değer ve itibarlarının olmadığını muhakkak kendisi de biliyordur.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINDA HİÇBİR UYUŞTURUCU VEYA YASAKLI MADDE HATTA ALKOL DAHİ TESPİT EDİLMEMİŞTİR
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINA 1999 VE 2018’DE YAPILAN OPERASYONLARDA UYUŞTURUCU TARAMASI YAPILMIŞ, TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU, YASAKLI MADDE VE HATTA ALKOL TESPİT EDİLMEMİŞTİR. ÖYLE Kİ MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ YAŞADIKLARI EVLERİN KİLERLERİNDE BULUNAN ERZAKLARA DAHİ EL KONULUP ADLİ TIBBA GÖTÜRÜLEREK MERCİMEK, BULGUR, UN PAKETLERİNDE BİLE UYUŞTURUCU TARAMASI YAPILMIŞ VE HİÇBİR MADDEYE RASTLANMADIĞI BELGELENMİŞTİR.
Buna rağmen bazı art niyetli kişiler, son günlerde yapılan uyuşturucu operasyonlarını fırsat görerek basında ve sosyal medyada müvekkil ve arkadaşlarının da uyuşturucu kullandıkları şeklinde iftira içerikli anlatımlar yapmaktadırlar.
Müvekkil ve arkadaşlarının yargılandıkları iddianamede dahi olmayan bu çirkin iddianın iftira olduğu, polis operasyonu sırasında yapılan uyuşturucu ve yasaklı madde taraması sonucunda verilen Adli Tıp raporu ile belgelenmiştir.
2018 yılında, sabah saat 05.30’da, eş zamanlı olarak müvekkil ve arkadaşlarının yaşadığı 125 ev ve işyerine yapılan polis baskınının ardından alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde tek bir kişide dahi herhangi bir uyuşturucu veya yasaklı maddeye ve hatta alkole dahi rastlanmadığı bilimsel olarak belgelenmiştir.
Yapılan testler sonucunda ADLİ TIP KURUMU BAŞKANLIĞI’NIN 18/07/2018 tarihli raporunda İSTİSNASIZ HERKES İÇİN;
“ALKOL (ETANOL METANOL), UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDELER BULUNMADIĞI” belirtilmiştir.
Aşağıda Adli Tıp Raporu'nun bir bölümüne yer verilmiştir. Müvekkil Adnan Oktar’la başlayan liste, test yapılan 170 kişi ile aynı şekilde devam etmektedir:
Ne var ki, her fırsatta müvekkil ve arkadaşları hakkında her türlü çirkin iftiraya yer veren bazı kişi ve kurumlar, bu insanların tertemiz olduklarına dair Adli Tıp raporundan bir satır dahi bahsetmemişlerdir.
1999 YILINDA YAPILAN POLİS OPERASYONUNDA DA, EVLERDEKİ EŞYALARIN DAHİ ÜZERİNDE UYUŞTURUCU ARANMIŞ ANCAK TÜM EVLERİN TERTEMİZ OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 26/11/1999 tarihli ekspertiz raporunda herhangi bir uyuşturucu izine rastlanmadığı belirtilmiştir:
Yine Müvekkil Adnan Oktar’a 1999 tarihinde yapılan kokain tespiti testi de tertemiz çıkmıştır.
Tüm bunlara rağmen Av. Sinan Civriz’in, hiçbir bilgisi ve araştırması olmadığı bir konuda, dava dosyasında da bir inceleme yapmadığı açıkça görüldüğü halde, çirkin iftiraları somut gerçekmiş gibi dile getirmesi yakışık almamıştır.
Tüm Türkiye, müvekkil ve arkadaşlarının tertemiz masum insanlar olduklarını çok iyi bilmektedir. Ancak Kur’an’da Hz. Yusuf (as) için de belirtildiği gibi, lehlerine deliller görülmesine rağmen, belli bir hikmet üzere bir süre cezaevinde tutulmaları kararı verilmiştir.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız:
Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35)
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları bunda muhakkak Allah’ın dilediği bir hayır, güzellik ve hikmet olduğuna kesin olarak inanmakta, Devletimiz’in aldığı karara saygı ve hürmet duymaktadırlar.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 19.02.2026