Her Olağanüstü Olaya "Bilim" Deyip,
Allah'ın Uyarılarını Görmezden Gelmek
Müvekkil Adnan Oktar, hayatı boyunca bilimin önemine inanmış ve Allah'ın varlığını ve Kuran mucizelerini, bilimsel kanıtlara dayanarak insanlara göstermiş olan bir kişidir. Allah'ın yarattığı mucizelerdeki detayları, Kuran'daki bilimsel olağanüstülükleri, Kuran'daki matematik mucizesini ve Darwinist ideolojinin geçersizliğini, doğrudan bilimsel delillere dayanarak belgelemiştir. İşte bu nedenledir ki, müvekkile göre, bilimin varlığını çok büyük önem taşımaktadır. Her şeyden önce BİLİM, müvekkile göre ALLAH'IN YARATMA SANATINI ANLAMAK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR YOLDUR.
Dolayısıyla müvekkil, hayatı boyunca bilimden yana olmuş, her zaman bilimsel gerçekler dahilinde izahlar yapmış ve bilimin tam olarak anlaşılmasını Allah'ın varlığının anlaşılması için de gerekli görmüştür.
Aşağıda yer alan eleştiriler, sözde bilim savunuculuğunu, Allah'tan ve yarattıklarından uzaklaşmak için yol sayanlara yönelik izahlardır. "Bilimsellik" kelimesi, ne yazıktır ki, özellikle son zamanlarda din karşıtlığı ile eşdeğer kullanıldığı için, insanlar karşılarındaki en büyük gerçekleri göremez hale gelmişlerdir.
Bilim Adı Altında, Olağanüstü Olayları Makulleştirme Çabası
1900'lü yıllarda, özellikle de Darwinizm'in "bilim" adı altında tartışılamaz bir gerçekmiş gibi sunulmasının ardından, insanlar, "bilimsel" ve "bağnaz" olarak etiketlenir oldular. Müvekkile göre, tüm dünyaya hakim olmuş olan Darwinist diktatörlük, insanları Darwinizm'e inanmaya mecbur hale getirirken, buna direnenleri de "bağnaz" olarak damgaladı.
Öyle ki, bağnaz damgası yiyen profesörler, üniversitelerdeki işlerinden atıldılar; bilim adamları çalıştıkları iş yerlerinden ayrılmak zorunda bırakıldılar. Bu kişiler çevrelerinde de dışlanır hale getirildiler. Çünkü dinsizlik propagandası, ancak ve ancak Darwinizm ile yapılabilirdi. Bilim ile uzaktan yakından alakası olmayan Darwinizm ise, ancak ve ancak bir dikta yönetimi ile kabul ettirilebilirdi. Öyle de oldu.
Bu tarihten itibaren bilimin adı her zaman Darwinizm oldu. Yine aynı şekilde bu tarihten sonra, dindar insanlar hep bilim karşıtı olarak yaftalandılar. Din ve bilim, birbirine tamamen karşıt kavramlarmış gibi bir atmosfer oluştuğundan, herhangi bir bilimsel açıklamaya dini bir izah eklemek imkansız hale getirildi.
Müvekkile göre, işte bu tarihlerden sonra, YAŞANAN PEK ÇOK KÜRESEL VEYA BÖLGESEL OLAY DA, AYNI YORUMLARA MARUZ BIRAKILDI. Hemen her doğa olayına, afete veya küresel felakete, bilimsellik adı altında teknik izahlar getirme arayışı doğdu.
Buna birkaç örnek vermek gerekirse;
Tüm dünyayı kasıp kavuran ve geçmişte örneği görülmemiş olan kuraklık, kıtlık ve iklimsel değişimler için KÜRESEL ISINMA açıklamaları yapılmaya başlandı.
Şehirleri yıkan DEPREMLERE teknik açıklamalar getirme çabası doğdu. Örneğin, ülkemizde 11 ili yıkan 6 Şubat 2023 deprem felaketi için HAARP açıklamaları gündeme getirildi. Başka depremler, nükleer çalışmalarla ilişkilendirildi.
Tüm dünyayı Covid 19 pandemisi adı verilen bir bela sardı. Milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Sokağa çıkma yasakları yaşandı. Sokaklarda, kafelerde, iş yerlerinde insan kalmadı. Hayalet şehirler oluştu. İnsanlar yıllar boyunca maskelerle dolaşamaya mahkum hale geldiler. Ailelerini dahi göremediler. Hastaneler, pandemi hastalarına yetişemez hale geldi. Yoğun bakım üniteleri doldu taştı. İnsanlar, defnettikleri yakınlarının toprağına dahi dokunamadılar. Bu olağanüstülükleri yaşarken, topluma, Covid 19 virüsünün laboratuvarda oluşturulduğu iddiası dayatıldı.
Müvekkile göre, yaşanan her afet için yapay sebepler aranır oldu. Her şeye teknik bir açıklama getirmek, adeta bir adet halini aldı. İnsan yapımı gerekçeler, olayların tek kaynağı gibi gösterilmeye çalıştı. Her şeye bilimsel bir izah bulma adı altında, insanlara ASIL KONU unutturulmaya çalışıldı. İNSANLAR HER TÜRLÜ ABSÜRT İHTİMALİ KONUŞUR; AMA SADECE "ALLAH" DEMEZ HALE GETİRİLDİLER.
