Adnan Oktar’dan Duyurudur
Son dönemlerde tutuklanma haberleri ve kendisine yöneltilen suçlamalarla gündeme gelen gazeteci Mehmet Akif Ersoy, geçmişte, Adnan Oktar ve arkadaşlarının kamuoyunda geniş çaplı karalama kampanyalarına maruz kaldıkları dönemde, ne yazık ki bu kişilere uyum sağlamış ve özellikle müvekkil hakkında, doğru olmadığından emin olduğu bilgilerin yaygınlaşmasını sağlamıştı.
Geçmişten günümüze müvekkilin faaliyetlerini yakından tanıyan, samimiyetine bizzat şahit olan bir kişi olmasına rağmen, kumpas davalarının propaganda kadrosunun dolduruşuna gelmiş ve muhtemelen, müvekkil ve çevresini kötülerse, muteber bir konuma geleceğini, sektöründe daha teveccüh göreceğini, sözünün geçtiğini düşündüğü kesim tarafından kabul göreceğini düşünerek iftira furyasına katılmıştır.
Öncelikle belirtmeliyiz ki, Mehmet Akif Ersoy'un şu anda yaşadığı kara propagandayı, müvekkil de arkadaşları da asla DOĞRU BULMAMAKTA, özel hayata dair bilgilerin bir suç gibi paylaşılmasını ASLA TASVİP ETMEMEKTE, henüz yargı bir karar vermemişken, yargısız infaz yapılmasını CİDDİ BİR HEZİMET olarak görmekte ve bu çirkin kara propaganda yöntemlerine de ASLA İTİBAR ETMEMEKTEDİRLER. Umarız, Mehmet Akif Ersoy, gerçekten suçsuz olduğu suçlamalardan bir an önce aklanır ve özgürlüğüne kavuşur.
Burada üzerinde durmak istediğimiz husus, Mehmet Akif Ersoy gibi dürüst olarak bildiğimiz bir kişiliğin, müvekkile yönelik iftira kampanyasına dahil oluşu ve bir kısım suçlamalarla ilgili olarak, bunları şu anda KENDİSİNİN DE YAŞIYOR OLDUĞUDUR. Geçmişte, müvekkile karşı, linç taraftarlarına uyum sağlaması, görüldüğü gibi kendisini dokunulmaz kılmamış, derin devlet, yine bir insan harcamakta tereddüt etmemiş ve iftira propagandalarında bizzat kullandığı bir haberciyi dahi hemen yok saymıştır.
Müvekkilin her zaman hatırlattığı gibi, DERİN DEVLETLER BÖYLEDİR. KULLANIP ATMAKTA rakipsizdir. Onları için KİŞİLERİN HİÇBİR ÖNEMİ YOKTUR. Faydalarının bittiğini anladıkları anda, ONLARI HARCAMALARI AN MESELESİDİR.
İşte Mehmet Akif Ersoy'da da durum böyle olmuştur. Müvekkile karşı bu kişi kullanılmış, ardından aynı yöntemlerle kendisi de aynı şekilde susturulmuştur. Bu, asla isteyeceğimiz bir durum değildir elbette; ancak derin devletin yönteminin anlaşılması ve yapanın hiçbir zaman karda olmadığını görmesi bakımından oldukça önemlidir.
Hatırlatmak gerekirse, Mehmet Akif Ersoy, Fuat Kozluklu'nun müvekkil hakkında hazırladığı ve tümüyle iftiralarla ve hakaretlerle dolu kitabına katkı sağlamış; hatta Fuat Kozluklu denen kişi de, kitabında MEHMET AKİF ERSOY'A ÖZEL TEŞEKKÜRLERİNİ iletmiştir. Oysa Fuat Kozluklu, halk arasında genellikle manipülasyon için kullanılmasıyla tanınan bir kişidir.
Mehmet Akif Ersoy'un en büyük hatası, iftiraları linç yöntemi olarak kullanan bu kişilere uymuş olması ve bu camianın kendisine karşı aynı yöntemleri kullanmayacağından emin olması olmuştur.
Müvekkil ve arkadaşlarına yönelik tutuklamaların gerçekleştiği 2018 yılından itibaren, suçlamalar hakkında TEK BİR SOMUT DELİL GETİRİLEMEMİŞ, müvekkille ilgili TÜM RAPORLAR TEMİZ ÇIKMIŞTIR. Yani aslında İFTİRALAR BELGELENMEMİŞ olmasına rağmen hukuksuzluklar yaşanmış ve buna rağmen pek çok kişi suskun izlemiştir. Müvekkil Adnan Oktar, kendilerine yönelik iftira furyasının başladığı tarihten itibaren, çeşitli kesimleri bu hukuksuzluklara karşı suskun kalmamaları konusunda UYARMIŞ ve linçe destek çıkan veya sessiz kalan kişilere, bu adaletsizliklerle karşılaşmalarının an meselesi olduğunu hatırlatmıştır.
Eminiz Mehmet Akif Ersoy da, bu uyarıların tamamını duymuştur.
Uyardığımız konunun gerçekleşmesi elbette isteyeceğimiz bir şey değildir ama bu sistem, başka türlü bir sonuç doğurmamaktadır. Derin devletlerin yöntemi her zaman aynı kullan-at stratejisi üzerine olmuştur. Zaten amaçları, adaleti tamamen yok ederek bu ülkeyi, ülkenin kendi insanları için yaşanmaz hale getirmektir. Fuat Kozluklu tarzı kişilerin yaptığı şekilde adaletsizliğe destek çıkmak veya en azından yapılanlara sessiz kalmak, derin devletin bu hedefine şu an ulaşmasını sağlamış gibi görünmektedir.
O yüzden ne yazık ki Mehmet Akif Ersoy, şu anda yaşattığını yaşamaktadır. Her ne kadar bu, istediğimiz bir şey olmasa da, şu anda pek çok kişinin tecrübe ettiği aleni bir gerçektir. "Hukuksuzluk bize dokunmaz" diyerek yaşanan vahim olaylara sessiz kalan ve hatta alkış tutan herkes, aynı hukuksuzlukları mutlaka yaşamaktadır.
Umarız yakın zamanda Mehmet Akif Ersoy da adil bir sistem karşısında yargılanır ve sonuçlar hayırlı olur. Yine umarız ki, korkunç bir hukuksuzluk ortamına şahit olmuş ama yine de sessiz kalmış olan kişiler, "bana bir şey olmaz" demeyip, artık hukuksuzluklara karşı ses yükseltebilirler. Sadece "kendine adalet" isteyen bencil zihniyetten kurtulup, "herkes için adalet" söylemlerini gerçekçi bir şekilde hayata geçirebilirler.
Kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 30.12.2025