Oysa önüne geçilemeyen Covid 19 Pandemisi milyonlarca insanın canını alırken, tüm insanlık buna karşı çaresiz kalmışken; depremde on binlerce canımız yaşamını yitirmişken, enkaz altından feryatlar yükselirken;
Ülkemizde SAAT BAŞI SELALAR okunuyordu.
İnsanlar ibadet yerlerinde DUA EDİYORLARDI.
Kıtlık ve kuraklık ülkemizi sardığında YAĞMUR DUALARINA ÇIKILDI.
Çünkü müvekkile göre, insanlar, YAŞADIKLARI AFETLERİN, SALGIN HASTALIKLARIN, OLAĞANÜSTÜ DOĞA OLAYLARININ ALLAH'TAN GELDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORLAR.
BUNLARIN TÜMÜNÜ ALLAH'IN ORTADAN KALDIRACAĞINI, YARALARINI ALLAH'IN SARACAĞINI, ALLAH'IN ÇÖZÜM YOLLARINA ULAŞTIRACAĞINI DA ÇOK İYİ BİLİYORLAR.
Bir mikroba karşı aciz kalan insan, onunla mücadele ederken, ONU VAR EDENİN DE, ORTADAN KALDIRACAK OLANIN DA ALLAH OLDUĞUNU ÇOK İYİ BİLİYOR. O SIRADA KİMSEYİ, BUNA İKNA ETMEK İÇİN ÇABA HARCAMAK GEREKMİYOR.
Çünkü, müvekkile göre, istisnasız herkes, VİCDANINDA, BUNUN TEK GERÇEK OLDUĞUNU MUTLAKA BİLİYOR.
Müvekkil, bu konuda aşağıdaki Kuran ayetini hatırlatmaktadır:
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırız
Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, DİNDE O'NA 'GÖNÜLDEN KATIKSIZ BAĞLILAR (MUHLİSLER)' OLARAK ALLAH'A DUA ETMEYE BAŞLARLAR: "ANDOLSUN EĞER BUNDAN BİZİ KURTARACAK OLURSAN, MUHAKKAK SANA ŞÜKREDENLERDEN OLACAĞIZ."
Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz Biz'edir, Biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz. (Yunus Suresi, 22-23)
Müvekkile göre, bir kısım insanların durumu budur. Felaketler gelip çattığında, bunun Allah'tan geldiğini ve kendilerini yalnızca Allah'ın kurtaracağını ÇOK İYİ BİLİRKEN, felaketler üzerlerinden geçip gittiğinde buna BAŞKA İZAHLAR ARAMAYA KALKARLAR.
Yaşadıkları felaketi basitleştirmeye, normalleştirmeye çalışırlar.
"Allah yarattı" demek yerine, büyüklenir ve "bilim" adı verdikleri bir putu ilahlaştırırlar.
OYSA BUNLARIN TÜMÜNÜ YARATAN ALLAH'TIR. Afetlere bilimsel bir sebep olarak gösterilen küresel ısınmayı da Allah yaratmıştır. Müvekkile göre Allah, zaten ahir zamanda yıkımların, depremlerin, salgın hastalıkların, kuraklıkların, kıtlıkların, büyük felaketlerin yaşanacağını hadisler yoluyla (aynı zamanda tüm bunlar Tevrat ve İncil'de de haber verilmiştir) tüm insanlığa iletmiştir. Hadislerde yer alan ve gerçekleşmiş alametlerden yola çıkarak, şu anda ahir zamanı yaşadığımız çok açıktır.
Dolayısıyla, yeryüzünde yaşanan tüm doğa olayları, TÜMÜYLE ALLAH'IN KONTROLÜNDEDİR. Tüm bunlara karşı yardım istenecek olan, YALNIZCA VE YALNIZCA ALLAH'TIR. Müvekkile göre Allah, insanları Kendisine yaklaştırmak, kendilerine yakın olduğunu göstermek, insanlara, Allah'a karşı acizliklerini hatırlatmak ve ahir zamanda olduklarını belgelemek için bütün bunları yaratmaktadır.
Müvekkile göre, şayet bu insanlar bütün bunları görmezden gelirse, büyüklenirlerse, "Allah" demekten imtina ederlerse, işte o zaman -Allah korusun- felaketlerin boyutları büyüyebilir. Allah, Kendisini hatırlatacak şekilde büyük olaylar yaratabilir. Bu, Allah'ın Kudretinden uzakta değildir. İşte o zaman, artık kimsenin "bilim bunları var etti" zihniyetinde olacak hali kalmayacaktır.
Her an Allah'ın korumasında olmak ve ahir zamanın zor dönemlerini Allah'ın rahmetinden uzakta geçirmemek için, bu aldatıcı ve oyalayıcı izahlardan uzaklaşmak gerekir. Allah'ın gösterdiği mesajları görmek gerekir. Felaketlerin sona erişi, insanın Allah'a yönelişi ile olacaktır. Bu olduğunda, Allah tüm dünyayı, GÜZELLİKLERLE KUŞATACAKTIR. Bu, ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR.
Müvekkilin bu önemli hatırlatmasını takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.05.01.2026